23 Şubat 2011 Çarşamba

genç yetişkin ne be

buraya şarkı yazınca ergenliğini yaşayan gençler gibi göründüğümü farketmemiştim, laf sokmuyorum şu an aman yanlış şoolmasın, neblim, güzel bence şarkı sözleri :)

babam da pazar günü bana teenage dedi. yani aslında ben "öf bu ayakkabı çok teenage kalmış" dedim, babam anneme çaktırmadan "ehuhuhe kendi ne ki" dedi annem de bağıra bağıra "O GENÇ YETİŞKİN" dedi ben de NEE?! diyerek olaya dahil oldum. sonra babam bilimsel bir açıklama yaparcasına "sen daha nineteen'sin hani teenage ehihi mehihi" dedi. son iki kelime pek bilimsel açıklama olmadı evet bence de.

keşke şimdi ağzımda çok güzel bir parça olsaydı da yazabilseydim. neyse bari ojelerimi sileyim.

o diil de sanırım çok uzun süre sonra şuraya bir şeyler yazabildim. sağol :)

12 Şubat 2011 Cumartesi

şahlanıp gitmek içimde var

*** aşk tesadüfleri sever spoilerı***

şebnem ferah "bu garip bir veda olacak çünkü aslında hep içimdesin ne kadar uzağa gitsem de gittiğim her yerde benimlesin" satırlarını yazarken muhtemelen ölen sevgilisinin kalbini organ nakliyle içinde taşıyan Mehmet Günsür'ü düşünmüyordu.

*** aşk tesadüfleri sever spoilerı***

4 Şubat 2011 Cuma

we all love friends

joey: look if our chick and duck have a baby we can call him chuck!
chandler: or dick!

31 Ocak 2011 Pazartesi

bu kadın da ikinci ilah olabiler

Alıştım yalana
Pervasız olmaya
Kim tutmuş sözünü ama hala
Masmavi bak gökyüzü

Alıştım elvedaya
Umursamaz durmaya
Hiç sevgi görmedim ama hala
Sımsıcak bak ellerim

Ben üzülmem sen ağla
Dert dinlemem anlat orda burda
Çoktan ayrılmışız aslında
Ben söylemem sen anla

Alıştım korkuya
Yalnız kalmaya
Hiç kimseyi silmem ama hala
Bembeyaz bak bu sayfa

Ben üzülmem sen ağla
Dert dinlemem anlat orda burda
Çoktan ayrılmışız aslında
Ben söylemem sen anla

18 Ocak 2011 Salı

malzeme finali öncesi

nerdeyse üstüme çıkan bi taksicinin arkasından ettiğim ağır küfürlerden sonra yanımda oturan D,

D: iyi de düşünsene sen günde 1-2 saat araba kullanıyosun bu kadar gerilip sinirleniyosun o adam bütün gün direksiyonun başında neler görüyo nası sıkılıyo o da haklı böyle kullanmakta.
B: abi banane o da stress-strain curve'ü çizip tensile strenght bulmuyo sonuçta herkesin bi işi var.
D: sen de haklısın.

15 Ocak 2011 Cumartesi

probdan kalıcam

eski finalleri çözüyodum da, şu soru karşıma final'in ilk sorusu olarak çıksa yemin ederim gülmekten yapamam diğer soruları 3 saat..

if 8 teachers are going to be divided among 4 schools, how many divisions are possible?
(A school can receive any number of teachers. Of course the teachers are distinguishable)

10 Ocak 2011 Pazartesi

final countdown 12

hep bir şey istemek için arayan insan, nooldu sorusuna "hea yok bişi öylesine aradım" cevabını verdiğindeki hüzün başka yerde yok. bendeki hüzün yani.
işin kötü tarafı, ben de eğer birini sadece bir şey istemek için arıyorsam, karşımdaki "noldu?" dediğinde "hea yok bişi öylesine aradım" diyorum karşısı göt olsun diye.
ama hala da üzülüyorum biri yok öylesine aradım dediğinde..

beni gerçekten bi odaya kapamaları insanlarla ilişkilerimi kesmeli yemimi suyumu bi delikten bırakmalılar, yok sosyal hayat benim için fazla karmaşık.

az önce odaya kedi kaçtı?!

4 Ocak 2011 Salı

defne nası ölür ya.

neden mi artık blog yazmıyorum.
hiç bişi olmuyo çünkü.

inanmazdım hiç böyle uzun vadeli planlara ama, kararım kesin, şu 3 hafta da ders çalışırsam sonraki 3 hafta çok güzel şeyler olacak ve ondan sonraki 14 hafta da mükemmel geçecek.

siz de o sırada iyi bakın işte kendinize.

20 Aralık 2010 Pazartesi

mavi lastik

7 nation army'nin klibinin benim çocukluk günleri mtv'sinde çok önemli bir yeri olduğunu, o sürekli ilerleyen davulun nasıl yer ettiğini anlattım provada. sonra 7 nation armyi çalmaya başladık.
davulcu şarkının ortasında durdu ve ABİ BU DAVUL HAREKET EDİYO Bİ DAKKA YA deyip davulu kendine çekti. kick e vurdukça komple ileri gidiyomuş.
sonra kliple bu durumu bağdaştırıp bir süre güldük. gerçi böyle anlatınca pek de komik olmamıştır ama biz güldük.

edit: o parça the hardest button to buttonmış, seven nation army diil, olsun white stripes'ı tutturdum ve biz yine de güldük.

bu da klip

11 Aralık 2010 Cumartesi

"geçmiş, bugün ve gelecek… hepsini peşpeşe dizip, dümdüz bir çizgi çiziyoruz. bu yüzden geçmişin geçip gittiğine, geleceğin henüz gelmediğine inanıyoruz. ve en kötüsü, zamanı önceden çizdiğimiz bu dümdüz çizgide yürümeye mecbur tutuyoruz. ama belki de o burnunun ucunu göremeyecek kadar sarhoştur."
Elif Şafak

ayağına dikkat et

önce burnun karıncalanması, hemen ardından etrafın bulanması, tam kulakların arkasından gelen korkunç bir uğuldamayla tüm vücudun ürpermesi, boğazına bir şeyin oturup durması.

arkası işte hıçkırıklar mide bulantıları falan.

8 Aralık 2010 Çarşamba

termodinamiğe sokiim bize bişi olmasın

3bin tane 18-25 yaş insanı bir araya koymuşlar, yemlerini sularını, uğraşıcakları bir şeyleri yanlarına vermişler de "ahah hadi bakalım acaba naapıcaklar" diye oturmuş izliyolar bence bizi bu okulda.

ben mesela hayatımı rezil ediyorum. ellerimle.
yine gidesim geldi.

4 Aralık 2010 Cumartesi

ha

artık "şunu yapsam insanlar ne düşünür, böyle bir karar verdim ama dışarıdan da şöyle görünecek, tüh bak hüdaverdi şimdi benimle konuşmayacak" diye diye hayatımı karartmasam da güzel olacak.

3 Aralık 2010 Cuma

ne olursan ol ama onun iyisi ol lütfen

üniversitemdeki gayet prestijli özel hastanenin polikliniği,

annemin doktor olduğunu kayıtlarına hiç vakit kaybetmeden işliyor ve dışardan rapor getirdiğimde doğruluğuna inanmayıp "annen de doktormuş zaten" deyip raporda imzası olan doktor annen mi diye sorarken,

her kan alındığında bayıldığımı kayıtlarına işlemiyor ve annemin "amaan bi advil al uyu bişiin kalmaz" dediği durumlarda her seferinde benden kan tahlili istiyor.

2 Aralık 2010 Perşembe

mutsuzum

perşembeleri 3 saatlik bir lab dersim, o derse de bir önceki labın raporunun teslimi oluyor. fakat ben her çarşamba gecesi rapor yazmak için sabahladığımdan lab'da algılarımı bir türlü açamıyorum ve raporu yazmak zorlaşıyor haliyle, o zaman da sabahlıyorum ama bir sonraki gün 3 saatlik bir lab dersim oluyor.