31 Ocak 2010 Pazar

headbang

muhtemelen hayatımın en verimsiz dönemini geçirdiğimden sebep bir nevi "fiştek" olması unuduynan eski günlüklerimi okumaya başladım, çok küçük ve çok salak kısımları sıkıntıdan patlayarak da olsa elimden geldiğince okuduktan sonra tam da "kitap okiyim bence o daha çok ilham verir" demişken okuduğum son gün şunları yazmışım, nasıl hoşuma gitti, nasıl duygulandım.

17.10.06 18.38 Salı

Eskiden 40 yılda 1 aklımdan geçen ve düşünmekten korktuğum konular artık geliyor ve gitmiyor.
Gelecek hep ışıldar. Bu kadar fazla fal türü ve sektörü sadece gelecek içindir. Burçlar da aynı şekilde.
Bir kere tarot baktırmış, laf olsun diye elime geçerse ikizler kolonunu okuyan biri olarak şu and 3 yıl sonrası'na takmış bulunmaktayım. Bunun nedeni de Koç'u tükettiğimi düşünmem. Artık bana iyi bir şeyler (Agh arkada çikita muz çalarken yazılmıyor 1 saniye, evet natural disaster olur.) veremeyecek. Her günüm daha kötü geçiyor. Günler bitmiyor, tikiler saçlarını kabartıyor.
Koç'tan mezun olacağım güne dualar ediyorum. O piramitten geçmek zorunda kalmayacağım günlere. İlköğretime yürüyüp her şeyin değişip soğuduğuna inanmayacağım günlere.
Belki de "Shuttlelar" la sapağının önünden geçip, eski senelere lanet okuyup Sabancı'ya varacağım günler için istiyorum bunu.
Ama artık çok sıkıldım. Üniversite sınavı seneye olacak olsa razı olurdum. Bari 1 sene atlayayım.

LAN?! 3 YIL 2 AY..
bunu geçmiş burcu'ya anlatabilseydim keşke..

26 Ocak 2010 Salı

güneşışığı

ben de yalnız kalınca yalnızlığıma değil de kendi kendime kaldığımda aklıma gelenlere üzülüyorum.
selin'le de konuştuk bunu, yalnız kalınca hep duygu yiyoruz, bundan hüznümüz.

şu an odamdayım ama yarın 10.30 da olmayacağım, yarın 12 gibi hiç kimsenin odasında olacağım, eski benim odamda.

benim evim burası.

onun da evi burası.

o da 2 hafta evinde yok.

gel gel gel.

22 Ocak 2010 Cuma

c'est fini

oooğoooo,

yapılacaklar:
uyu ve saat çalmadan uyan

bu kadar!
day di day day

18 Ocak 2010 Pazartesi

kayıt

ağladığımızda dışarı akan gözyaşı kadar içeri yemek borusuna da aynı miktarda tuzlu su salınıyor bence.
her ağladığımda neden midemin bulandığını başka bir şekilde açıklayamıyorum henüz.

hiçbir şey yaşamak istemediğim zaman mütemadiyen uyuduğum günlere dönüyorum sanırım, lise3 te bir süre, gün içinde uyanık kaldığım zaman dilimi okulda olduğum zaman dilimine eşitti. o günlere dönmek istemiyorum hiç.

bari son finalim de bitsin.

17 Ocak 2010 Pazar

ehu

8 12 13 19 execute

ney

tavla oynarken aldığımız riskleri hesaplamak için math 203 alalım diyorum ben gelecek dönem.

13 Ocak 2010 Çarşamba

i love structs

bir kadın var.

5 yaşımdan beri tanıyorum, bazen çok seviyorum bazen hiç sevmiyorum ama 5 yaşımdan beri haftada iki gün görüyordum, 4 ay öncesine kadar.
görmeyi, hamile olduğunu öğrendikten 3 gün sonra bıraktım.
nasıl yakışmıştır ona...

bale, çok mu uzaksın artık bana?
yani belki de diğer hocam arayıp, "neden üstten ders alıyosun ki şart mı" demeseydi, pardon bağırmasaydı, daha çok üzülebilirdim bıraktığım için. doktor bu kadın bi de.
neyse.

4 Ocak 2010 Pazartesi

sanki yasaklanmış biri var

ben buraya hiçbir şey yazmamak için geldim.

zaman vermek bir şeylere çok zor, neye ne kadar zaman vermek istediğinden öte neye ne kadar zaman vermek gerektiğini kestirmek daha zor yine de. "boş vakit" diye bir şey yok çünkü bence. yatağıma uzanıp 1 metre yükseklikteki tavanı izlerken de boş değilim sanki, arka planda çalışan trilyonlarca program var.
son bir haftadır doğru düzgün derslere girmiyordum, yılbaşı, amerikadan tatillerini geçirmeye yanıma gelmiş ama benim tatilde olmadığımı hiç farketmemiş arkadaşlar hep sebep gösterilebilir ama çok sıkılmam ve hiçbir şey yapmak istememem tek neden yine de kesinlikle. öyle sarhoş olsam ki bir daha ayılmasam kafasındaydım 1 haftadır, öyle de bir yılbaşı geçirdim ama toparlayamıyorum şimdi de. hem de bütün dönem eşşek, evet 2 şeyle, çalıştıktan sonra tam finaller öncesi kas gevşeticisi almış olmam çok çok dert oldu içime. bu dertle de sürekli panik halinde gezdiğimden kafamı veremiyorum doğru düzgün bir şeylere ve hiç düzelmiyorlar. baksana işleri düzene sokmaya karar vereli 1 tam gün olmamasına rağmen olmuyor diye çıldırıyorum şu an.
diyeceksin ki kardeşim o zaman git çalış ne bok yemeye blog yazıyorsun, ama bir şeyleri kafamda netleştirmem için onları ifade eden görebileceğim kelimelere ihtiyaç duyurum ben de, bununla besleniyorum.
vakit ayırmam gereken ve vakit ayırmayı istediğim şeylerin kesişim kümesi belli kafamda, buraya bu kadar net yazmayacak olsam da, gerisi o kadar ilgilendirmiyor ve görüş alanıma girmiyor ki artık, daha mutlu olamam bu akşam.

ben buraya hiçbir şey yazmamak için geldim.