31 Mayıs 2010 Pazartesi
çekirdek
hamster'ımın koşu şeysine sayaç bağlicam hayvan telef oldu binmeyi öğrendiğinden beri, bari kaç km gittiğini görüp mutlu olsun yavrum benim.
israil, naber?
huntington, sana sesleniyorum.
isminin genetik bir hastalık olduğuna hiç değinmeyecektim ama seni o kadar sevmedim ki değinmeye karar verdim.
sen ki müslümanlar pisliktir sloganını amerika'dan duyurmaya çalışan,
sen ki türkiye yırtık ülkedir (!) deyip atatürk'ün ismini doğru yazamayan,
sen ki durup durup özal'dan alıntı veren,
tüm günümü elimden aldın.
demicem başka bişi.
ben de amma politik yazı yazamazmışım burdan bunu gördük.
isminin genetik bir hastalık olduğuna hiç değinmeyecektim ama seni o kadar sevmedim ki değinmeye karar verdim.
sen ki müslümanlar pisliktir sloganını amerika'dan duyurmaya çalışan,
sen ki türkiye yırtık ülkedir (!) deyip atatürk'ün ismini doğru yazamayan,
sen ki durup durup özal'dan alıntı veren,
tüm günümü elimden aldın.
demicem başka bişi.
ben de amma politik yazı yazamazmışım burdan bunu gördük.
yalın
adamın suratı her aklıma geldiğinde "AYM İN LAAĞĞĞĞV" diye başlıyorum ki sakının o zaman benden. sesim göründüğünden kötü. iyi örövizyon parçası bu bence, iyi parça değil de adamın aklından 1 sene geçse de çıkmayan. bu sonuncusu baya kötü bence. ben robotumuzu da pek sevmedim o ayrı hikaye.
sabancı'nın çim sulamak için kullandığı fıskiyelerin arasında mayomu giyip fink atmak istiyorum. maalesef ya elimde bilgisayar ya defter yada hastayken kaşılaştığım için tadını çıkaramadım. onun yerine kafamda nasıl ıslanmam algoritmaları yaratıp aklımı kullanıyorum. geçen gün bi yol gördük 5 kız ortada kalmış geçemedikleri için üzülüyorlardı.
şimdi hatırladım da; baktım evde, attım hafızaya, beyin bedava. hamallığa gerek yok.
almanya yenince biz de ikinci olmuş sayıldık.
ruby diye programlama kitabi gördüm ic'de. üşenip bakamadım ama şimdi de "rubirubirubirubiieeee, ağağağ" söylüyorum.
sesi kötü bi insan için çok şarkı söylüyorum. hatta tüm tekirdağ ahalisinden burayı okuyorlarsa çok özür diliyorum. ben kendi sesime ya onu duymayınca ya da sarhoşken katlanabildiğimden sebep, ki ikisi de aynı kapıya çıkıyo, konserlerde falan söylüyordum anca. tekirdağda (ya da tekirdağında bilmiyorum) sarhoştum ve bağıra bağıra şarkı söyledim. eğer ortamda sarhoş olmayan biri vardıysa, kendisinden çok çok özür diliyorum, biliyorum katlanılcak işkence değil. bir ara idil'i yakaladım bana bakıp göz kırptı o an çok bir şey farketmedim ama ayılınca çok utandım. kızın sesi birinden iyi diyecektim ama karşılaştırma yapacak insan bulamadım o derece.
evet ya, essay yazmam lazım ondan hala burdayım.
o değil de, biri şu altta beğendim beğenmedim falanları nasıl yapacağım konusunda beni aydınlatabilir mi?
sabancı'nın çim sulamak için kullandığı fıskiyelerin arasında mayomu giyip fink atmak istiyorum. maalesef ya elimde bilgisayar ya defter yada hastayken kaşılaştığım için tadını çıkaramadım. onun yerine kafamda nasıl ıslanmam algoritmaları yaratıp aklımı kullanıyorum. geçen gün bi yol gördük 5 kız ortada kalmış geçemedikleri için üzülüyorlardı.
şimdi hatırladım da; baktım evde, attım hafızaya, beyin bedava. hamallığa gerek yok.
almanya yenince biz de ikinci olmuş sayıldık.
ruby diye programlama kitabi gördüm ic'de. üşenip bakamadım ama şimdi de "rubirubirubirubiieeee, ağağağ" söylüyorum.
sesi kötü bi insan için çok şarkı söylüyorum. hatta tüm tekirdağ ahalisinden burayı okuyorlarsa çok özür diliyorum. ben kendi sesime ya onu duymayınca ya da sarhoşken katlanabildiğimden sebep, ki ikisi de aynı kapıya çıkıyo, konserlerde falan söylüyordum anca. tekirdağda (ya da tekirdağında bilmiyorum) sarhoştum ve bağıra bağıra şarkı söyledim. eğer ortamda sarhoş olmayan biri vardıysa, kendisinden çok çok özür diliyorum, biliyorum katlanılcak işkence değil. bir ara idil'i yakaladım bana bakıp göz kırptı o an çok bir şey farketmedim ama ayılınca çok utandım. kızın sesi birinden iyi diyecektim ama karşılaştırma yapacak insan bulamadım o derece.
evet ya, essay yazmam lazım ondan hala burdayım.
o değil de, biri şu altta beğendim beğenmedim falanları nasıl yapacağım konusunda beni aydınlatabilir mi?
29 Mayıs 2010 Cumartesi
adamın içine kaçan thom yorke
b: ben "yansın" dan korkuyorum.
m: höeh. nassı yani?? çok güzel parça bence..
b: çok güzel. o yüzden korkuyorum zaten.
bazı parçalar o kadar işliyor ki içime, dinleyerek söyledikleri her şeyi yapabileceğime inanıyorum. sil baştan, yansın, çoban yıldızı; belki biraz da dancing queen, lithium. ama daha çok türkçe.
söyledikleri her şeyi yapabileceğime inancımdan da korkuyorum işte. ne kadar mutlu hissettirdikleri, neler canlandırdıkları önemsiz.
ben çok sevince hep korkarım zaten.
whatever makes you happy, whatever you want.
ps: başlık için esat'a el sallıyorum.
m: höeh. nassı yani?? çok güzel parça bence..
b: çok güzel. o yüzden korkuyorum zaten.
bazı parçalar o kadar işliyor ki içime, dinleyerek söyledikleri her şeyi yapabileceğime inanıyorum. sil baştan, yansın, çoban yıldızı; belki biraz da dancing queen, lithium. ama daha çok türkçe.
söyledikleri her şeyi yapabileceğime inancımdan da korkuyorum işte. ne kadar mutlu hissettirdikleri, neler canlandırdıkları önemsiz.
ben çok sevince hep korkarım zaten.
whatever makes you happy, whatever you want.
ps: başlık için esat'a el sallıyorum.
26 Mayıs 2010 Çarşamba
amfide değil kanaldayım ulan!
şimdi size birkaç bilgi vereceğim.
dünyada ilk kız bas çalan insan ben değilim.
bas da bir yanflüt, ne bileyim bir çello gibi enstrumandır, ele alındığında "warning! male needed!" uyarısı vermez. bu yüzden "nasıl çalıyorsun?" sorusuna cevap veremiyorum.
hayır bas benden uzun değil, hayır bas benden ağır değil.
bas gitarı ben gibi her kız eline alabilir, 10 ay ders alırsa ben gibi çalabilir.
vokal yeteneğim olmadığı, müziği sevdiğim ve bas gitarın sesini çok sevdiğim için bas çalıyorum.
başka sorunuz olursa cevaplamak için can atarım.
ayrıca, jack'ı çıkardığımda çıkan sesin üzerine "abii biri de amfiyi kapayıp çıkarsın be ehuhe" diyen insan: "ÇIKARIYORUUM" deyip, 10 saniye kadar bekleyip jack'ı çıkardım, eğer azcık olaylan alakan varsa yanımdaki amfi için haber vermeyeceğimi, amfinin zaten kapalı olduğunu ama benim amfiden çalmadığımı bilmeni isterim. hani bi masa var insanlar başında duruyo, hah o mixer, sesi ondan ayarlıyorlar. etrafta da koccaman kolonlar var ya, ses de onlardan geliyo.
asabiyim bi de evet,
hadi kib.
dünyada ilk kız bas çalan insan ben değilim.
bas da bir yanflüt, ne bileyim bir çello gibi enstrumandır, ele alındığında "warning! male needed!" uyarısı vermez. bu yüzden "nasıl çalıyorsun?" sorusuna cevap veremiyorum.
hayır bas benden uzun değil, hayır bas benden ağır değil.
bas gitarı ben gibi her kız eline alabilir, 10 ay ders alırsa ben gibi çalabilir.
vokal yeteneğim olmadığı, müziği sevdiğim ve bas gitarın sesini çok sevdiğim için bas çalıyorum.
başka sorunuz olursa cevaplamak için can atarım.
ayrıca, jack'ı çıkardığımda çıkan sesin üzerine "abii biri de amfiyi kapayıp çıkarsın be ehuhe" diyen insan: "ÇIKARIYORUUM" deyip, 10 saniye kadar bekleyip jack'ı çıkardım, eğer azcık olaylan alakan varsa yanımdaki amfi için haber vermeyeceğimi, amfinin zaten kapalı olduğunu ama benim amfiden çalmadığımı bilmeni isterim. hani bi masa var insanlar başında duruyo, hah o mixer, sesi ondan ayarlıyorlar. etrafta da koccaman kolonlar var ya, ses de onlardan geliyo.
asabiyim bi de evet,
hadi kib.
24 Mayıs 2010 Pazartesi
hot kiss
bas gitar gibi bi enstrüman çalmaya başlamadan önce insanlarla 19 yıldır anlaşamadığımı hatırlasaymışım keşke.
(bu arada hayır gitar çalarsan kendi başına da çalarsın insanlarından değilim, sonuçta bas da gitar da davul da vokal de bir gruba ihtiyaç duyacak en nihayetinde.)
zaten 2 parça çalacağımız konserimsi için 1 ay önceden verildi parçalar. ilk hafta prova alındı, davulcu bilmiyordu bir tek parçayı. diğerleri zaten hallolmuştu.
2. hafta benim darlamamla prova alındı, dalga da geçildi aceleci ve heyecanlı olduğum için, davul da öğrenmişti parçayı, parça halloldu.
3. hafta, hocanın bizden sorumlu olduğunu söylediği vokale 2 mail attım, hocayı 5 kere msn'den itekledim ama ikisinden de hiçbir tepki alamadım.
4. hafta, benim kendi bas hocamı soundcheck ve konseri arasında evine giderek hallettiğim, kadının tüm bildiği küfürleri etse haklı olacağı bir durumda hallettiğim hem de, bas hocam da türkiye'nin en iyi kadın basçısı bu arada, 2. parçanın "zaten" yetişmeyeceğini, diğer parçayı prova edeceğimizi stüdyoda öğrendim. bu arada gitar stüdyoda yoktu, vokal de "ehue ben hiç bakmadım onun sözlerine falan" demişti. lann biz şimdi niye prova alıyoruz madem sadece ilk parçayla çıkıcaz biz yaptık o parçayı şimdi oturup diğeri çıkaralım o zaman!!! 'ı daha kibar bi biçimde söylememin üzerinden 3 dakika geçmedi ki stüdyoyu 2 kız bastı ve bu saate stüdyoyu aldıklarını söylediler, vokalin, "en kötü soundcheckte hallederiz artık" cümlesinin sonunu dinlemeye tahammül dahi edemeden terk ettim stüdyoyu.
bu arada vokalin sürekli diğer gruplarıyla aldığı provalardan haberdar olmam, onların "daha iddialı" olduğunu büyük bir gururla söylüyor olması beni çok feci kaşındırıyor.
bir süre bas çalamayabilirim.
(bu arada hayır gitar çalarsan kendi başına da çalarsın insanlarından değilim, sonuçta bas da gitar da davul da vokal de bir gruba ihtiyaç duyacak en nihayetinde.)
zaten 2 parça çalacağımız konserimsi için 1 ay önceden verildi parçalar. ilk hafta prova alındı, davulcu bilmiyordu bir tek parçayı. diğerleri zaten hallolmuştu.
2. hafta benim darlamamla prova alındı, dalga da geçildi aceleci ve heyecanlı olduğum için, davul da öğrenmişti parçayı, parça halloldu.
3. hafta, hocanın bizden sorumlu olduğunu söylediği vokale 2 mail attım, hocayı 5 kere msn'den itekledim ama ikisinden de hiçbir tepki alamadım.
4. hafta, benim kendi bas hocamı soundcheck ve konseri arasında evine giderek hallettiğim, kadının tüm bildiği küfürleri etse haklı olacağı bir durumda hallettiğim hem de, bas hocam da türkiye'nin en iyi kadın basçısı bu arada, 2. parçanın "zaten" yetişmeyeceğini, diğer parçayı prova edeceğimizi stüdyoda öğrendim. bu arada gitar stüdyoda yoktu, vokal de "ehue ben hiç bakmadım onun sözlerine falan" demişti. lann biz şimdi niye prova alıyoruz madem sadece ilk parçayla çıkıcaz biz yaptık o parçayı şimdi oturup diğeri çıkaralım o zaman!!! 'ı daha kibar bi biçimde söylememin üzerinden 3 dakika geçmedi ki stüdyoyu 2 kız bastı ve bu saate stüdyoyu aldıklarını söylediler, vokalin, "en kötü soundcheckte hallederiz artık" cümlesinin sonunu dinlemeye tahammül dahi edemeden terk ettim stüdyoyu.
bu arada vokalin sürekli diğer gruplarıyla aldığı provalardan haberdar olmam, onların "daha iddialı" olduğunu büyük bir gururla söylüyor olması beni çok feci kaşındırıyor.
bir süre bas çalamayabilirim.
22 Mayıs 2010 Cumartesi
yeni albümü dinlememiştim allahtan
doğumgünümde, odamda yalnız donarak uyumaya çalışıyorum, amfitiyatrodan "bir derdim var" geliyor mor ve ötesi'nin çaldığı. o kadar halsizim ki uyumaya bile halim yok sanki. inip bunu yazmak için gerekli enerjiyi nereden buldum, bilmiyorum.
çok kararttım burayı, yakında çok eğlendiricem söz.
şununla başlamış olayım:
murat'ın hediye aldığı fare(!)yi anneme "artık bir hemstırım var!" mesajıyla haber verdim. annem: "güle güle kullan" dedi ..
zamanında da muhabbet kuşum hapşırdığında "uuğ canım çok yaşaa" demişti, ben hapşırınca hala "üstünü giy!!" oluyor ama ..
edit: sesini kıstılar.. bence şimdi daha acıklı oldu :(
çok kararttım burayı, yakında çok eğlendiricem söz.
şununla başlamış olayım:
murat'ın hediye aldığı fare(!)yi anneme "artık bir hemstırım var!" mesajıyla haber verdim. annem: "güle güle kullan" dedi ..
zamanında da muhabbet kuşum hapşırdığında "uuğ canım çok yaşaa" demişti, ben hapşırınca hala "üstünü giy!!" oluyor ama ..
edit: sesini kıstılar.. bence şimdi daha acıklı oldu :(
17 Mayıs 2010 Pazartesi
bilicin
odada uyuyan var diye koridora çıkıp ağlamaktan nefret ediyorum. hadi biri uyuyo diye telefonla dışarda konuşmayı anladım da ağlamak olmuyo hakkaten.
telefonumu 2. katın boşluğundan aşağı attım, inip almaya giderken "lütfen çalışma lütfen" bile dedim ama çalışıyor hala. elektroniklerin gerçekten kendi istekleri var ve biz ne istersek isteyelim onlar kendi bildiklerini yapıyorlar bence.
telefonumu 2. katın boşluğundan aşağı attım, inip almaya giderken "lütfen çalışma lütfen" bile dedim ama çalışıyor hala. elektroniklerin gerçekten kendi istekleri var ve biz ne istersek isteyelim onlar kendi bildiklerini yapıyorlar bence.
othello
öncelikle, evet fenerbahçeli'yim.
anlamadığım şey insan davranışları ama.
anons diyor ki bursaspor maçı 2-2, fener de 1-1, böylece fener şampiyon hebehelölölöyy diyen fener taraftarı stada dökülüyor. olay genel olarak bu.
sonra öğreniliyor ki bursaspor maçı aslında 2-1, böylece bursa şampiyon. bunun üzerine fener taraftarı koltukları yakmaya futbolculara saldırmaya falan başlıyor. abi biraz önce o futbolcuyla sarılıp halay çekiyodun, beşiktaşın attığı bir gol neden senin o futbolcuyla aranda olanı değiştiriyor ki?
hayır tabii ki futbolcu kötü diye suratına tüküreni de anlamıyorum ama bu ekstra saçma. adam yanından hiç ayrılmadı, hiç farklı bir şey yapmadı senin duygularının değişmesi sürecinde. senin skorun hala 1-1. beşiktaş bi tane az yemiş sadece. yanlış anlamışsın olayı sen.
aynı şekilde yönetime genel itirazlarda da "2006'da da son maçtan şampiyonluk verdik yönetim değişmeli artık" falan var. iyi de, son maçtan verdin yani nerdeyse şampiyondun aslında yönetimin göründüğünden iyi olması gerekmiyo mu.
ben hiç mi anlamıyorum yahu futboldan.. yani bence anlıyorum da aslında anlayan adamları anlamıyorum galiba.
bi de "ehuhehe şampiyon olmadan sevinen taraftar puahaha ezikler" insanlarının suratlarına dahi bakmıyor, gelecekte ns finallerini 105 açıklayıp, 5 dakika sonra aslen 15 olduğunu belirtip, tüm süreç boyunca da surat ifadelerini kameraya çekip youtube'a koymayı planlıyorum.
anlamadığım şey insan davranışları ama.
anons diyor ki bursaspor maçı 2-2, fener de 1-1, böylece fener şampiyon hebehelölölöyy diyen fener taraftarı stada dökülüyor. olay genel olarak bu.
sonra öğreniliyor ki bursaspor maçı aslında 2-1, böylece bursa şampiyon. bunun üzerine fener taraftarı koltukları yakmaya futbolculara saldırmaya falan başlıyor. abi biraz önce o futbolcuyla sarılıp halay çekiyodun, beşiktaşın attığı bir gol neden senin o futbolcuyla aranda olanı değiştiriyor ki?
hayır tabii ki futbolcu kötü diye suratına tüküreni de anlamıyorum ama bu ekstra saçma. adam yanından hiç ayrılmadı, hiç farklı bir şey yapmadı senin duygularının değişmesi sürecinde. senin skorun hala 1-1. beşiktaş bi tane az yemiş sadece. yanlış anlamışsın olayı sen.
aynı şekilde yönetime genel itirazlarda da "2006'da da son maçtan şampiyonluk verdik yönetim değişmeli artık" falan var. iyi de, son maçtan verdin yani nerdeyse şampiyondun aslında yönetimin göründüğünden iyi olması gerekmiyo mu.
ben hiç mi anlamıyorum yahu futboldan.. yani bence anlıyorum da aslında anlayan adamları anlamıyorum galiba.
bi de "ehuhehe şampiyon olmadan sevinen taraftar puahaha ezikler" insanlarının suratlarına dahi bakmıyor, gelecekte ns finallerini 105 açıklayıp, 5 dakika sonra aslen 15 olduğunu belirtip, tüm süreç boyunca da surat ifadelerini kameraya çekip youtube'a koymayı planlıyorum.
16 Mayıs 2010 Pazar
otello
gece 1.30'da turgut-talya-burcu şebnem ferah konserinden dönüyorduk. bi gelin arabası gördük.
burcu: bu ne be bu saatte mi evleniyosunuz..
turgut: ahah tam onu dicektim.
burcu: gerdekten dönüyo galiba.
turgut: lan.. tam onu dicektim..
bilmiyorum ya benzediğimiz insanlarla iyi arkadaş oluyoruz ya da o kadar çok arkadaş oluyoruz ki benziyoruz.
burcu: bu ne be bu saatte mi evleniyosunuz..
turgut: ahah tam onu dicektim.
burcu: gerdekten dönüyo galiba.
turgut: lan.. tam onu dicektim..
bilmiyorum ya benzediğimiz insanlarla iyi arkadaş oluyoruz ya da o kadar çok arkadaş oluyoruz ki benziyoruz.
15 Mayıs 2010 Cumartesi
raportör oldum bi kere ama sevmedim
- burcu sen niye konuşmuyosun?
+ o gözlem yapıyo şimdi, sabah bloguna yazıcak.
+ o gözlem yapıyo şimdi, sabah bloguna yazıcak.
14 Mayıs 2010 Cuma
enes erkek ismi bence
ic'ye gelen liseli gençler fotoğraf çekiyo. yemin ederim tam hayvanat bahçesi oldu şimdi..
benim de sanırım bi ara ic'den çıkmam lazım.
benim de sanırım bi ara ic'den çıkmam lazım.
12 Mayıs 2010 Çarşamba
yalan yanlış okuma
okuduğum: vehbi çok acil hastanesi
lan? deyip geri okuduğum: vehbi koç acil hastanesi.
ic'nin alt katında sırtımı camlara doğru verip ders çalışırken bir lisenin gelmesi ve giriş katındaki balkonlardan aşağı sarkmaları bende mütemadiyen "beni doğal ortamımda gözlemlemeye gelmişler" etkisi bırakıyor. böle ayı falanım, az önce bakıcımın verdiği eti yiyorum da işte çocuklar falan da kafesin dışından bakıyor gibi. çok pis bakıyorum onlara o yüzden.
lan? deyip geri okuduğum: vehbi koç acil hastanesi.
ic'nin alt katında sırtımı camlara doğru verip ders çalışırken bir lisenin gelmesi ve giriş katındaki balkonlardan aşağı sarkmaları bende mütemadiyen "beni doğal ortamımda gözlemlemeye gelmişler" etkisi bırakıyor. böle ayı falanım, az önce bakıcımın verdiği eti yiyorum da işte çocuklar falan da kafesin dışından bakıyor gibi. çok pis bakıyorum onlara o yüzden.
11 Mayıs 2010 Salı
ders çalışmam lazım
"köpekleri doyurucağına afrika'daki açları doyur" insanları,
hiçbirinizi sevmiyorum.
hiçbirinizi sevmiyorum.
9 Mayıs 2010 Pazar
kohudan durulmuyo bea.
ben yine saldırıcam, bu gidişle de hakkaten vidyodaki kadına dönücem ama, neyse yani devam etmek istiyosanız linki izleyin, biraz da anlatayım. du bi dakka kaynamadan,
http://www.haberler.com/karabuk-mahalleli-tepki-gosterdi-hayvansever-haberi/
sonra "notlarınız ektedir" diip boş mail atan hocalara dönüyorum.
bi kadın var vidyoda, sokaktaki kedi-köpekleri kendi çitlerle hazırladığı bölüme koymuş evinin bahçesinde, hepsini kısırlaştırmış, ilaçlarını vermiş, bakımlarını yapmış. birkaç keyword var az önceki cümlenin içinde; sokaktaki, çit, bahçe, kısırlaştırma, ilaç.
mahalleli de bunun için kadını linç etmek üzere, eminim polisler olmasa o dede o kadını yerdi. hepsi bir ağızdan nasıl köpekler tarafından kovalandıklarını, bilmemkaç kişiyi ısırdıklarını anlatıyorlar, birkaç örnek aşağıda ama ben "tü allah belanı versin senin şerefini! kokudan durulmuyo be!" diyen adamın suratının ortasına bi yumruk, bacağına da bi tekme atma isteğiyle yanıp tutuştum oturduğum yerden. kadın gıkını çıkarmadı..
-zehirleyelim hepsini de gör gününü.
-59 yaşımdayım ben bunları çekicek insan mıyım, hukukçu eşiyim, ayıp diil mi..
-benim kızım okula giderken üstünden geçti köpek!
-benim kızımın da dişi kırıldı.
-neden salıyosunuz köpeklerinizi?
-biz de hayvanları seviyoruz ama doğal haliyle bakmayı tercih ediyoruz (?!)
-biz de köpek seviyoruz ama çocuklarımızı daha çok seviyoruz, senin için konuşmak kolay.
-bu köpeklerin bağlı kalması hiç iyi diil.
-hayvan dolu ev dolu..
-yemek yerken kaçmıştır dediniz!!
-biz bahçemizde oturamıyoruz.
-çocuklar geliyo "amca beni oradan geçirir misin" artık onu geçir bunu geçir?
1. kadın zaten tutup da petshoptan kedi-köpek alıp çoğaltmamış ki, sokaktaki kedi-köpekleri alıp bi de kısırlaştırmış, ne demek neden salıyosun, aptal onlar sokakta olucak kadın almasa zaten.
2. kadının da dediği gibi, köpeklere şiddet uygulamadığın sürece doğduğundan itibaren, ısırmak nedir bilmez. sen mahalledeki köpeği sopayla kovalar, üstüne taş atarsan o hayvan bağırır da ısırır da.
3. hukukçu eşi, sen git kocan gelsin.
4. çocukları da gaza getirmişler, bacaklarını göstererek "arkadaşımı şurasından ısırdı" diyo. kimse de çıkıp "bak beni buramdan ısırdı" deyip poposunu göstermiyo. zaten kadın salmıyo ki o köpekleri, 2-3 tanesi kaçmış heralde. bi de köpek besleyen kadın var ya, sokaktaki her köpek onun sanki.
5. kimse demedi ki çocuğundan daha çok sev köpeği diye, ama köpek sevmek başını okşamak değil ne yazık ki. o hayvanlar evet insana da çok muhtaçlar ama yemeğe, sıcağa, üstlerine atlayabilecekleri, suratlarını yalayabilecekleri insanlara daha çok muhtaçlar. bu iş yavru köpeklere bakıp "ayy yavruumm ne şekeeeğğğr" demekle olmuyor ne yazık ki. gerçekten sevmen için ellerini kirletmen lazım.
6. köpekler bağlı değil, bahçede koklaşıyorlar.
7. gerizekalı, doğal haliyle kalsa asıl saldırıcak, kadın toplamış evine almış!
8. neden madde koyduysam, kolay okunur yapmak için sanırım.
yani aslında işin özü, biavuç ev hanımı, çocukları ve emekli, canları sıkıldığından olsa gerek kadının üstüne yürümüşler. o kadın artık ne bakkala çıkabilir yalnız başına ne de hayvanlarına ilaç almaya. onun hayvanları evet, bir köpek seni severse senindir. biz nasıl sevgililerimize ait oluyorsak, olmayı seçiyorsak öyle.
beni neden mi gerdi bu durum bu kadar, önceleri sadece ev köpeklerinin üstüne atlayan bi insandım, annebaba derdi ki sokak köpeği seversen kuduz olursun karnından iğne yaparlar. kuduz aşısının artık karından yapılmadığını önce, her sokak köpeğinin kuduz olmadığını sonra öğrendim. "kırılsa ağrıdan duramazsın" gibi bişi olucak muhtemelen ama kuduz olunca saldırmıyor hayvanlar, bir köşeye çekilip ölmeyi bekliyor. tabi 7 yaşındayken ömer seyfettin okuduysanız size bir şey diyemem ama, neyse zaten konu bu değil. cip kapsamında gittiğim barınaktaki köpekler yine de bana en çok şey öğretenler oldu. etrafta gezinen, çok büyük bi kısmı benden büyük yüzlerce köpek. şimdi ne desem boş olacak, unutamayacağım şeylerden biridir onların ve benim yaşadığımız mutluluk.
hayvan bakımı ise dünyadaki en zor işlerden biri olabilir. o kadının tek başına o hayvanlarla çektiğini bir tek kendi biliyordur muhtemelen. bir de üstüne kendi parasıyla bakımlarını, kısırlaştırmalarını yapmış. bu sevgi değil, hayvan sevgisi yavru köpek okşamaksa değil. vicdani sorumluluk ve hayat adamak. eğer bunun için şerefine küfreden insanlarla savaşacaksa da savaşacaktır zaten. bırak 200 kişiyi ülke toplansa başına yılmayacaktır.
yani diyeceğim o ki, ya da vermicem bi anafikir bu sefer. siz anlayın ne anlıyorsanız. "fensin önünde sevdiğin köpek leş gibi kokuyodu" diyen arkadaşım, o köpek muhtemelen dünyanın en muhteşem köpeği. sevdikten sonra kolum yorulup da durduğumda patisiyle beni dürtüp "durma be!" diyen, diğer köpeği çağırdığım için kıskanıp üstüme atlayan köpek, birileri yemek yerken eline atlamak yerine önünde durup kuyruk sallayan, fakültelerin ikinci kapısı açık olsa da girmeyip arada yatan köpek, yakınında olduğu için kendini şanslı sayacağın köpektir, o kadar iyi niyetli insan keza zor bulunur.
olay hakkında daha sakin ve güzel bir yazı içinse: http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=18986243 .başlığın tümüne yazılanlar aslında o kadar şahane ki. i lav ekşisözlük.
http://www.haberler.com/karabuk-mahalleli-tepki-gosterdi-hayvansever-haberi/
sonra "notlarınız ektedir" diip boş mail atan hocalara dönüyorum.
bi kadın var vidyoda, sokaktaki kedi-köpekleri kendi çitlerle hazırladığı bölüme koymuş evinin bahçesinde, hepsini kısırlaştırmış, ilaçlarını vermiş, bakımlarını yapmış. birkaç keyword var az önceki cümlenin içinde; sokaktaki, çit, bahçe, kısırlaştırma, ilaç.
mahalleli de bunun için kadını linç etmek üzere, eminim polisler olmasa o dede o kadını yerdi. hepsi bir ağızdan nasıl köpekler tarafından kovalandıklarını, bilmemkaç kişiyi ısırdıklarını anlatıyorlar, birkaç örnek aşağıda ama ben "tü allah belanı versin senin şerefini! kokudan durulmuyo be!" diyen adamın suratının ortasına bi yumruk, bacağına da bi tekme atma isteğiyle yanıp tutuştum oturduğum yerden. kadın gıkını çıkarmadı..
-zehirleyelim hepsini de gör gününü.
-59 yaşımdayım ben bunları çekicek insan mıyım, hukukçu eşiyim, ayıp diil mi..
-benim kızım okula giderken üstünden geçti köpek!
-benim kızımın da dişi kırıldı.
-neden salıyosunuz köpeklerinizi?
-biz de hayvanları seviyoruz ama doğal haliyle bakmayı tercih ediyoruz (?!)
-biz de köpek seviyoruz ama çocuklarımızı daha çok seviyoruz, senin için konuşmak kolay.
-bu köpeklerin bağlı kalması hiç iyi diil.
-hayvan dolu ev dolu..
-yemek yerken kaçmıştır dediniz!!
-biz bahçemizde oturamıyoruz.
-çocuklar geliyo "amca beni oradan geçirir misin" artık onu geçir bunu geçir?
1. kadın zaten tutup da petshoptan kedi-köpek alıp çoğaltmamış ki, sokaktaki kedi-köpekleri alıp bi de kısırlaştırmış, ne demek neden salıyosun, aptal onlar sokakta olucak kadın almasa zaten.
2. kadının da dediği gibi, köpeklere şiddet uygulamadığın sürece doğduğundan itibaren, ısırmak nedir bilmez. sen mahalledeki köpeği sopayla kovalar, üstüne taş atarsan o hayvan bağırır da ısırır da.
3. hukukçu eşi, sen git kocan gelsin.
4. çocukları da gaza getirmişler, bacaklarını göstererek "arkadaşımı şurasından ısırdı" diyo. kimse de çıkıp "bak beni buramdan ısırdı" deyip poposunu göstermiyo. zaten kadın salmıyo ki o köpekleri, 2-3 tanesi kaçmış heralde. bi de köpek besleyen kadın var ya, sokaktaki her köpek onun sanki.
5. kimse demedi ki çocuğundan daha çok sev köpeği diye, ama köpek sevmek başını okşamak değil ne yazık ki. o hayvanlar evet insana da çok muhtaçlar ama yemeğe, sıcağa, üstlerine atlayabilecekleri, suratlarını yalayabilecekleri insanlara daha çok muhtaçlar. bu iş yavru köpeklere bakıp "ayy yavruumm ne şekeeeğğğr" demekle olmuyor ne yazık ki. gerçekten sevmen için ellerini kirletmen lazım.
6. köpekler bağlı değil, bahçede koklaşıyorlar.
7. gerizekalı, doğal haliyle kalsa asıl saldırıcak, kadın toplamış evine almış!
8. neden madde koyduysam, kolay okunur yapmak için sanırım.
yani aslında işin özü, biavuç ev hanımı, çocukları ve emekli, canları sıkıldığından olsa gerek kadının üstüne yürümüşler. o kadın artık ne bakkala çıkabilir yalnız başına ne de hayvanlarına ilaç almaya. onun hayvanları evet, bir köpek seni severse senindir. biz nasıl sevgililerimize ait oluyorsak, olmayı seçiyorsak öyle.
beni neden mi gerdi bu durum bu kadar, önceleri sadece ev köpeklerinin üstüne atlayan bi insandım, annebaba derdi ki sokak köpeği seversen kuduz olursun karnından iğne yaparlar. kuduz aşısının artık karından yapılmadığını önce, her sokak köpeğinin kuduz olmadığını sonra öğrendim. "kırılsa ağrıdan duramazsın" gibi bişi olucak muhtemelen ama kuduz olunca saldırmıyor hayvanlar, bir köşeye çekilip ölmeyi bekliyor. tabi 7 yaşındayken ömer seyfettin okuduysanız size bir şey diyemem ama, neyse zaten konu bu değil. cip kapsamında gittiğim barınaktaki köpekler yine de bana en çok şey öğretenler oldu. etrafta gezinen, çok büyük bi kısmı benden büyük yüzlerce köpek. şimdi ne desem boş olacak, unutamayacağım şeylerden biridir onların ve benim yaşadığımız mutluluk.
hayvan bakımı ise dünyadaki en zor işlerden biri olabilir. o kadının tek başına o hayvanlarla çektiğini bir tek kendi biliyordur muhtemelen. bir de üstüne kendi parasıyla bakımlarını, kısırlaştırmalarını yapmış. bu sevgi değil, hayvan sevgisi yavru köpek okşamaksa değil. vicdani sorumluluk ve hayat adamak. eğer bunun için şerefine küfreden insanlarla savaşacaksa da savaşacaktır zaten. bırak 200 kişiyi ülke toplansa başına yılmayacaktır.
yani diyeceğim o ki, ya da vermicem bi anafikir bu sefer. siz anlayın ne anlıyorsanız. "fensin önünde sevdiğin köpek leş gibi kokuyodu" diyen arkadaşım, o köpek muhtemelen dünyanın en muhteşem köpeği. sevdikten sonra kolum yorulup da durduğumda patisiyle beni dürtüp "durma be!" diyen, diğer köpeği çağırdığım için kıskanıp üstüme atlayan köpek, birileri yemek yerken eline atlamak yerine önünde durup kuyruk sallayan, fakültelerin ikinci kapısı açık olsa da girmeyip arada yatan köpek, yakınında olduğu için kendini şanslı sayacağın köpektir, o kadar iyi niyetli insan keza zor bulunur.
olay hakkında daha sakin ve güzel bir yazı içinse: http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=18986243 .başlığın tümüne yazılanlar aslında o kadar şahane ki. i lav ekşisözlük.
7 Mayıs 2010 Cuma
olmayan çay kaşığı
ben buraya şimdi düşündüğüm birkaç bir şey yazıcam ama lütfen kimse alınmasın, zira bunlar çok zamandır içimde olan ama dünkü ortamda tavan yapmış şeyler.
hepsi baya sevdiğim insanlardan oluşan, tamam biri hariç, 9-10 kişilik bir masada konuşuyorduk, konu derslere burslara, malum özel okulda okumanın gereklerinden olan, o parayla neler yapılır piyuuğğ muhabbetine geldi. sonra gerçekten nerden çıktı bilmiyorum, bir insanın hayatında hiç dolmuşa binmemiş olmasından işte özel şoförlerinden malından mülkünden açıldı konu. oldum olası maddi konular gerer beni zaten.
ben burslu değilim, hayatımda hiç de olmadım. artık temcit pilavı gibi insanların "oha lan baban nası veriyo o parayı helal kehkeh" muhabetinden suratlarına kusasım var, sanki herkes 4.0, herkes burslu akuğ. neyse dönücem buraya.
ben de dahil oliim olaya dedim, çok da masumdu dediğim, "ben de koç lisesi mezunuyum alışığım öyle özel şoförlü hayatında toplu taşımaya binmemiş insanlara, değişik gelmedi hiç."
ağzıma sıçtılar dilerseniz affetmeyin.
- neeğğ? sen koç lisesinden misiiğğğnn? oha! hiç göstermiyosun! benim bu bahsettiğim insan da koç mezunu çünkü.
b: gözünü seviim bi okuldaki herkes tek tip midir?
- bence tek tiptir, koç yani, herkes öyle ordaki. ama iltifat ettim yani sana, hiç benzemiyosun koç'luya diye.
varan1: iyi de, biraz önce demedin mi aynı üniversitendeki arkadaşım koç lisesi mezunu olan diye? al bak aynı okuldansınız? sen koç mezununa benziyo musun şimdi? hem sen kaç kişi tanıdın ki koç mezunu da muhteşem bi genelleme yapabiliyorsun, belli ki iki.
- ilköğretiminden misin?
b: evet, 2. sınıftan beri.
- baban da o sırada evde para basıyodu galiba, kehkeh.
varan2: okul paramı üniversiteye gelene kadar annem ödedi ama problem değil annemin de para basma makinası yok. çok parası olanın ve/ya okula verecek parası olanın kazandığı para hakedilmeden kazanılmıştır yani sence?
-bence liseyi koç'ta okumak, hm, bilmem ki, olmamalı yani. koç ağbi, kehkeh.
varan3: hacı, sabancı'dasın şu an? nedir farkları? bu arada sen math101'i 5. kere alıyosun dimi, kehkeh.
eskiden fakir olmaktan utanılırdı sanırım, şimdi neden ben özel okula gittim hep diye utandırılmaya çalıştım, hala onu anlamaya çalışıyorum.
ben utanmıyorum çünkü annemle veya babamla aralıksız 20 dakika konuşmamışımdır, telefon gelir, annem bi çocuğa calpol verir babam kiremit renginden bahseder. hortumları yok yani içiniz rahat olsun.
ben utanmıyorum çünkü onlara yardımcı olmak için elimden geleni yaptığımı biliyorum. ben writing center'a iş başvurularında bulunup haftasonları üçkuruş paraya konferanslarda çalışırken siz muhtemelen lost falan izliyodunuz.
bi de bu biraz üzecek sanırım ama ortalamam hepinizden yüksek, merak etmeyin özel ders alıp ödev de yaptırmıyorum.
ayrıca o sizin beğenmediğiniz koç sayesinde ben ilk dönemden cs201, ilk senemden hum214 aldım. onun sayesinde sahne bağımlısı, 3 kitabın içinde öyküsü olan bir yazar ve 17 sayı gazete çıkarmış bir editörüm.
ha koç'u hiç özlemedim, o tamamen ayrı bir konu, sonra konuşuruz.
hepsi baya sevdiğim insanlardan oluşan, tamam biri hariç, 9-10 kişilik bir masada konuşuyorduk, konu derslere burslara, malum özel okulda okumanın gereklerinden olan, o parayla neler yapılır piyuuğğ muhabbetine geldi. sonra gerçekten nerden çıktı bilmiyorum, bir insanın hayatında hiç dolmuşa binmemiş olmasından işte özel şoförlerinden malından mülkünden açıldı konu. oldum olası maddi konular gerer beni zaten.
ben burslu değilim, hayatımda hiç de olmadım. artık temcit pilavı gibi insanların "oha lan baban nası veriyo o parayı helal kehkeh" muhabetinden suratlarına kusasım var, sanki herkes 4.0, herkes burslu akuğ. neyse dönücem buraya.
ben de dahil oliim olaya dedim, çok da masumdu dediğim, "ben de koç lisesi mezunuyum alışığım öyle özel şoförlü hayatında toplu taşımaya binmemiş insanlara, değişik gelmedi hiç."
ağzıma sıçtılar dilerseniz affetmeyin.
- neeğğ? sen koç lisesinden misiiğğğnn? oha! hiç göstermiyosun! benim bu bahsettiğim insan da koç mezunu çünkü.
b: gözünü seviim bi okuldaki herkes tek tip midir?
- bence tek tiptir, koç yani, herkes öyle ordaki. ama iltifat ettim yani sana, hiç benzemiyosun koç'luya diye.
varan1: iyi de, biraz önce demedin mi aynı üniversitendeki arkadaşım koç lisesi mezunu olan diye? al bak aynı okuldansınız? sen koç mezununa benziyo musun şimdi? hem sen kaç kişi tanıdın ki koç mezunu da muhteşem bi genelleme yapabiliyorsun, belli ki iki.
- ilköğretiminden misin?
b: evet, 2. sınıftan beri.
- baban da o sırada evde para basıyodu galiba, kehkeh.
varan2: okul paramı üniversiteye gelene kadar annem ödedi ama problem değil annemin de para basma makinası yok. çok parası olanın ve/ya okula verecek parası olanın kazandığı para hakedilmeden kazanılmıştır yani sence?
-bence liseyi koç'ta okumak, hm, bilmem ki, olmamalı yani. koç ağbi, kehkeh.
varan3: hacı, sabancı'dasın şu an? nedir farkları? bu arada sen math101'i 5. kere alıyosun dimi, kehkeh.
eskiden fakir olmaktan utanılırdı sanırım, şimdi neden ben özel okula gittim hep diye utandırılmaya çalıştım, hala onu anlamaya çalışıyorum.
ben utanmıyorum çünkü annemle veya babamla aralıksız 20 dakika konuşmamışımdır, telefon gelir, annem bi çocuğa calpol verir babam kiremit renginden bahseder. hortumları yok yani içiniz rahat olsun.
ben utanmıyorum çünkü onlara yardımcı olmak için elimden geleni yaptığımı biliyorum. ben writing center'a iş başvurularında bulunup haftasonları üçkuruş paraya konferanslarda çalışırken siz muhtemelen lost falan izliyodunuz.
bi de bu biraz üzecek sanırım ama ortalamam hepinizden yüksek, merak etmeyin özel ders alıp ödev de yaptırmıyorum.
ayrıca o sizin beğenmediğiniz koç sayesinde ben ilk dönemden cs201, ilk senemden hum214 aldım. onun sayesinde sahne bağımlısı, 3 kitabın içinde öyküsü olan bir yazar ve 17 sayı gazete çıkarmış bir editörüm.
ha koç'u hiç özlemedim, o tamamen ayrı bir konu, sonra konuşuruz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)