12-13 yaslarinda bir gun bale dersinden donuyordum. O zamanlar cuma gunu aksamustu 5-7 arasinda bir ders vardi ve baleye gidis aracim dolmustu. Dolmustan indikten sonra 10-15 dakikalik bir yol yuruyup eve variyordum.
Bir gun yine baleden ciktim, yorgunluktan surune surune dolmustan indim ve iki cadde arasindaki sokagi yurumeye basladim. Saat 7.20 civarlarindaydi ve hava kararmak uzereydi. O aksam, Bagdat Caddesi'yle Sahilyolu'nu birbirine baglayan o yesilliklerle dolu sokakta karsimdan bir sokakcocugunun geldigini gordum. Benim yaslarimda elleri yuzu pislikten kapkara, erkek bir sokakcocugu. Normalde o zamana kadar hep uzaktan gorup karsi kaldirima gectigim sokakcocuklarindan biri. O gun kizdim kendime, o da insan dedim, o cocuk halimle kendi kendime insanlik dersi verdim, karsi kaldirima gecmedim, o cocugu otekilestirmenin yanlis oldugunu kendi kendime ogrettim. O aksam, o cocuk, o sokakta, yanimdan gecerken gulerek popomu elledi.
22 yasimda her gun metro ve metrobus kullaniyorum, duydugum gordugum sozlu sozsuz tacizlerin hicbiri umrumda degil, alisilmis. Yanindan gecerken beni eliyle arkadasina gosterip bagira bagira "Bak bak nasil da geciyo" diyen 25 yaslarinda adamdan oturdugu yerden agzi acik gozlerini dikip bakan ve gozgoze gelince dahi utanmayip bakmayi surduren amcaya kadar her seyi gordum. Elif Safak Baba ve Pic'in basinda cok guzel anlatir tacize maruz kalmanin kuralini, gormemis duymamis gibi yapmak tacize maruz kalan tum kadinlarin sozsuz kuralidir der. Peki o an hissedilen guvensizlik duygusunu kadinlar ne yapsa, hayatlarina, sosyal yasamlarina her gun her gun zorla nufuzeden o eksi korkuyu, hava karanlikken yalniz gecilmesi gereken bir sokakta arkadan gelen ayak seslerinin yarattigi kalp carpintisini nereye saklasa?
bu da bu blogdaki en ciddi yazimdi sanirim. ben de istemezdim.