18 Aralık 2013 Çarşamba

lab arkadasi: (saat 7de labda hala kendi basima kendi bilgisayarimda israrla data duzenlemesi yapmaya calisan bana) why don't you go home and finish that?
ben: because when I go home, I sleep.
lab arkadasi: okay, see you.

29 Kasım 2013 Cuma

bana hicbir kotulugu dokunmamasina ragmen, sadece davranislarindan ettigi laflardan hareketlerinden irite oldugum icin bi adami ne zaman gorsem kafasina sert bi cisimle vurdugumu hayal ediyorum ki bu normal olamaz.

21 Kasım 2013 Perşembe

eger siz de dolmus kuyrugunda uyaniklik yaptigini zannedip ters tarafta karisikliktan yararlanmayi bekleyen, supermarkette yeni kasa acilacaginda en arkadan gelip diger kasanin onunde siraya gecen insanlara katlanamayip PARDON SIRA VAR diyen igrenc insanlardansaniz, "ya neyse simdi onla mi ugrasicam gecsin" diyemeyip en sacma sey icin bile hakkinizi aramadan gece rahat uyuyamiyorsaniz, dilini bilmediginiz bir ulkede yasamaya calismayin. cunku oranin hakimi olamayacaksiniz ve o noktada dunya uzerinde sizden baska ingilizce bilen olmayacak.

15 Kasım 2013 Cuma

kutuphane cok soguk

sunum ve projem icin o makale senin bu makale de senin (cunku benim makalem yok) dolanirken bir doktora tezine rastlamak, 110 sayfa oldugu icin resimlerine bakip ilgili yerleri okuyup baya bisi ogrenmek, icerikler kismindan kizin cv'sine bakmak, hemen akabinde "Acknowledgements" basligini gorup batti ballik yan gider oturup okumaya karar vermek, ilk paragrafta gozlerin dolmasi, sakinlesip devam etmek, ikinci paragrafta gozlerin bi daha dolmasi. bunun boyle devam etmesi.

bir gun olur da bir doktora bitirirsem, bunu okuyayim da gozlerim dolsun.
manyak miyim neyim ben de anlamadim ki.

oyrogida

cok fazla disarida yemedim almanya'da ama yedigim zamanlarda en cok dikkatimi ceken sey, siparisimi alan insanlarin kesinlikle "icecek bir sey ister misiniz" sorusunu yoneltmemeleri oldu. alismamisim cunku ben yemekle beraber icecek siparisi vermeye, hep sormuslar yani bana onceleri. yemegi soyluyorum bam diye fiyatini soyliip suratima bakiyo adam ve ben de 3 kelime almancam oldugu icin o heycandan icecek soylemeyi hep unutuyorum. neyse first world problemimi gecip sadede geliyorum, bi turk acikbufecisi ?! gibi bisi var burda, boyle camekanda yemekler seciyosun adam tabaga koyuyo isitiyo getiriyo neyse, gecen oraya yemek yemeye gittim, adama yiyeceklerimi soyledim, tamam siz oturun ben getiricem dedi allah dedim ulkeme hos geldim, sonra adam tabagi getirdi "icecek bir sey ister misiniz?" dedi, o an daha mutlu olamazdim muhtemelen.

yemegim bittikten sonra odemek icin kasaya gittim, bilmemkac oyro dedi cikardim verdim para ustumu aldim, adam KASA KAGIDI ISTER MISINIZ? dedi. eger adamin gozlerinde bir goruntu kayit cihazi olsaydi "mallamak" kelimesinin anlamini youtube'a yuklerdim. FIS AMK FIS diye bagirmak istediysem de, yok sagolun :) deyip ortami terkettim.

10 Kasım 2013 Pazar

ohne kohlensäure

Universiteyi bitirip Almanya'ya yerlesme surecinde cok fazla adim cok fazla da sorun vardi fakat beni en cok sarsan sey, bir daha universitedeki kadar eglenemeyecegimle yuzlesme animdi. Universitede en cok mezuniyet gecesinde eglendim saniyorum, bir daha da olmayacagini biliyorum o gecenin iste. Simdi ise mini-birlesmis milletler'e benzeyen, her ulkeden adam olan programimin eglenme yanlisi olan yarisiyla barlar olsun birimizin evi olsun toplasip iciyoruz arada ama olmuyor iste, olamayacak ve olmamasi belki de universite hayatimi hep oyle hatirlamami saglayacak. Cuma-Cumartesi cikip sarhosluktan ayakta duramayip manyak gibi dansedip yurda gelip bayildigim gunleri hic unutmicam. Su an biraz cok icsem, eay deyip eve donuyorum.

Simdiyse evimden 15 dakika tren mesafesindeki bir Alman kutuphanesinde, iceri birak kahveyi kapali kutuda meyvesuyu bile sokamadigim bir kutuphanede, saatlerce ders calisip surekli su iciyorum. Ic'yi ozluyorum okulumu ozluyorum sevgilimi ozluyorum. Blog yaziyorum tweet atiyorum, sonra ders calismaya devam ediyorum. Ya da dur lan degisiklik olsun bi yemek yiip geleyim.


24 Ekim 2013 Perşembe

buraya gelmeden once almanca bilmemenin yaratacagi dezavantajlardan cok korkuyordum, bu yuzden, her ne kadar dil ogrenmekten hicbir haz duymasam da, 1.5 ay almanca kursuna gittim. iyi ki de gitmisim, basit seyler bazen hayat kurtariyor.. bir tarafim da bir yandan, abi berlin, yari nufus turk, bulurum bi yerlerde bi turk hallederim islerimi diye sakinlesiyordum.

gitmeden, ogrenci vizesi alabilmek icin, bir alman hesabi gerekiyordu, tanidik manidik derken almanya'da subeleri olan bir turk bankasindan hesap actim, icine yasamama yetecek kadar para koydum. gittim subedekilerle tanistim, cok sevimli insanlar, hepsi turk baya osman damla falan, aralarinda almanca konusuyolar benle turkce konusmaya calisirken zorlaniyolar falan o sirada cok tatlis geldi.

sonra 2 hafta gecti, benim acilen bankanin swift koduna ihtiyacim oldu, osmani aradim osman tatildeymis baska bi adam acti, adam bilmiyo kodu. calistigi subenin kodunu bilmiyo adam. yapcak bisi yok dedim kapadim telefonu, 15 dakika sonra damla aradi, dedi "siz swift kodu istemissiniz kod (atiyorum) AHSKCAF" damla dedim mal misin dedim sen onu bana kodlamazsan ben nasi anliim o harfleri dedim, allahaskina kodla dedim. naapiim? dedi. dedim bak mesela ilk harf A ya, Ankara diceksin dedim, I ise Istanbul Izmir diceksin dedim, ha tamam dedi. C'de tikandi, F'de aglamaya basladi. Herhangi bi kelime soyle o harfle baslayan? dedim, durdu durdu... FIGUR! dedi. 15 dk sonra bi daha aradi ben kodu yanlis soylemisim kod KLAJFASmis dedi. kodla dedim. yaslandik ikimiz de.

sonra bugun bir daha bankayi aramam gerekti baska bir sey icin. osman hala tatilde. osman gelsin boynuna sarilip beni bir daha birakma olur mu dicem. adam benle konusuyor ama yarisi almanca dediklerinin. ne istedigini anlamiyorum, yani bisi yapmam lazimmis, anlasam hemen yapicam istedigi yerde olucam yarim saate ama anlamiyorum. ahmet bey cok tesekkur ederim yardimci olmaya calisiyorsunuz ama ben almanca bilmiyorum, anlamiyorum benden ne istediginizi dedim, anlamadiginizin farkindayim ama gercekten ben de elimden geldigince turkce konusmaya calisiyorum dedi. tesekkur ederim dedim. anlastik 15 dakika sonra.

sonu gelmeyen problemlerimden baska birinde de aldigim telefon hattinin subesine gidip islem yapmam gerekiyordu, almanlarla yasadigim bagrismali aglasmali anlasamamalardan sonra boynu bukuk derse yetismeye calisirken baska bi sube gordum ve kasadaki adam turke benziyordu, dedim bu son care, gittim, sprehen Sie English dedim, a little bit dedi, Türkish? dedim hea evet dedi, hah dedim derdim bu sunu yapicam. bu da konusma metni:
- iki kart yapmissiniz siz. (hea evde yaptim ikisini de zor oldu ama dememek icin sakin olmaya calismak)
- internet kartini iptal edebilir misiniz simdi?
- edemem.
- neden?
- hesapta acik var.
- e simdi odedim ya?
- ama simdi odediniz.
- e baska borcum mu var niye acik var?
- yok baska borcunuz odediniz hepsini simdi.
- e niye iptal edemiyorum o zaman.
- cunku simdi odediniz.
- iptal edebilmem icin ne zaman odemem lazimdi?! (artik dilimi, ismimi, nerede oldugumu sorgulamaya baslayis)
- sistemde acik gorunuyo.
- sistemde borcsuz gorunmem icin ne yapmam lazim? (sonuc odakli soru sormak)
- beklemeniz gerek.
- ne kadar beklicem?
- 2-3 gun. (bir seyler anlamaya baslayis)
- acildigini nasil anlayabilirim peki, kontrol edebilecegim bir yer var mi?
- 2-3 gun sonra.
- oldu o zaman ben simdi bekliyorum? (kabullenis)
- evet.
- peki iyi gunler. (kapiya yonelis)
- o kapidan cikti yapmayin ama tesekkur ettik.
- peki sagolun iyi gunler.. (diger kapiya yonelis)

bu arada, yapmam gereken tum telefon gorusmelerini Julia'ya yaptiriyorum. Kiz edindigi bilgilerle benmisim gibi yasayabilir bundan sonra. oyle cok sey biliyo. artik benmisim gibi de konusabiliyo, baslarda bi dakika diip bana soruyodu falan; ama ogrendi o da.

o yuzden Cansu, almanci arkadas problem cozecek arkadas degil maalesef. bunlar da yazmaya sabrim yetenler. dahasini da anlatirim sana.



nerden nereye

bu dahil butun genellemeler yanlistir ama butun almanlar igrenc insanlar.

su 2.5 hafta oyle bir gecti ki, kaslarimi alacak vaktim olmadi. hala yok da aldim bugun artik.
bana demislerdi ki berlin almanya gibi degil, cok enternasyonel cok kulturlu herkes ingilizce konusuyor. degil.

cok sevimli bir cevrede, cok tatli bir daire tuttum. ne cok kucuk ne cok buyuk. yalniz yasiyorum, bunu soyledigim bir cok turk arkadasim direkt evde ciplak geziyo musun diye soruyo, ne cok nudist arkadasim varmis meger; ama geziyorum. mutfakta muzik seti var ve her calan parcayi sevdigim bi radyo kanalina ayarli. bazen insanin hayatinda ihtiyaci olan tek seyin mutfaktaki bir muzik seti oldugunu dusunuyorum ve bu da dogru degil.

bugun labdan ciktim, kulakligimi takmis salah sue dinleyerek ve kadinin ne kadar muhtesem oldugunu, onu dinleyerek ne kadar mutlu olabildigimi dusunerek metro duragina indim, bi adam banklarin arka tarafinda yatmisti, diger tarafina da ben oturdum. az sonra bi ses duydum, duymayabilirdim, insanlarin benim tarafima baktigini farkettim, kulakligimi cikardim, arkada yatan adam cok acayip seslerle kusuyordu, kosarak kalktim ilerleyebildigim kadar ilerledim. ne zaman hayatimdan mutlu oldugumu sansam boyle seyler oluyor artik. 5 dakika sonra bi amca bana bisi sordu tam metroya binerken, ama amcayi gorsen nasi tonton nasi seker, kulakligimi cikarip was? dedim, icimden de allaaamnoluralmancakonusmasin diyordum ki Friedrichstrasse? dedi, YA! dedim anlamanin ve almanca cevap vermenin getirdigi gereksiz bi sevincle, ben oyle mutlu cevap verince tonton amca da mutlu oldu, beraber bizi Friedrichstrasse'ye goturecek mentroya bindik. bazen boyle seyler de oluyor tabii.

su 2,5 haftada ogrendigim en onemli sey, almanca bilmedigim icin eziklenmenin ne isime yaradigini ne de iyi hissettirdigini anlamakti. ben ezildikce agzima sicildi, ben almanca bilmedigim icin ozur diledikce almanca bilmedigim icin ozur dilemem gerektigi dusunuldu. ben artik almanca bilmedigim icin ozur dilemiyorum, karsimdaki ingilizce bilmedigi icin benden ozur diliyor. labda da bilmedigimi soyledikce agzima siciliyordu, nasil biliim anlatmadin ki amk dedikce de anlatiyolar simdi. eskiden iyi bir insandim, kibar bir insandim artik degilim. su sictigimin ulkesinde hayatta ve akil sagligi yerinde kalmanin bedeli buysa odededim gitti.

Tchüüşş.

14 Ekim 2013 Pazartesi

merhaba.

(buraya kisisel bisiler yaz)

baybay.

5 Eylül 2013 Perşembe

bi de,

benim berlin'de okulumun semti "Mitte". ben aylardir soranlara iste okul mittede tam merkezindeymis berlinin diyip duruyodum. sonra gecen ay goethe'de almanca kursuna basladim a1.1 en en baslangictan. hoca ilk ders sinifi yuvarlak sekline soktu sandalyelerle, ortaya bi top koydu ve tahtaya 

in der mitte

yazdi. Mitte almancada orta demekmis ya la.
evde bi odaya girip o odaya neden girdigini unutup ayakta mal mal etrafa bakindiktan sonra hatirlayamayip neyse diye hayatina devam etmekten daha aci, birinin facebook profiline girip neye bakacagini unutup neyse diye stalklayip cikmak.
bazen bedenen uzaklasmak ruhen yakinlastirir. bedenen yakinlik bi boka yaramadigina gore ben de zaten gidicem az kaldi.

ulkecokacayipbiyer

bugun Gezi Parki'nda bir bankta oturmus kitap okuyordum. yanima bir adam oturdu, orta halli giyimli,  yaninda yeni gorunumlu bir bavul. birkac dakika sonra telefonunu cikardi konusmaya basladi ama hic kulak misafiri olmuyordum, kitabima dalmistim ki bir baktim adam bana "Afedersiniz??" deyip dikkatimi cekmeye calisiyor. "Efendim?" dedim, "Pardon bu parkin adi ne, ne parki burasi?" dedi. ve maalesef cok ciddiydi.

31 Ağustos 2013 Cumartesi

mecidiyekoy

12-13 yaslarinda bir gun bale dersinden donuyordum. O zamanlar cuma gunu aksamustu 5-7 arasinda bir ders vardi ve baleye gidis aracim dolmustu. Dolmustan indikten sonra 10-15 dakikalik bir yol yuruyup eve variyordum.

Bir gun yine baleden ciktim, yorgunluktan surune surune dolmustan indim ve iki cadde arasindaki sokagi yurumeye basladim. Saat 7.20 civarlarindaydi ve hava kararmak uzereydi. O aksam, Bagdat Caddesi'yle Sahilyolu'nu birbirine baglayan o yesilliklerle dolu sokakta karsimdan bir sokakcocugunun geldigini gordum. Benim yaslarimda elleri yuzu pislikten kapkara, erkek bir sokakcocugu. Normalde o zamana kadar hep uzaktan gorup karsi kaldirima gectigim sokakcocuklarindan biri. O gun kizdim kendime, o da insan dedim, o cocuk halimle kendi kendime insanlik dersi verdim, karsi kaldirima gecmedim, o cocugu otekilestirmenin yanlis oldugunu kendi kendime ogrettim. O aksam, o cocuk, o sokakta, yanimdan gecerken gulerek popomu elledi.

22 yasimda her gun metro ve metrobus kullaniyorum, duydugum gordugum sozlu sozsuz tacizlerin hicbiri umrumda degil, alisilmis. Yanindan gecerken beni eliyle arkadasina gosterip bagira bagira "Bak bak nasil da geciyo" diyen 25 yaslarinda adamdan oturdugu yerden agzi acik gozlerini dikip bakan ve gozgoze gelince dahi utanmayip bakmayi surduren amcaya kadar her seyi gordum. Elif Safak Baba ve Pic'in basinda cok guzel anlatir tacize maruz kalmanin kuralini, gormemis duymamis gibi yapmak tacize maruz kalan tum kadinlarin sozsuz kuralidir der. Peki o an hissedilen guvensizlik duygusunu kadinlar ne yapsa, hayatlarina, sosyal yasamlarina her gun her gun zorla nufuzeden o eksi korkuyu, hava karanlikken yalniz gecilmesi gereken bir sokakta arkadan gelen ayak seslerinin yarattigi kalp carpintisini nereye saklasa?

bu da bu blogdaki en ciddi yazimdi sanirim. ben de istemezdim.

25 Temmuz 2013 Perşembe

uzak diye bir sey yok peki lavabo ne tarafta?

simdi burayi okuyanlara bisey dicem toplanin bakim.
ben bi grup buldum, birileriyle paylasmak istiyorum ama degerini bilmicekler de bilmesin istiyorum cunku cok asik oldum. burayi okuyan pratikte bana veya dusuncelerime deger veriyodur heralde diye buraya yazmaya karar verdim.

yuzyuzeyken konusuruz.

hadi gidin dinleyin simdi.

19 Temmuz 2013 Cuma

E.K.

Bu blog, 3 sene once 2 donem tll (turkish language & literature) hocaligimi yapmis, bas harfleri baslikta belirtilmis hocama, cok sevgiyle cok saygiyla ithaf ediliyor su an. senin gibisini goremedim hocam daha, goremem de herhalde. hep iyi ol sen.

Defterimi buldum, bazi esprilerini anladim bazilarini anlamadim belki espri bile degildiler, fakat asagida yazan her kelime icimi isitti, yemekten onceki o karin gurultulu, asiri huzurlu o haftanin 2 saatini yasatti.


  • (Turkce'ye kendi cevirdigi kitap olan Tasuk-u Talat ve Fitnat'tan bahsederken) Yeterince okursaniz, ölürsünüz.
  • Aramizda gorucu usuluyle evlenmek isteyen var mi?
  • Abdulaziz de Abdulhamit kadar baskici aslinda, Abdulhamit surmek uzerine kurmus ceza mekanizmasinin Abdulhamit oldurmek. Tarz meselesi.
  • O zamanin meclisi bugunun maillisti.
  • That's it!
  • Sizi bir doktorun gormesi iyi olur.
  • (Haftaya okunmus olmasi gereken kitap hakkinda) Ben mecburen okuyacagim da, siz de okuyun uzerine muhabbet edebiliriz boylece.
  • Padisah iyi de etrafi kotu.
  • Single mother.
  • Tüpçü teyze.
  • Kiza yazicam diye vapuru geciktiren okuz.
  • (Halic demeye calisip Alic deyince kendi kendine) Alic ne ya?!
  • Icra memuru bayagi gercek, goturucek masayi!
  • (Sinavlardaki el yazilarinin okunaksizligindan bahsederken) Siz Latin alfabesini pek sevmiyorsunuz.

16 Temmuz 2013 Salı

biri bana kafa atsin

Merhaba ben hayattan ne istedigimi o kadar bilmiyorum ki hepsi ayni ulkedeki 3 universite arasinda secim yapamiyorum oyle gerizekali oyle malim saat de 6 olmus sacim yine neden dokulmeye basladi buyuk sehir kucuk donem mi kucuk sehir buyuk donem mi.
"sen simdi gidiyorsun ya, herkes sana benzeyecek" siirinin bulundugu forum sayfasina, siirin tam altina, "paylaşım için teşekkürler ama şiir çok bulanık bir yazıyla yazılmış okumakta zorlandım..." yazan sevgili aysegul'e.

güldüm piç.

kaynak


15 Temmuz 2013 Pazartesi

FedEx

tum arkadaslarimin teker teker kariyer.net'ten her boka basvurma - basvurulanlarin 1/3unun geri donmesi - 800 adet basamaktan gecip sonunda birine girme - emlakci emlakci gezme - duzgun ve uygun fiyatli bir ev bulma - kontrat imzalayip ikea'ya gitme - ise baslama sureclerinin  muhtelif asamalarina tanik olup ozenmekten yataklara dustum.

para kazanmak istiyorum. snif.

11 Temmuz 2013 Perşembe

Ihre Bewerbung an der Technischen Universität München

simdi size Eylul'de master'a gidecek ve basvurdugu 14 universitenin 3unden kabul almis bir biyomuhendisin diramini anlatacagim. son 2sini de bekliyorum daha.

son care olarak gordugum, sadece baska hicbir yerden kabul gelmezse gidecegim Amerika'daki programdan kabul, basvurduktan iki saat sonra, nisan ayinda geldi. o zamandan bu zamana okulun depozitosu, yurdun depozitosu, ogrenci vizesi on kayit parasi, onlar darladikca ben verdim. Bu sirada redler gelmeye devam ediyor, ben bir yandan uzulurken bir yandan artik ne yapacagimi kesinlestirmis olmanin rahatligina ve huzuruna ermisim, vize formumu bekliyorum bilet alacagim.

hal boyleyken 3 gun once, allahin temmuzunda, Almanya'daki birinci tercihim olan okuldan kabul maili geldi. hafif bi burukluk, birkac damla gozyasi derken emin oldum ki ben Almanya'daki bu okulu istiyorum. Fakat minik bir ayrinti, beni sadece program kabul etmis gorunuyor, kabulum international office'den onay bekliyor. International office de sadece iste belgeleri tam mi, mezun olabilmis mi, mezun oldugum okulun Almanya denkligi var mi diye bakan bir formalite. Neyse o da kabul eder bekleyeyim derken beni bir Amerika numarasi aradi gecenin korunde, Amerika'daki programa kesin geliyor muymusum, program doluymus ve upuzun bir waitlist varmis, gelmiyorsam yerime baskasini alsinlarmis. Simdi biri zorla yanit istiyo ama hemen veremiyorum cunku diger tarafin burokrasisi aslinda %100 kabul etmedi beni, international office'den onay bekliyo, o onay vermeden digerini salamiyorum ortada kalmayayim diye, international office'e gozunuzun yagini yiyim beni bi onaylasaniza diger taraf darliyor diye mail atiyorum auto reply geliyor "kardes bu aralar cok mail geliyo doncez sana bi ara" diye, Amerika da israrla hergun arayip "ee belli oldu mu geliyo musun yoksa biz 42bindolar kaybetmeyelim senin yerine birini alamayarak" diyor. Eger Almanya kabul etmeyecekse artik Amerika icin ogrenci vizesi almam lazim ama gitmeyeceksem bi de vizeye para vermek istemiyorum ve simdi almazsam yetismeyecek. Diger yandan artik Almanya'ya gideceksem pat kut Almanca ogrenmem lazim ama kesin olmadigi icin bir de kursa para vermek istemiyorum.

Gel zaman git zaman (dedigim aslinda butun bu olaylar son 1.5 gunde oldu) bugun bi arkadasimin mesajiyla uyandim "bana internet komigi adam soylesene", diyen, hey allaham derken bi baktim mail gelmis, basvurdugum baska bi Alman okulundan, mail komple Almanca fakat unlem falan var dedim kesin kabul bu, kalkip google translate'e yazdim, valla kabul olmusum fakat kabul mailimi anlayamazken programi okuyabilir miyim bilemedim aslinda program dili Ingilizce ama.

2 Temmuz 2013 Salı

nostalcik

abi ahahaha 16/12/2009. Bosuna burs almadigimi biliyodum..

a5 103ten gelen sesler,

müge: ben bazen 4 gibi falan uyanıyorum, "hahah burcu yine çalışıyo" diyip uyuyorum geri.

selin: kapiim mi ışığını?
burcu: yok dur kalkıcam ben.
s: uyumican mı?
b: uyudum ki.
s: ha şimdi kalkıyosun?
b: hea.

ceren, 7.30 sularında evden gelir: ahaha yine mi ödev yapıyosun
b: okudun mu ferdi ve şürekasını?
c, 5 saniyelik bir duraklamadan sonra: benim ondan sunumum var.

1 Temmuz 2013 Pazartesi

hot kiss

Yillar once yazip (20.08.10) taslaklara kaydedip birakmisim oyle. cok hosuma gitti paylasiyorum simdi. Bu gunlerin konusu zaten hep nostalji.

bugün çok sevdiğim bir şeyi çok sevdiğim iki insanla yaptım.

öncelikle güne, bindiğim taksicinin şebnem ferah'ı tanımasıyla başladım. boğaziçine gideceğimi öğrenen amca,
t: huu konser kokusu alıyorum kimin?
b: şebnem ferah.
t: ah şebocuumun mu? kaçta konser?
b: 10.30
t: tüh bak daha gelmemiştir gelmiş olsaydı kulise sokar imza alırdım sana, çok taşıdım ben onu.
b: hıhı.
t: gitarcısı ve menajeri ayça da senin bindiğin yerde oturuyodu biliyo musun?
b: (içses: ohannes. gitarcı değil basçı, artık menajeri değil, ismi de ayça değil ama olsun yine de ohannes.) ehi evet hocam benim o.
t: onu da kanald'ye taşıdım çok.
b: (içses: adam doğru söylüyor, bkz: beyler adam haklı.) aa evet zaga'da çalıyodu.
t: sen de her şeyi biliyosun kehkeh.
b: (içses: lan benim bilmem normal asıl sen her şeyi biliyosun.) ehi.

boğaziçinde deli dana gibi dolaştım bir süre, sahneyi bulamayıp çimlere çöktükten 5 dakika sonra turgut aradı,
t: alo burcu nerdesin?
b: ya beele çimler var apartmanlarin ortasinda.
t: ahah lan meydan orası biz ders yapıyoruz o apartmanlarda!

6 dakika sonra telefonum çaldı açtım.
t: efendim?
kitlendim bu noktada, hayır arayan o, soran o. arkadaşım sen aradın sen anlatıcan ben dinlicem?!

şebnem ferah konserleriyle ilgili engin bilgilerimi paylaştıktan 10 dakika sonra,
t: şimdi "hoşgeldiniz" mi çalıcak?
b: MERHABA!!
biterken,
t: "hoşçakalın" mı şimdi?
b: hoşçakal..




merhaba canim.

Vay Serhat neler donmus burda yea.
2 yildan fazladir yokum gibi gorunuyor fakat oyle degildir, thepandorina.tumblr.com'da aktiftim fakat son zamanlarda orada da aktif degildim, sonra baktim burda su cok guzel, aman canim ne anlatiyorum ben.
Ben simdi master'a gidicem, Amerika'da kesinlesen bir okul var fakat Almanya'dan da bekledigim cevaplar (merak etmeyin hemen ilginclesecek) oldugundan sebep vize islerini hep yavastan aldim iste hala bekliyorum falan. Bugun annem bagirdi sana Almanya'dan bi posta gelmis diye, yuvarlanarak annemin yanina vardigimda zaten 2 hafta once e-mail yoluyla reddeden bi okulun ayni fikrini bana ulastiracak bir de posta yolladigi gercegiyle yuzlestim. Yil icinde ayni sekilde "Haberlesme Merkezinde Postaniz Var" baslikli muhtelif zamanlarda gelen maillerle de dersin ortasinda kosarak siniftan cikmak olsun, yataktan dusup pijamayla gozlukle haberlesme merkezine varmak olsun hep bu aktivitelerde bulunup iste ya Markafoni'den siparis edip unuttugum cici ayakkabilarimla ya da calindiktan sonra yenisini okula istettigim kredi kartlariyla yuzlestikten sonra dedim ki cumle buralarda bir yerlerde bitsin. hah. oh be. bi an hic bitmeyecek sandim.
Ne diyoduk. Ha evet ben master'a gidicem. Kalaydim iyiydi.
Optung.