1 Mart 2011 Salı
27 Şubat 2011 Pazar
life is beautiful
ben ülkemi ve ülkemin dilini seviyorum.
bu yüzdendir türk müzikleri daha çok dinlemem, türk yazarları daha çok okumam. milliyetçilik değil bence, hoşuma gidiyor, yakın hissediyorum ve onlara daha yakın olmak istiyorum.
çok kötüleri yok mu, çok var.
ama bir işin sadece türk olduğu için yerilmesi, bunu yapan da çok var, beni rahatsız ediyor.
yani muhtemelen hiç alakası yok da ben eurovision parçamızı o kadar beğendim ki söyleyip duruyorum sabahtan beri. sözlerinin pozitifliği bu iğrenç yağmurlu günde beni tutmuş olabilir emin değilim ama diğer ülkelerle kıyasladığımızda geçen senelerdeki, bir eurovision parçası olarak şahane. sertab'a neler diyodunuz gençler, bakın noldu. hayır zaten eurovision da çok adil bir yarışma kimse komşusuna oy vermiyor demiyorum ama az çok güzel işler çıkıyor başa. müziği falan da muhteşem düzenlemelere sahip olmayabilir ama yerinde durduramıyor ve yeterli değil mi eurovision için bu..
neyse yani live it up bence. yüksek sadakat'i de severim zaten.
ps: yalnız gitarist baya komik..
bu yüzdendir türk müzikleri daha çok dinlemem, türk yazarları daha çok okumam. milliyetçilik değil bence, hoşuma gidiyor, yakın hissediyorum ve onlara daha yakın olmak istiyorum.
çok kötüleri yok mu, çok var.
ama bir işin sadece türk olduğu için yerilmesi, bunu yapan da çok var, beni rahatsız ediyor.
yani muhtemelen hiç alakası yok da ben eurovision parçamızı o kadar beğendim ki söyleyip duruyorum sabahtan beri. sözlerinin pozitifliği bu iğrenç yağmurlu günde beni tutmuş olabilir emin değilim ama diğer ülkelerle kıyasladığımızda geçen senelerdeki, bir eurovision parçası olarak şahane. sertab'a neler diyodunuz gençler, bakın noldu. hayır zaten eurovision da çok adil bir yarışma kimse komşusuna oy vermiyor demiyorum ama az çok güzel işler çıkıyor başa. müziği falan da muhteşem düzenlemelere sahip olmayabilir ama yerinde durduramıyor ve yeterli değil mi eurovision için bu..
neyse yani live it up bence. yüksek sadakat'i de severim zaten.
ps: yalnız gitarist baya komik..
26 Şubat 2011 Cumartesi
bittersweet
geçen gün okulda tuvalete girdiğim gibi elektrikler kesildi. daha kabinlere bile ulaşamamıştım ortada zifiri karanlıkta öyle mal gibi kaldım, hiç pencere bir açıklık falan yok tuvalette tam gözümü kapamışım gibi. dedim acaba en sonunda bu da oldu kör mü oldum. neyse o sırada sifon sesi geldi ve kabinin birinden biri çıktı. ben de bir duvar buldum kendime tutundum başım dönmeye başlamıştı çünkü. karanlıkta başım döner benim.
durum bana o an o kadar komik geldi ki. hemcinsim bi insanla aynı ortamdayız, bizden başka kimse yok, birbirimizi görmüyoruz ama varlığını biliyoruz, muhtemelen göz aşinalığımız da var küçücük okul ama ordaki kim bilmiyoruz. tutamadım kendimi öksürür gibi güldüm. meğer karşımdaki de onu bekliyormuş, kız da hıçkıra hıçkıra gülmeye başladı, ben zaten karşımdaki gülse gülen bir insanım ben de başladım, elektrikler gelene kadar, sanırım yaklaşık bi 5 dakika tutunup güldük. sonra elektrikler geldi, gerçekten liseden benden üst dönemde eski sevgilimin bir arkadaşıymış, ikimiz de birbirimizi biliyoruz ama selam vermeyiz, suratlarımızı görünce bir süre daha gülmeye devam ettik sonra görüşürüz deyip ben kabine yöneldim o da kapıya.
**
organik kimya dersi çarşamba günleri 5.40-9.30 arası, akşam. ikinci öğretim gibi aslında çok da geç değil, iki dönem önce de 8.30da biten dersim vardı aslında, ama ben pek alışmamışım. neyse bu dersin son on dakikası gibi bir zamanda hoca çok kısa halojenlerden bahsetti geçti, hemen yanımdaki arkadaşım bana "B7 nerde?" dedi. masaya periyodik tabloyu çizerken bir daha dönüp, "senin yurdun değil dimi" dedi. gülmemi bastırmaya çalışırken "hayır benimki B11" diyebildim, arkadaşım ise neden güldüğümü dersin sonuna kadar çözemedi. ben de dersin sonuna kadar güldüm.
**
yıl 2011 ve hala elektrikler kesiliyor.
durum bana o an o kadar komik geldi ki. hemcinsim bi insanla aynı ortamdayız, bizden başka kimse yok, birbirimizi görmüyoruz ama varlığını biliyoruz, muhtemelen göz aşinalığımız da var küçücük okul ama ordaki kim bilmiyoruz. tutamadım kendimi öksürür gibi güldüm. meğer karşımdaki de onu bekliyormuş, kız da hıçkıra hıçkıra gülmeye başladı, ben zaten karşımdaki gülse gülen bir insanım ben de başladım, elektrikler gelene kadar, sanırım yaklaşık bi 5 dakika tutunup güldük. sonra elektrikler geldi, gerçekten liseden benden üst dönemde eski sevgilimin bir arkadaşıymış, ikimiz de birbirimizi biliyoruz ama selam vermeyiz, suratlarımızı görünce bir süre daha gülmeye devam ettik sonra görüşürüz deyip ben kabine yöneldim o da kapıya.
**
organik kimya dersi çarşamba günleri 5.40-9.30 arası, akşam. ikinci öğretim gibi aslında çok da geç değil, iki dönem önce de 8.30da biten dersim vardı aslında, ama ben pek alışmamışım. neyse bu dersin son on dakikası gibi bir zamanda hoca çok kısa halojenlerden bahsetti geçti, hemen yanımdaki arkadaşım bana "B7 nerde?" dedi. masaya periyodik tabloyu çizerken bir daha dönüp, "senin yurdun değil dimi" dedi. gülmemi bastırmaya çalışırken "hayır benimki B11" diyebildim, arkadaşım ise neden güldüğümü dersin sonuna kadar çözemedi. ben de dersin sonuna kadar güldüm.
**
yıl 2011 ve hala elektrikler kesiliyor.
23 Şubat 2011 Çarşamba
genç yetişkin ne be
buraya şarkı yazınca ergenliğini yaşayan gençler gibi göründüğümü farketmemiştim, laf sokmuyorum şu an aman yanlış şoolmasın, neblim, güzel bence şarkı sözleri :)
babam da pazar günü bana teenage dedi. yani aslında ben "öf bu ayakkabı çok teenage kalmış" dedim, babam anneme çaktırmadan "ehuhuhe kendi ne ki" dedi annem de bağıra bağıra "O GENÇ YETİŞKİN" dedi ben de NEE?! diyerek olaya dahil oldum. sonra babam bilimsel bir açıklama yaparcasına "sen daha nineteen'sin hani teenage ehihi mehihi" dedi. son iki kelime pek bilimsel açıklama olmadı evet bence de.
keşke şimdi ağzımda çok güzel bir parça olsaydı da yazabilseydim. neyse bari ojelerimi sileyim.
o diil de sanırım çok uzun süre sonra şuraya bir şeyler yazabildim. sağol :)
12 Şubat 2011 Cumartesi
şahlanıp gitmek içimde var
*** aşk tesadüfleri sever spoilerı***
şebnem ferah "bu garip bir veda olacak çünkü aslında hep içimdesin ne kadar uzağa gitsem de gittiğim her yerde benimlesin" satırlarını yazarken muhtemelen ölen sevgilisinin kalbini organ nakliyle içinde taşıyan Mehmet Günsür'ü düşünmüyordu.
*** aşk tesadüfleri sever spoilerı***
şebnem ferah "bu garip bir veda olacak çünkü aslında hep içimdesin ne kadar uzağa gitsem de gittiğim her yerde benimlesin" satırlarını yazarken muhtemelen ölen sevgilisinin kalbini organ nakliyle içinde taşıyan Mehmet Günsür'ü düşünmüyordu.
*** aşk tesadüfleri sever spoilerı***
4 Şubat 2011 Cuma
we all love friends
joey: look if our chick and duck have a baby we can call him chuck!
chandler: or dick!
31 Ocak 2011 Pazartesi
bu kadın da ikinci ilah olabiler
Alıştım yalana
Pervasız olmaya
Kim tutmuş sözünü ama hala
Masmavi bak gökyüzü
Alıştım elvedaya
Umursamaz durmaya
Hiç sevgi görmedim ama hala
Sımsıcak bak ellerim
Ben üzülmem sen ağla
Dert dinlemem anlat orda burda
Çoktan ayrılmışız aslında
Ben söylemem sen anla
Alıştım korkuya
Yalnız kalmaya
Hiç kimseyi silmem ama hala
Bembeyaz bak bu sayfa
Ben üzülmem sen ağla
Dert dinlemem anlat orda burda
Çoktan ayrılmışız aslında
Ben söylemem sen anla
18 Ocak 2011 Salı
malzeme finali öncesi
nerdeyse üstüme çıkan bi taksicinin arkasından ettiğim ağır küfürlerden sonra yanımda oturan D,
B: abi banane o da stress-strain curve'ü çizip tensile strenght bulmuyo sonuçta herkesin bi işi var.
D: sen de haklısın.
15 Ocak 2011 Cumartesi
probdan kalıcam
eski finalleri çözüyodum da, şu soru karşıma final'in ilk sorusu olarak çıksa yemin ederim gülmekten yapamam diğer soruları 3 saat..
if 8 teachers are going to be divided among 4 schools, how many divisions are possible?
(A school can receive any number of teachers. Of course the teachers are distinguishable)
10 Ocak 2011 Pazartesi
final countdown 12
hep bir şey istemek için arayan insan, nooldu sorusuna "hea yok bişi öylesine aradım" cevabını verdiğindeki hüzün başka yerde yok. bendeki hüzün yani.
işin kötü tarafı, ben de eğer birini sadece bir şey istemek için arıyorsam, karşımdaki "noldu?" dediğinde "hea yok bişi öylesine aradım" diyorum karşısı göt olsun diye.
ama hala da üzülüyorum biri yok öylesine aradım dediğinde..
beni gerçekten bi odaya kapamaları insanlarla ilişkilerimi kesmeli yemimi suyumu bi delikten bırakmalılar, yok sosyal hayat benim için fazla karmaşık.
az önce odaya kedi kaçtı?!
4 Ocak 2011 Salı
defne nası ölür ya.
neden mi artık blog yazmıyorum.
hiç bişi olmuyo çünkü.
inanmazdım hiç böyle uzun vadeli planlara ama, kararım kesin, şu 3 hafta da ders çalışırsam sonraki 3 hafta çok güzel şeyler olacak ve ondan sonraki 14 hafta da mükemmel geçecek.
siz de o sırada iyi bakın işte kendinize.
hiç bişi olmuyo çünkü.
inanmazdım hiç böyle uzun vadeli planlara ama, kararım kesin, şu 3 hafta da ders çalışırsam sonraki 3 hafta çok güzel şeyler olacak ve ondan sonraki 14 hafta da mükemmel geçecek.
siz de o sırada iyi bakın işte kendinize.
20 Aralık 2010 Pazartesi
mavi lastik
7 nation army'nin klibinin benim çocukluk günleri mtv'sinde çok önemli bir yeri olduğunu, o sürekli ilerleyen davulun nasıl yer ettiğini anlattım provada. sonra 7 nation armyi çalmaya başladık.
davulcu şarkının ortasında durdu ve ABİ BU DAVUL HAREKET EDİYO Bİ DAKKA YA deyip davulu kendine çekti. kick e vurdukça komple ileri gidiyomuş.
sonra kliple bu durumu bağdaştırıp bir süre güldük. gerçi böyle anlatınca pek de komik olmamıştır ama biz güldük.
edit: o parça the hardest button to buttonmış, seven nation army diil, olsun white stripes'ı tutturdum ve biz yine de güldük.
bu da klip
davulcu şarkının ortasında durdu ve ABİ BU DAVUL HAREKET EDİYO Bİ DAKKA YA deyip davulu kendine çekti. kick e vurdukça komple ileri gidiyomuş.
sonra kliple bu durumu bağdaştırıp bir süre güldük. gerçi böyle anlatınca pek de komik olmamıştır ama biz güldük.
edit: o parça the hardest button to buttonmış, seven nation army diil, olsun white stripes'ı tutturdum ve biz yine de güldük.
bu da klip
11 Aralık 2010 Cumartesi
"geçmiş, bugün ve gelecek… hepsini peşpeşe dizip, dümdüz bir çizgi çiziyoruz. bu yüzden geçmişin geçip gittiğine, geleceğin henüz gelmediğine inanıyoruz. ve en kötüsü, zamanı önceden çizdiğimiz bu dümdüz çizgide yürümeye mecbur tutuyoruz. ama belki de o burnunun ucunu göremeyecek kadar sarhoştur."
Elif Şafak
Elif Şafak
ayağına dikkat et
önce burnun karıncalanması, hemen ardından etrafın bulanması, tam kulakların arkasından gelen korkunç bir uğuldamayla tüm vücudun ürpermesi, boğazına bir şeyin oturup durması.
arkası işte hıçkırıklar mide bulantıları falan.
arkası işte hıçkırıklar mide bulantıları falan.
8 Aralık 2010 Çarşamba
termodinamiğe sokiim bize bişi olmasın
3bin tane 18-25 yaş insanı bir araya koymuşlar, yemlerini sularını, uğraşıcakları bir şeyleri yanlarına vermişler de "ahah hadi bakalım acaba naapıcaklar" diye oturmuş izliyolar bence bizi bu okulda.
ben mesela hayatımı rezil ediyorum. ellerimle.
yine gidesim geldi.
ben mesela hayatımı rezil ediyorum. ellerimle.
yine gidesim geldi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)