21 Aralık 2009 Pazartesi
19 Aralık 2009 Cumartesi
mini mini bir bug uçup laptopa konmuş
bir cs 201 midterm'ünde daha, ben yine 3 satırlık kodu değil 33, int (string::npos) satırda yazdım.
hoca da sanırım bunun üzerine midterm2_SOLUTIONS başlıklı bir dosyada son 4 senenin midterm2 solutionlarından oluşan bir seçki yolladı az önce. bu midterm'ün yalnız 2 sorusunu içeren dosyanın "pardon ya yanlış oldu ters oldu" diyerek düzelmesini bekliyorum son yarım saattir. vazgeçip toplanıyorum şimdi.
hoca da sanırım bunun üzerine midterm2_SOLUTIONS başlıklı bir dosyada son 4 senenin midterm2 solutionlarından oluşan bir seçki yolladı az önce. bu midterm'ün yalnız 2 sorusunu içeren dosyanın "pardon ya yanlış oldu ters oldu" diyerek düzelmesini bekliyorum son yarım saattir. vazgeçip toplanıyorum şimdi.
17 Aralık 2009 Perşembe
kimse böyle üzgün olamaz
hayattan, hayallerinden, istediğinden bahset,
düşünden, düşündüklerinden, hepsi olmuş farzet
içimden geçeceksen, buradayım yürü üzerime
karanlıkla dans etmeyi, sonra ölmeye yatmayı anlat
hep gözpınarında duran göz yaşında akmaya hazırlanan
neler neler var, ne hikayeler var
bir sokak gördüm rüyalarımda gecelerce, hiç sana çıkmadı,
sadece yarım saat tutuştuk el ele, o saat durmadı
sen, ben, gece bir yol
başka bir şey yok elimde, hafızamda
düşünüyorum, ne kadar yer etmiş olabilir
İstiklal Caddesi kadar
sen nasıl başardın, yüzyıllık ağaç gibisin,
nasıl böyle kaldın, yoksa sen de sadece öyle duranlardan mısın?
kalbimin sokaklarını arar sorarken kim bilir ben kaç kalp kırdım,
zamanın istasyonunu trenler geçerken kim bilir kaç kez kaçırdım
her kahraman gibi erken gittin.
dinlendiğin o sarmaşık sonra soldu, hep uçtun ateşe yakın
karaya oturmuş eski bir gemide, gölgesinden sıkılmış söğütte,
baktığımda her yerde her aynada, mutluluktan sürülmüş, sanki yasaklanmış biri var
yeldeğerimeni rüzgarla rüzgar uçurtmayla geldi,
uçurtma bir çocuğun gözünden dünyayı korkuyla seyretti
sen en güzel şarkını henüz yazmadıysan, söz yok.
bu da sağımdaki bünyeden geliyor:
"bi ilk parçayı beğenmedim, selam falan"
düşünden, düşündüklerinden, hepsi olmuş farzet
içimden geçeceksen, buradayım yürü üzerime
karanlıkla dans etmeyi, sonra ölmeye yatmayı anlat
hep gözpınarında duran göz yaşında akmaya hazırlanan
neler neler var, ne hikayeler var
bir sokak gördüm rüyalarımda gecelerce, hiç sana çıkmadı,
sadece yarım saat tutuştuk el ele, o saat durmadı
sen, ben, gece bir yol
başka bir şey yok elimde, hafızamda
düşünüyorum, ne kadar yer etmiş olabilir
İstiklal Caddesi kadar
sen nasıl başardın, yüzyıllık ağaç gibisin,
nasıl böyle kaldın, yoksa sen de sadece öyle duranlardan mısın?
kalbimin sokaklarını arar sorarken kim bilir ben kaç kalp kırdım,
zamanın istasyonunu trenler geçerken kim bilir kaç kez kaçırdım
her kahraman gibi erken gittin.
dinlendiğin o sarmaşık sonra soldu, hep uçtun ateşe yakın
karaya oturmuş eski bir gemide, gölgesinden sıkılmış söğütte,
baktığımda her yerde her aynada, mutluluktan sürülmüş, sanki yasaklanmış biri var
yeldeğerimeni rüzgarla rüzgar uçurtmayla geldi,
uçurtma bir çocuğun gözünden dünyayı korkuyla seyretti
sen en güzel şarkını henüz yazmadıysan, söz yok.
bu da sağımdaki bünyeden geliyor:
"bi ilk parçayı beğenmedim, selam falan"
16 Aralık 2009 Çarşamba
another tapestry
artık gerçekten ben susuyorum tapestry konuşsun. sonra hoca neden kötü espri yapıyor, bu kitapları okumuş kadın!
about "the Dice Class" in cs201, //hakkaten zar sınıfı diyor burada, konudan uzaklar için
"the word dice is the plural form of the word die, but a class named Die seems somewhat macabre. Also, using Dice prevents professors from jokingly saying "Die Class" to their students."
yemin ederim yapardı bunu.
about "the Dice Class" in cs201, //hakkaten zar sınıfı diyor burada, konudan uzaklar için
"the word dice is the plural form of the word die, but a class named Die seems somewhat macabre. Also, using Dice prevents professors from jokingly saying "Die Class" to their students."
yemin ederim yapardı bunu.
11 Aralık 2009 Cuma
hist & tll vs tarih
nereden baksam 7 sene kadar tarih gördüm ders olarak, o kadar eminim ki şu son 11 haftada o 7 seneden daha çok şey öğrendiğimden..
10 Aralık 2009 Perşembe
mersintersin
ben yıllar boyu yatmaya giderken "hadi annem görüşürüz" deyip yattım. ilk zamanlarında, ki bu 7-8 yaşlarıma denk geliyor sanıyorum, annem baya gülerdi, "ahaha peki baybay" diyodu bozuluyodum. sonra o da alıştı, hadi görüşürüz diyip yattık bi 10 sene kadar.
şimdi farkettim de, bu mantığa göre sabah uyandığımızda da "merabaa" dememiz gerekiyomuş, üzüldüm bunu farkedince, çünkü çok emindim baybay'ın bir yatma iyi niyet belirtisi olduğundan.
iyi de, uyurken orada değilim ben. biliyorum değil yani. uyanınca da "günaydın" nedense ağır basmış "merhaba"dan.
farketme olayım da "ben 20 dk kestiriyorum hadi görüşürüz" dedim odada, iki insan da yarıldı.
o diil de bu kahve makinelerinden süt içmeyin, süt tozundan üretiyor bütün bardağı, baya iğrenç.
şimdi farkettim de, bu mantığa göre sabah uyandığımızda da "merabaa" dememiz gerekiyomuş, üzüldüm bunu farkedince, çünkü çok emindim baybay'ın bir yatma iyi niyet belirtisi olduğundan.
iyi de, uyurken orada değilim ben. biliyorum değil yani. uyanınca da "günaydın" nedense ağır basmış "merhaba"dan.
farketme olayım da "ben 20 dk kestiriyorum hadi görüşürüz" dedim odada, iki insan da yarıldı.
o diil de bu kahve makinelerinden süt içmeyin, süt tozundan üretiyor bütün bardağı, baya iğrenç.
8 Aralık 2009 Salı
havuz problemi
ben baya boş şeyler yazıyorum buraya, farkındayım yani merak etmeyin.
az önce odama yaklaşırken canım kahve istedi ve nasıl bir mutluluk duydum anlatamam, çünkü bugün bütün gün içmedim ve canım hiç istemedi diye çok şaşırıyordum. niye sevindiğimin çünküsü o değildi aslında, şu: eğer ben kahveden vazgeçersem hayatta vazgeçemeyeceğim bir şey yok demek olur. yaklaşık son 5 yıldır kahveyle yaşıyorum, uyanmam için incebağırsağımdan (evet bence de böle diince olmadı) emilmesi gereken belirli bir kafein miktarı var. yaklaşık 1 tatlı kaşığı nescafe gold'da bulunuyor bu miktar. yani eğer ben kahve içmeden uyanabiliyorsam artık, değişiyorum demek. korktum biraz. mutluydum hayatımdan çok, bu sabaha kadar.
en iyi arkadaşım bana dedi ki, "düşündüm ama artık benim sana sözüm yok".
tek istediğim, tek dilediğim bir "teşekkür ederim" görmekti uyandığımda oysa. arkadaş olmadığımızı biliyordum zaten doğumgününü kutlarken de, tek dileğim hapşurduğunda hala "çok yaşa" diyebiliyor olmaktı. diyemeyeceğimi böyle öğrendim.
bu da geçer bence.
kahve içmeye gidiyorum. belki düzeltebilirim her şeyi olmasa bile, bir şeyleri.
sen yine de hoşçakal, vapur yolculuklarımın tek dostu, sen mutlu ol.
düşündüm de, benim sana o kadar çok sözüm var ki, neyse boşver.
az önce odama yaklaşırken canım kahve istedi ve nasıl bir mutluluk duydum anlatamam, çünkü bugün bütün gün içmedim ve canım hiç istemedi diye çok şaşırıyordum. niye sevindiğimin çünküsü o değildi aslında, şu: eğer ben kahveden vazgeçersem hayatta vazgeçemeyeceğim bir şey yok demek olur. yaklaşık son 5 yıldır kahveyle yaşıyorum, uyanmam için incebağırsağımdan (evet bence de böle diince olmadı) emilmesi gereken belirli bir kafein miktarı var. yaklaşık 1 tatlı kaşığı nescafe gold'da bulunuyor bu miktar. yani eğer ben kahve içmeden uyanabiliyorsam artık, değişiyorum demek. korktum biraz. mutluydum hayatımdan çok, bu sabaha kadar.
en iyi arkadaşım bana dedi ki, "düşündüm ama artık benim sana sözüm yok".
tek istediğim, tek dilediğim bir "teşekkür ederim" görmekti uyandığımda oysa. arkadaş olmadığımızı biliyordum zaten doğumgününü kutlarken de, tek dileğim hapşurduğunda hala "çok yaşa" diyebiliyor olmaktı. diyemeyeceğimi böyle öğrendim.
bu da geçer bence.
kahve içmeye gidiyorum. belki düzeltebilirim her şeyi olmasa bile, bir şeyleri.
sen yine de hoşçakal, vapur yolculuklarımın tek dostu, sen mutlu ol.
düşündüm de, benim sana o kadar çok sözüm var ki, neyse boşver.
5 Aralık 2009 Cumartesi
hasanlar
bi yer var,
yerin iki kat altında. 4 hoca.
benim hiç yeteneğim olmayan bir aktivite (!) üzerine ders veriliyor.
sapıkça bir yerlerimizi çekiştiriyoruz haftada 4 saat. canımız yanıyo sürekli.
ve ben niye bırakamıyorum..
bi kere yangın çıktı.
eskiden sadece derslerde bana bağırırlardı. o geri geliyor.
topuzum bozuldu diye 20 kişinin önünde bağırılmayı haketmiyordum bence.
hareketi ilk gösterilişte ezberleyemedim diye de.
bilgisayar mühendisi olucam ben ama, çok salak olmamalıyım diyorum kendime, ezberleyebilseydim keşke.
sonra bas diye bir şeye başladım.
baleden alışıktım ders bitsin diye aralarda saate bakmaya, bunda bitmesin diye bakmaya başladığımda şaşırdım.
yani demem o ki, bi cesaret edebilsem de ayrılsam baleden şimdi, çok daha mutlu bi insan olucam.
sonra da oturup pacman oyunu yazıcam ne biliim.
bi çocuk yazmamız istenen oyun çok saçma olduğu için anlamak açısından "bi oynar mısınız" dedi derste, hoca ellerini havaya kaldırıp göbek attı.
yok bu sonuncusu olaydan bağımsız.
hasanlar da biz küçükken tavandan inen örümceklere verdiğimiz isimdi bale okulunda. nası bırakıcam lan ben..
yerin iki kat altında. 4 hoca.
benim hiç yeteneğim olmayan bir aktivite (!) üzerine ders veriliyor.
sapıkça bir yerlerimizi çekiştiriyoruz haftada 4 saat. canımız yanıyo sürekli.
ve ben niye bırakamıyorum..
bi kere yangın çıktı.
eskiden sadece derslerde bana bağırırlardı. o geri geliyor.
topuzum bozuldu diye 20 kişinin önünde bağırılmayı haketmiyordum bence.
hareketi ilk gösterilişte ezberleyemedim diye de.
bilgisayar mühendisi olucam ben ama, çok salak olmamalıyım diyorum kendime, ezberleyebilseydim keşke.
sonra bas diye bir şeye başladım.
baleden alışıktım ders bitsin diye aralarda saate bakmaya, bunda bitmesin diye bakmaya başladığımda şaşırdım.
yani demem o ki, bi cesaret edebilsem de ayrılsam baleden şimdi, çok daha mutlu bi insan olucam.
sonra da oturup pacman oyunu yazıcam ne biliim.
bi çocuk yazmamız istenen oyun çok saçma olduğu için anlamak açısından "bi oynar mısınız" dedi derste, hoca ellerini havaya kaldırıp göbek attı.
yok bu sonuncusu olaydan bağımsız.
hasanlar da biz küçükken tavandan inen örümceklere verdiğimiz isimdi bale okulunda. nası bırakıcam lan ben..
30 Kasım 2009 Pazartesi
pinhan
bi an elif şafak'ın sps TA'im olduğunu düşündüm.
baya şaşırdım.
yapmış bunu bilgi üniversitesinde..
baya şaşırdım.
yapmış bunu bilgi üniversitesinde..
29 Kasım 2009 Pazar
sabri bey
boş kalınca kendimle ve hissettiklerimle uğraşıyorum.
şimdi bulamayacağım ama, şöyle bir cümlem vardı, "sıkılınca duygu yiyorum, hazımsızlık yapıyor" .
ben eskiden daha iyi yazıyordum.
bak hala.
şu da bir gerçek,
insanın en iyi yazılarını yazabilmesi için aşık olup kavuşamaması şart. yani optimum tempiriçır o zamanlar yazmak için bence. yine de büyük bir üstadımın söylediği gibi, sarhoş olup yazdığı yazıları beğenilen adama yazar denmeyor, denmemeli.
= züğürt tesellisi.
büyük üstad da lise 4 edebiyat hocam.
şimdi bulamayacağım ama, şöyle bir cümlem vardı, "sıkılınca duygu yiyorum, hazımsızlık yapıyor" .
ben eskiden daha iyi yazıyordum.
bak hala.
şu da bir gerçek,
insanın en iyi yazılarını yazabilmesi için aşık olup kavuşamaması şart. yani optimum tempiriçır o zamanlar yazmak için bence. yine de büyük bir üstadımın söylediği gibi, sarhoş olup yazdığı yazıları beğenilen adama yazar denmeyor, denmemeli.
= züğürt tesellisi.
büyük üstad da lise 4 edebiyat hocam.
27 Kasım 2009 Cuma
evrimdışı
bir bayram günü erkek kuzenimin çeyizinden bahsederken elbette gelin lafı da ortalıklarda bizimle dolaşmaktaydı,
e: iyi de gelin kim?
b: onu da gelince göreceğiz.
e bir süre kendine gelemedi, gülemedi bile, "oha, süper." demekle yetindi.. (yok, b ben değilim, bir model üstüm)
bunun yanında, bir takım dış mihraklar benim bir takım insanlara (baya olmadı) "abi" sözcüğünü kullanmamla ziyadesiyle dalga geçmekteydi. olan oldu. öz be öz babam, bana dönüp "abi iyi de hede hödö" dedi. takdir edersiniz ki cümlenin gerisini dinleyemedim. evet, babam bana "abi" dedi.. nasıl çarpık ilişkilerin ortasındayım ben arkadaş, hayatımdaki iki erkek bana abi diyor... kendimi bir süre sirkeli suya yatırmaya karar verdim bu tecrübenin üzerine.
böyle bir bayramdı bizimki de.
e: iyi de gelin kim?
b: onu da gelince göreceğiz.
e bir süre kendine gelemedi, gülemedi bile, "oha, süper." demekle yetindi.. (yok, b ben değilim, bir model üstüm)
bunun yanında, bir takım dış mihraklar benim bir takım insanlara (baya olmadı) "abi" sözcüğünü kullanmamla ziyadesiyle dalga geçmekteydi. olan oldu. öz be öz babam, bana dönüp "abi iyi de hede hödö" dedi. takdir edersiniz ki cümlenin gerisini dinleyemedim. evet, babam bana "abi" dedi.. nasıl çarpık ilişkilerin ortasındayım ben arkadaş, hayatımdaki iki erkek bana abi diyor... kendimi bir süre sirkeli suya yatırmaya karar verdim bu tecrübenin üzerine.
böyle bir bayramdı bizimki de.
rüştü ve türevleri
hep bir şeyleri bekliyoruz.
herkesin de kendi kriterleri var bu bekleme sürecinin uzunluğuna- bitiş zamanına dair, mesela ben hep hazır olmayı bekliyorum, istemeyi bekliyorum. zorunda olmadığım bi etkinlikse hep içimden gelmesini bekliyorum ki, zorunlu olmadığım şeyi kafamda zorunlu hale sokmayayım. istediğim için bitmiş olsun veya istediğim için konuşulmuş. yeterince kural-deadline varken hayatımda, zevkler de sağ omuzumdan aşağı bastırmasın, konsun oraya otursun, dursun.
ama o kadar pisim ki arkadaş, bi işi de son dakikaya bırakma be. yap bunu.
--bence akıl sağlığı yerinde olan gerisini okumasın--
konsun deyince, 3 ay önce ölen papağanımı özledim, onu galiba ben öldürdüm, gecenin 4.5'unda buna üzülmeliyim evet.
şimdi de ' "k" yayının önüne bir "m" cismi konarsa, konarsa değil tabii konulursa, konmak kuşlara mahsus... ' diyen öss fizik hocamı özlemiş olabilirim. ondan çok emin değilim ama.
kuş demişken, muhabbet kuşumun adı rüştü, hayır hayvanat bahçem yok, bir de kedim var sadece, beşiktaş maçında çok iyi kurtarışlar yapan rüştü'ye spikerin "rüştü her yerinden öpmek istiyorum" yorumu kitleleri harekete geçirmiş. hurriyetim.com'un manşeti buydu zira sabah. eski bir rüştü aşığı olarak beni de harekete geçirdi başlık dolayısıyla.
babam dedi ki "kesin karısı çıkıp öptürmem kocamı dicek".
ben de dedim ki "onun kızı bizim okulun ilköğretimindeymiş". evet hala lisemden "bizim okul" diye bahsediyorum.
aynı adam maçlar esnasında top kimin ayağına gelirse (!) onun hayat hikayesini anlatırmış turgut dedi bugün, onun 5 kardeşi var şunun babası kömürcü gibi. galiba bugün buluştuğum her insanla bu konuyu konuştum ve hiçbirini ben açmadım yemin ederim. herkesi harekete geçirmiş evet.
o diil de ananem bugün "rüştü fenerde diil miydi yau" dedi.
anaokulundan itibaren rüştü'ye hasta bi çocuk olarak büyüdüm, spor sayfası okuyan yaşıtım kız yoktu bence o zamanlar, barcelona'ya gitti geldi adam bu süreç içerisinde, evlendi çocuğu oldu falan, akm'ye çıkıcağım sabah (geçen yine akm'deyim) yine bir manşet, rüştü beşiktaş'a transfer. 4 yıl geçti üstünden atlatamadım o sabah yaşadığım şoku. kuşumun adını bi kız olduğunu sandığım zaman değiştirmeye yeltenmiştim (rüştiye olarak, çok radikal bir değişim değil) bi de o sabah bi düşündüm. günün geri kalanında hiç aklıma gelmedi doğruyu söylemek gerekirse ama, akm'de saklı bir 6. kat var aklınızda bulunsun, asansör 4'e kadar çıkıyor, 5'e ayrı bir asansör var, 6'ya da merdivenle çıkıyorsun, onu düşündüm sahneye çıkana kadar. bulamadığım için provanın yarım saatini kaçırıp dayak yemiştim çünkü.
kuşum da dede olmuş kendi ırkının kategorisinde şimdi farkettim de. hatırliim de ölürse üzülmiim hayvan baya adrenalin dolu bi yaşam sürdü eve kedi geldiğinden beri ki bu da son 3 yıla tekabül ediyor.
oha 7 yıldır falan yaşıyor bizle galiba.
kuşlarda adrenalin var mı acaba. vardır bence.
bilinç akışı.
ve deadline yaklaşımı.
bi de günlüğümü okulda unuttum.
herkesin de kendi kriterleri var bu bekleme sürecinin uzunluğuna- bitiş zamanına dair, mesela ben hep hazır olmayı bekliyorum, istemeyi bekliyorum. zorunda olmadığım bi etkinlikse hep içimden gelmesini bekliyorum ki, zorunlu olmadığım şeyi kafamda zorunlu hale sokmayayım. istediğim için bitmiş olsun veya istediğim için konuşulmuş. yeterince kural-deadline varken hayatımda, zevkler de sağ omuzumdan aşağı bastırmasın, konsun oraya otursun, dursun.
ama o kadar pisim ki arkadaş, bi işi de son dakikaya bırakma be. yap bunu.
--bence akıl sağlığı yerinde olan gerisini okumasın--
konsun deyince, 3 ay önce ölen papağanımı özledim, onu galiba ben öldürdüm, gecenin 4.5'unda buna üzülmeliyim evet.
şimdi de ' "k" yayının önüne bir "m" cismi konarsa, konarsa değil tabii konulursa, konmak kuşlara mahsus... ' diyen öss fizik hocamı özlemiş olabilirim. ondan çok emin değilim ama.
kuş demişken, muhabbet kuşumun adı rüştü, hayır hayvanat bahçem yok, bir de kedim var sadece, beşiktaş maçında çok iyi kurtarışlar yapan rüştü'ye spikerin "rüştü her yerinden öpmek istiyorum" yorumu kitleleri harekete geçirmiş. hurriyetim.com'un manşeti buydu zira sabah. eski bir rüştü aşığı olarak beni de harekete geçirdi başlık dolayısıyla.
babam dedi ki "kesin karısı çıkıp öptürmem kocamı dicek".
ben de dedim ki "onun kızı bizim okulun ilköğretimindeymiş". evet hala lisemden "bizim okul" diye bahsediyorum.
aynı adam maçlar esnasında top kimin ayağına gelirse (!) onun hayat hikayesini anlatırmış turgut dedi bugün, onun 5 kardeşi var şunun babası kömürcü gibi. galiba bugün buluştuğum her insanla bu konuyu konuştum ve hiçbirini ben açmadım yemin ederim. herkesi harekete geçirmiş evet.
o diil de ananem bugün "rüştü fenerde diil miydi yau" dedi.
anaokulundan itibaren rüştü'ye hasta bi çocuk olarak büyüdüm, spor sayfası okuyan yaşıtım kız yoktu bence o zamanlar, barcelona'ya gitti geldi adam bu süreç içerisinde, evlendi çocuğu oldu falan, akm'ye çıkıcağım sabah (geçen yine akm'deyim) yine bir manşet, rüştü beşiktaş'a transfer. 4 yıl geçti üstünden atlatamadım o sabah yaşadığım şoku. kuşumun adını bi kız olduğunu sandığım zaman değiştirmeye yeltenmiştim (rüştiye olarak, çok radikal bir değişim değil) bi de o sabah bi düşündüm. günün geri kalanında hiç aklıma gelmedi doğruyu söylemek gerekirse ama, akm'de saklı bir 6. kat var aklınızda bulunsun, asansör 4'e kadar çıkıyor, 5'e ayrı bir asansör var, 6'ya da merdivenle çıkıyorsun, onu düşündüm sahneye çıkana kadar. bulamadığım için provanın yarım saatini kaçırıp dayak yemiştim çünkü.
kuşum da dede olmuş kendi ırkının kategorisinde şimdi farkettim de. hatırliim de ölürse üzülmiim hayvan baya adrenalin dolu bi yaşam sürdü eve kedi geldiğinden beri ki bu da son 3 yıla tekabül ediyor.
oha 7 yıldır falan yaşıyor bizle galiba.
kuşlarda adrenalin var mı acaba. vardır bence.
bilinç akışı.
ve deadline yaklaşımı.
bi de günlüğümü okulda unuttum.
21 Kasım 2009 Cumartesi
return 0;
int main ( )
{
double olaySaati;
syntax error bulurken aklınıza şu gelecek: ben compiler mıyım ?!
bu normal matematikte doğru döndürür tabii ama bu c++ dünyası dostum!
şimdi ilkokulda matematik hocanız ne yazardı, işte ne biliim
"f(x)= x^2+3 ; " ehue noktalı virgül yazmazdı tabii.
-asistanım!
+bir daha söyle!
and,or'ları şöyle düşünün, mesela ben biriyle çıkıcam, or kullanıyorsam güzel veya zengin olsun derim, and kullanıyorsam yaşasın ve güzel olsun derim mesela, and kullanıyosam korkun benden zaten.
cin >> olaySaati ;
olaySaati = 23.52
cout << "karar: cs" << endl ;
//yok böyle bir program tabii de, 5.5 saat sonra cs201 sınavım var.
return allah;
}
{
double olaySaati;
syntax error bulurken aklınıza şu gelecek: ben compiler mıyım ?!
bu normal matematikte doğru döndürür tabii ama bu c++ dünyası dostum!
şimdi ilkokulda matematik hocanız ne yazardı, işte ne biliim
"f(x)= x^2+3 ; " ehue noktalı virgül yazmazdı tabii.
-asistanım!
+bir daha söyle!
and,or'ları şöyle düşünün, mesela ben biriyle çıkıcam, or kullanıyorsam güzel veya zengin olsun derim, and kullanıyorsam yaşasın ve güzel olsun derim mesela, and kullanıyosam korkun benden zaten.
cin >> olaySaati ;
olaySaati = 23.52
cout << "karar: cs" << endl ;
//yok böyle bir program tabii de, 5.5 saat sonra cs201 sınavım var.
return allah;
}
18 Kasım 2009 Çarşamba
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)