27 Şubat 2011 Pazar

life is beautiful

ben ülkemi ve ülkemin dilini seviyorum.
bu yüzdendir türk müzikleri daha çok dinlemem, türk yazarları daha çok okumam. milliyetçilik değil bence, hoşuma gidiyor, yakın hissediyorum ve onlara daha yakın olmak istiyorum.

çok kötüleri yok mu, çok var.
ama bir işin sadece türk olduğu için yerilmesi, bunu yapan da çok var, beni rahatsız ediyor.

yani muhtemelen hiç alakası yok da ben eurovision parçamızı o kadar beğendim ki söyleyip duruyorum sabahtan beri. sözlerinin pozitifliği bu iğrenç yağmurlu günde beni tutmuş olabilir emin değilim ama diğer ülkelerle kıyasladığımızda geçen senelerdeki, bir eurovision parçası olarak şahane. sertab'a neler diyodunuz gençler, bakın noldu. hayır zaten eurovision da çok adil bir yarışma kimse komşusuna oy vermiyor demiyorum ama az çok güzel işler çıkıyor başa. müziği falan da muhteşem düzenlemelere sahip olmayabilir ama yerinde durduramıyor ve yeterli değil mi eurovision için bu..

neyse yani live it up bence. yüksek sadakat'i de severim zaten.

ps: yalnız gitarist baya komik..

26 Şubat 2011 Cumartesi

bittersweet

geçen gün okulda tuvalete girdiğim gibi elektrikler kesildi. daha kabinlere bile ulaşamamıştım ortada zifiri karanlıkta öyle mal gibi kaldım, hiç pencere bir açıklık falan yok tuvalette tam gözümü kapamışım gibi. dedim acaba en sonunda bu da oldu kör mü oldum. neyse o sırada sifon sesi geldi ve kabinin birinden biri çıktı. ben de bir duvar buldum kendime tutundum başım dönmeye başlamıştı çünkü. karanlıkta başım döner benim.

durum bana o an o kadar komik geldi ki. hemcinsim bi insanla aynı ortamdayız, bizden başka kimse yok, birbirimizi görmüyoruz ama varlığını biliyoruz, muhtemelen göz aşinalığımız da var küçücük okul ama ordaki kim bilmiyoruz. tutamadım kendimi öksürür gibi güldüm. meğer karşımdaki de onu bekliyormuş, kız da hıçkıra hıçkıra gülmeye başladı, ben zaten karşımdaki gülse gülen bir insanım ben de başladım, elektrikler gelene kadar, sanırım yaklaşık bi 5 dakika tutunup güldük. sonra elektrikler geldi, gerçekten liseden benden üst dönemde eski sevgilimin bir arkadaşıymış, ikimiz de birbirimizi biliyoruz ama selam vermeyiz, suratlarımızı görünce bir süre daha gülmeye devam ettik sonra görüşürüz deyip ben kabine yöneldim o da kapıya.
**

organik kimya dersi çarşamba günleri 5.40-9.30 arası, akşam. ikinci öğretim gibi aslında çok da geç değil, iki dönem önce de 8.30da biten dersim vardı aslında, ama ben pek alışmamışım. neyse bu dersin son on dakikası gibi bir zamanda hoca çok kısa halojenlerden bahsetti geçti, hemen yanımdaki arkadaşım bana "B7 nerde?" dedi. masaya periyodik tabloyu çizerken bir daha dönüp, "senin yurdun değil dimi" dedi. gülmemi bastırmaya çalışırken "hayır benimki B11" diyebildim, arkadaşım ise neden güldüğümü dersin sonuna kadar çözemedi. ben de dersin sonuna kadar güldüm.
**

yıl 2011 ve hala elektrikler kesiliyor.

23 Şubat 2011 Çarşamba

genç yetişkin ne be

buraya şarkı yazınca ergenliğini yaşayan gençler gibi göründüğümü farketmemiştim, laf sokmuyorum şu an aman yanlış şoolmasın, neblim, güzel bence şarkı sözleri :)

babam da pazar günü bana teenage dedi. yani aslında ben "öf bu ayakkabı çok teenage kalmış" dedim, babam anneme çaktırmadan "ehuhuhe kendi ne ki" dedi annem de bağıra bağıra "O GENÇ YETİŞKİN" dedi ben de NEE?! diyerek olaya dahil oldum. sonra babam bilimsel bir açıklama yaparcasına "sen daha nineteen'sin hani teenage ehihi mehihi" dedi. son iki kelime pek bilimsel açıklama olmadı evet bence de.

keşke şimdi ağzımda çok güzel bir parça olsaydı da yazabilseydim. neyse bari ojelerimi sileyim.

o diil de sanırım çok uzun süre sonra şuraya bir şeyler yazabildim. sağol :)

12 Şubat 2011 Cumartesi

şahlanıp gitmek içimde var

*** aşk tesadüfleri sever spoilerı***

şebnem ferah "bu garip bir veda olacak çünkü aslında hep içimdesin ne kadar uzağa gitsem de gittiğim her yerde benimlesin" satırlarını yazarken muhtemelen ölen sevgilisinin kalbini organ nakliyle içinde taşıyan Mehmet Günsür'ü düşünmüyordu.

*** aşk tesadüfleri sever spoilerı***

4 Şubat 2011 Cuma

we all love friends

joey: look if our chick and duck have a baby we can call him chuck!
chandler: or dick!