şimdi ben tanıtımda çalışıyorum, çok türlü, çok çok acayip bir sürü insan geliyor gidiyor, bazen gülüp bazen sinirleniyoruz onlara içimizden ama bugün beni en çok yaralayan bir soru sordu bir baba, daha kapıdan yeni girmiş, oğlu ismini soyadını okulunu kağıda yazarken benim tanıtım programını anlattığım cümleyi yarıda kesip,
"bu okul çok kolay diyorlar, öyle mi gerçekten?"
dedi. bak ne bold yaparım ben ne büyük yazarım normalde ama bu cümle benim karnımdaki boşlukta bir şeylerin hareket etmesine, şimdi adamın önüne oturup ağlasam mı yoksa yandaki sandalye de çok güzel konumda alıp kafasına mı geçirsem gibi beyin fırtınalarıyla boğuşmama neden oldu, sinirim bozuldu gülmeye başladım. adam çok sakin, suratıma ifadesiz bakmaya devam ediyordu. okulun kolay olup olmadığını anlayamamıştı ama benim akıl sağlığımdan esinlenerek muhtemelen bir öğrenci profili oluşturmuştu kafasında. zaten böyle bir genellemeyle gelenden her türlü genelleme beklerim ben. neyse sonra toparlanıp "yok hiç kolay değil gerçekten" dedim ama elbette ikna olmadı. sonra oturdum kapıdaki işimi bırakıp adama okulun sistemini anlattım ama muhtemelen dinlemedi de. burası kolay bir özel okuldu, parayı veren okuyordu ve o baba ve çocuk bunu yerinde incelemeye gelmişlerdi.
ben, bu seneyi başlangıç olarak kabul ediyorum eğitim hayatımda. bunda okulumu fazla sevmemin etkisi vardır mutlaka, bunu aday öğrencilere anlatırken yavşaklık olmasından korkarak biraz daha törpüleyerek anlatıyorum ama ben okulumu ütopik seviyorum. muslukların sıcak/soğuk renklerinin yanlış olması bile çok şirin bence. neyse konuya dönersem, bu sene çok çok acayipti benim için. okuldan eve gelip ödevlerini yapan, internette saatlerini geçirip o akşam dizisi varsa onu izleyip 12'de yatan bir ilköğretim ve lise insanının bir anda kendini projesi için sabahlar halde bulması, amfide 300 kişinin önünde soru sorabilir hale gelmesi, okul partisinde bira satıp kulüp kara geçince para kazanmış gibi sevinmesi, kütüphaneye sabah 8.40da gidip açılmasını beklemesi, türkçe essayi için 13 saat kahve ve çikolatayla yaşaması, odaya döndüğünde poker partisiyle karşılaşması, yan odadan tuvalet kağıdı istemesi, asistanlara hocam diyenlere gülmesi çünkü kendisinin birçok asistan arkadaşı olması benim için çoktu. bilmiyorum belki de ben çok yoğun geçirdim kendimi zorlayarak ilk senemden, belki herhangi bir okulda yatılı olsaydım da yaşayacaktım bunları ama bu sene yeniden doğmuş olabilirim bence.
söylemeden de geçemeyeceğim ki, koskocaman rektör bugün şu iki cümleyle tüm gıcık aday velilerinin sempatisini kazandı.
-benim bir 33 yaşında bir de 10 yaşında oğlum var, bir süredir profesyonel olarak çocuk yapıyorum.
-(kendisi mit'de hayatını harcamış bir insan) büyük oğlum mit'nin yanında küçük bir üniversite var ya hani, ne diyorlar, harvard, orada öğretim üyesi.
son olarak, siz tanıtım için bana alttaki cevabı verdiren insanlar, hepiniz ayrımcı, önyargılı, dargörüşlüsünüz, sistemin ve popüler toplumun kölesisiniz.
"hayır, burslu değilim."
3 yorum:
çok ama çok güzel yazmışsın, ve sende garip bir şekilde kendimi gördüm. :)
şimdi ben de yazacaktım aynı mayette bir yazı, başlıyorum hatta :)
şu entry'yle zenginleştirmek istedim bu yazıyı..
http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=19238625
(bkz: cihan'ın üzerimden reklam yapması) :P
Yorum Gönder