ozur dilemekle ilgili hicbir problemim olmadi olmuyor, eger hatanin bende oldugunu o an gorebiliyorsam ozur diliyorum, kendimi kucuk veya asagilanmis hissetmiyorum. hatta bazen cok sevdigim insanlar kucuk seylere takildiklarinda yaptigimin yanlis oldugunu dusunmesem bile o sirada onlari mutlu etmek icin de ozur diliyorum, bu da rahatsiz etmiyor hic. yapamadigim sey, yanlisin kendinde oldugunu bilmesine ve karsisindakine bunu bildigini belli etmesine ragmen ozur dilememekte direten, "ama sen de soyle yapmistin" diye 'backfire' eden insanlara herhangi baska bir zamanda ozur dilemek. o insanlara ozur dilersem kuculecekmisim gibi hissediyorum icgudusel olarak ve ben de sorunlari o anda kucuk bi "pardon ya gozumden kacmis"la cozmek yerine cirkeflesiyorum. ben cok guzel cirkeflesirim.
kissadan hisse: ozur dilemek cok guzel bir sey. eger ozur dilemeyi ogrenmezseniz herkese cok guzel ozur dileyebilen insanlar size ozur dilemek istemez ve her probleminiz bok gibi anlamsiz anlamsiz buyur.
6 Ağustos 2014 Çarşamba
13 Temmuz 2014 Pazar
aa delirdi.
cok sacma olacak, boyle bir sey soyleyecegimi hic dusunmezdim ama; yaptigim isi cok cok seviyorum ve gelecegim hakkinda asiri heyecan duyuyorum. 15 saat sonra raporum bitti ve ben yorgunluk/bikkinlik yerine icimde kocaman bir heyecanla yataga giriyorum sabahin 4une yaklasirken. oyle ki hala uyumamak, kalip daha cok makale okumak istiyorum.
umarim bircok insan benimle ayni duygulari hisserek yataga giriyordur simdi, hayatimiz boyunca yapacagimiz is hakkinda midede kelebekler ucmasi ve ne olursa olsun o isin hayatimiz boyunca bizimle her yere gelebilecek olmasi cok heyecan verici.
tatilim su an ama; pazartesi yine de ise gidecegim, kalan seyler var cunku. bitirmezsem icim rahat etmeyecek.
merak etmeyin, bence de cok sacma.
iyi uykular.
umarim bircok insan benimle ayni duygulari hisserek yataga giriyordur simdi, hayatimiz boyunca yapacagimiz is hakkinda midede kelebekler ucmasi ve ne olursa olsun o isin hayatimiz boyunca bizimle her yere gelebilecek olmasi cok heyecan verici.
tatilim su an ama; pazartesi yine de ise gidecegim, kalan seyler var cunku. bitirmezsem icim rahat etmeyecek.
merak etmeyin, bence de cok sacma.
iyi uykular.
29 Haziran 2014 Pazar
9 Haziran 2014 Pazartesi
alakasiz
Merhaba.
-Ben Berlin'e geldigimde yasadigim her seyden tiksiniyordum, havanin erken kararmasindan, soguktan, kimsenin Ingilizce konusmamasindan, derslerin zorlugundan, evin 4. katta olmasindan ve asansor olmamasindan... Meger aslinda butun isyanim ilk lab rotasyonumdaki orospu cocugu supervizorumeymis a dostlar. Adam bana her bagirdiginda ben hayatimdan tiksiniyordum, labdaki kimse benimle konusmazken, yapayalniz gecmis yuzyildan kalma tekniklerle deneylerimi yapmaya calisirken Berlin'den de bilimden de soguyordum. Gectigimiz pazartesi yeni labima basladim. Herkes pozitif, hocam espriler yapip guluyor, labdakiler hep ingilizce konusup oglen yemeklerini beraber yiyor, Turkce dedikodu yapacagim ogrenciler bile var, asiri mutluyum derken Cuma gunu departman ogrenci sunumu oldu ve sunumu yapacaklardan biri bizim labdan Amerika'li bir cocuktu. Kendisiyle munasebetim "merhaba-merhaba" dan bir adim oteye gitmemisti, 20 kisilik lab. Cuma sunumuna gittik toplucana, 200 kisi kadar vardi, sunumunu yapti, son slide'da tum labin kadrosunu yazmisti, ve ben de vardim. Eski labinda 3. ayin sonunda zar zor kahve icmeye mutfaga cagirilacak(onda da almanca konusuyolardi zaten) kadar kendini kabul ettirmis benim, 5. gunde, cocuk o kadar sunum stresi sirasinda, merhaba'da daha fazla bir muhabbet etmedigi yeni gelen rotasyon kizinin ismini eklemeyi unutmamisti. Gozlerim doldu. Sunum sonunda cocuga cok gulumsedim herkes tebrik ederken, tebrik etmeye utandim, sadece cok gulumsedim. Hos geldim.
-Bu biraz eskinin konusu fakat kaynamasina icim elvermedi: Soma katliamindan sonra bahar aylari olmasi sebebiyle de olacak epey etkinlik vardi ve neredeyse 3 haftalik surecte olan her sey ertelendi/iptal edildi. Ulusal yas cercevesinde cok mantikli bir eylem tabii ki icilecek/eglenilecek etkinliklerin iptali, olenlere saygi/yakinlarina anlayis acisindan; fakat benim bir problemim var bu konuyla ilgili. Ornek olarak olaydan yaklasik 2 hafta sonra Reina bir parti duzenledi ve tum geliri Soma'ya bagislayacagini acikladi, bunun uzerine twitter'da adamlarin bi analarina kufredilmedigi kaldi. Elbette hepimiz cok uzgunuz/kizginiz/daha oha ne yapacaklar diye korkuyoruz ama hayatimiza da devam ediyoruz insan yapisi geregi. Babamiz bile vefat ettiginde 1-2 hafta sonra eski yasamimiza kaldigimiz yerden devam ediyoruz icimizdeki boslukla. Bizden uzaktaki insanlarin katliamina da tabii ki cok buyuk tepki gosteriyoruz ama hepimiz pazartesi olunca yine ise/okula gidecegiz iste. Adamlar kalkiyor ve gecenin tum hasilatini (Reina'nin gecelik geliri muhtemelen herhangi toplanacak bir yardim kampanyasinin fersah fersah ustundedir) Soma'da babasini/abisini/esini kaybetmis insanlara yollayacaklarini soyluyor, sen onu igrenclikle, beyinsizlikle, terbiyesizlikle sucluyorsun. Reina boyle bir katki yapmasa da acacak o kapilari, daha bile az insan girecek iceri ve icecek o shotlari, senin haberin bile olmayacak aslinda. Ayni sekilde, universitemin bahar senligi de eylul ayina ertlendi. Cok yakindan olmasa da biliyorum nasil bir emekle, nasil bir ozveriyle hazirlanildigini o 2 kucucuk gune. Kac kisi derslerinden/ozel hayatlarindan kisti bu organizasyonu yapabilmek icin. Tabii ki insan hayatindan onemli degil, ama atiyorum, bilet fiyatlarina 10 tl zam yap, o 10 liranin Soma'ya gidecegini soyle, bir de yardim masasi kur isteyen daha bile fazla yardim yapsin, yine ortalama bir yardim kampanyasinin uzerinde bir miktar elde edersin, git gotur yardimi gercekten yaptigini da kanitla. Belki de ben insan degilim ne bileyim. Cok daha mantikli bunlar bence.
-Ben Berlin'e geldigimde yasadigim her seyden tiksiniyordum, havanin erken kararmasindan, soguktan, kimsenin Ingilizce konusmamasindan, derslerin zorlugundan, evin 4. katta olmasindan ve asansor olmamasindan... Meger aslinda butun isyanim ilk lab rotasyonumdaki orospu cocugu supervizorumeymis a dostlar. Adam bana her bagirdiginda ben hayatimdan tiksiniyordum, labdaki kimse benimle konusmazken, yapayalniz gecmis yuzyildan kalma tekniklerle deneylerimi yapmaya calisirken Berlin'den de bilimden de soguyordum. Gectigimiz pazartesi yeni labima basladim. Herkes pozitif, hocam espriler yapip guluyor, labdakiler hep ingilizce konusup oglen yemeklerini beraber yiyor, Turkce dedikodu yapacagim ogrenciler bile var, asiri mutluyum derken Cuma gunu departman ogrenci sunumu oldu ve sunumu yapacaklardan biri bizim labdan Amerika'li bir cocuktu. Kendisiyle munasebetim "merhaba-merhaba" dan bir adim oteye gitmemisti, 20 kisilik lab. Cuma sunumuna gittik toplucana, 200 kisi kadar vardi, sunumunu yapti, son slide'da tum labin kadrosunu yazmisti, ve ben de vardim. Eski labinda 3. ayin sonunda zar zor kahve icmeye mutfaga cagirilacak(onda da almanca konusuyolardi zaten) kadar kendini kabul ettirmis benim, 5. gunde, cocuk o kadar sunum stresi sirasinda, merhaba'da daha fazla bir muhabbet etmedigi yeni gelen rotasyon kizinin ismini eklemeyi unutmamisti. Gozlerim doldu. Sunum sonunda cocuga cok gulumsedim herkes tebrik ederken, tebrik etmeye utandim, sadece cok gulumsedim. Hos geldim.
-Bu biraz eskinin konusu fakat kaynamasina icim elvermedi: Soma katliamindan sonra bahar aylari olmasi sebebiyle de olacak epey etkinlik vardi ve neredeyse 3 haftalik surecte olan her sey ertelendi/iptal edildi. Ulusal yas cercevesinde cok mantikli bir eylem tabii ki icilecek/eglenilecek etkinliklerin iptali, olenlere saygi/yakinlarina anlayis acisindan; fakat benim bir problemim var bu konuyla ilgili. Ornek olarak olaydan yaklasik 2 hafta sonra Reina bir parti duzenledi ve tum geliri Soma'ya bagislayacagini acikladi, bunun uzerine twitter'da adamlarin bi analarina kufredilmedigi kaldi. Elbette hepimiz cok uzgunuz/kizginiz/daha oha ne yapacaklar diye korkuyoruz ama hayatimiza da devam ediyoruz insan yapisi geregi. Babamiz bile vefat ettiginde 1-2 hafta sonra eski yasamimiza kaldigimiz yerden devam ediyoruz icimizdeki boslukla. Bizden uzaktaki insanlarin katliamina da tabii ki cok buyuk tepki gosteriyoruz ama hepimiz pazartesi olunca yine ise/okula gidecegiz iste. Adamlar kalkiyor ve gecenin tum hasilatini (Reina'nin gecelik geliri muhtemelen herhangi toplanacak bir yardim kampanyasinin fersah fersah ustundedir) Soma'da babasini/abisini/esini kaybetmis insanlara yollayacaklarini soyluyor, sen onu igrenclikle, beyinsizlikle, terbiyesizlikle sucluyorsun. Reina boyle bir katki yapmasa da acacak o kapilari, daha bile az insan girecek iceri ve icecek o shotlari, senin haberin bile olmayacak aslinda. Ayni sekilde, universitemin bahar senligi de eylul ayina ertlendi. Cok yakindan olmasa da biliyorum nasil bir emekle, nasil bir ozveriyle hazirlanildigini o 2 kucucuk gune. Kac kisi derslerinden/ozel hayatlarindan kisti bu organizasyonu yapabilmek icin. Tabii ki insan hayatindan onemli degil, ama atiyorum, bilet fiyatlarina 10 tl zam yap, o 10 liranin Soma'ya gidecegini soyle, bir de yardim masasi kur isteyen daha bile fazla yardim yapsin, yine ortalama bir yardim kampanyasinin uzerinde bir miktar elde edersin, git gotur yardimi gercekten yaptigini da kanitla. Belki de ben insan degilim ne bileyim. Cok daha mantikli bunlar bence.
30 Mayıs 2014 Cuma
tenturduyot
Telefon acip "Anne ben su an evden cikiyorum caddeye gidiyorum, bu arada tütü (kedi) bana saldiri duzenledi her yerimi parcaladi hayvanokuzu" dedigimde literally yol ustunde elinde tenturduyotlu pamukla gecmemi bekleyen, ayakustu pansuman yapip oyle yollayan canli annedir sanirim sadece.
yani tabii ki is yeri yol ustunde ve tanturduyotlu pamuk bulunmasi gereken bi muessese, ama, yine de.
ps. kediler bazen taranmaktan cok keyif alirken bazen almayabiliyorlarmis, aa sen cok seviyodun taranmayi niye kaciyosun kacma, bak senin de hosuna gidecek dememek, zorlamamak lazimmis.
ps2. tenturduyot boyle yazilmiyor olabilir. benboyleyazdim.
yani tabii ki is yeri yol ustunde ve tanturduyotlu pamuk bulunmasi gereken bi muessese, ama, yine de.
ps. kediler bazen taranmaktan cok keyif alirken bazen almayabiliyorlarmis, aa sen cok seviyodun taranmayi niye kaciyosun kacma, bak senin de hosuna gidecek dememek, zorlamamak lazimmis.
ps2. tenturduyot boyle yazilmiyor olabilir. benboyleyazdim.
21 Mayıs 2014 Çarşamba
CLOCK
herkesin bir biyolojik dongusu varmis, bunu size anlatayim diye "circadian clock"u tureng'e yazdim turkcesi ne diye, soyle bir screenshotim oldu:
Evet circassian chicken, veya canadian hemlock. butun hevesim icime kacti.
neyse biyolojik saat, biyolojik dongu olur bunlar hep. "mid sleep" dedigimiz sey (allahaskina bunu da turengletmeyin korkuyorum), isimiz olmadigi atiyorum 1 ay varsa, icten gelen yatma-kalkma saatinin tam ortasi. Insanlarda ortalamasi 4 olan ve gaussian distributionsal bi dagilim gosteren (allah benim belami verecek) bu saat bende 8 arkadaslar. yani anneannemin cocuklugum boyunca soyledigi "aksam olur yatmak bilmez sabah olur kalkmak bilmez" sahane bi tespitmis, baya benim biyolojik saatim buymus yani. molekuler tip okumayarak bunlari hep kaciriyosunuz siz.
neyse asil soyleyecegim seye geleyim, bircok calisma gosteriyormus ki, biyolojik saate uyulmamasi kanser basta olmak uzere bircok cevresel faktorun etkili oldugu hastaligi tetikleyen bir faktormus. Hani duzensiz yasam diyoruz ya gece yasayanlara, meger o da onlarin duzeniymis, hastaliga falan sebep olmazmis. ote yandan, 6 yasimdan beri 12de yataga girip zorla uyutulan (bi noktadan sonra kendi kendime yapmaya basladim tabii ki) sabah 7 olunca da yataktan kazinarak kalkan ben, bildigin duzenli yasayarak kendimi olduruyormusum. insan hic mid-sleep'inde kalkip okula gider mi. siz sabah 4te kalkip okula gidiyo musunuz.
ya ben buraya baska bisi anlatcaktim aslinda, pardon cansu konu kaynadi ben simdi derse doneyim, soz anlatcam digerini de bu aralar.
17 Mayıs 2014 Cumartesi
nothing to do here.
ben zamaninda, hala "insan severken", amerika'da turk bi amcayla rast gelmistim. bi sure muhabbet ettik, sonra "ne is yaptigimi" sordu, biyomuhendis/molekuler tip/iste hastaliklara ilac gelistiriyoruz amca tadinda bi aciklamadan sonra turkiye'de nerelerde calisabildigimi sordu, uzatmamak adina, e biraz da dogru oldugu icin, turkiye'de is imkanin az oldugunu soyledim. bana soyle demisti: "turkiye'nin bir problemi de bu, ihtac olmayan alanlarda adam yetistiriyo, simdi seni yetistirdi de nolucak, bi ise yaramicaksin ulkende, mesela bi doktor olsaydin, bi avukat olsaydin..."
turkiye'nin bir problemi bu mu gercekten.
http://www.radikal.com.tr/saglik/muhafazakarlasma_nedeniyle_erkek_jinekologlar_is_bulamiyor-1192576
turkiye'nin bir problemi bu mu gercekten.
'Muhafazakarlaşma nedeniyle erkek jinekologlar iş bulamıyor'
[...]
Prof. Dr. Karateke, özellikle 40 yaşın altında olan, üniversite ve devlet hastanelerinde görev yapan hekimlerin meslekteki saygınlıkta ciddi bir düşüş yaşandığından şikayet ettiğini belirtti. Anketteki önemli bir sonucun da doktorların yüzde 68,5'inin çocuklarının doktor olmasını istemediği olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Karateke, "Hekimlerin yüzde 85'i sağlık politikalarını başarısız buluyor. Bu doktor arkadaşlarımız mesleğin saygınlığının azaldığını, mesleki gelişmelere yeterince yatırım yapılmadığını ve doktor ile hasta arasında ilişkinin bozulduğunu belirtiyor. Ayrıca meslektaşlarımızın yüzde 80'e yakını mesleğini yaparken kendini savunmasız buluyor. Büyük çoğunluk kanunlar çerçevesinde kendini güvensiz hissediyor.http://www.radikal.com.tr/saglik/muhafazakarlasma_nedeniyle_erkek_jinekologlar_is_bulamiyor-1192576
16 Mayıs 2014 Cuma
15 Mayıs 2014 Perşembe
2 Mayıs 2014 Cuma
Efes
Dun 1 Mayis'ti ve hem universiteyi hem de liseyi beraber okudugumuz ama neredeyse hic okulda beraber zaman gecirmeyip hep disarida bulustugumuz bir arkadasim 2 arkadasiyla daha Berlin'deydi. "Kreuzberg'de kutlama varmis ona gidiyoruz" cumlesi tehlike sinyallerini uzun suredir veriyordu ama kismet deyip kalktim gittim.
O kadar o kadar kalabalikti ki bi noktada koca caddede yuruyecek yer kalmamis, insanlar tren olmus oluklar halinde tek sira tek sira bidi bidi ilerliyorlar. Arkadasim omzumdan tuttu ben de bir oluk buldum akan, tutturduk gidiyoruz. Daha sonra oluk tikandi. Nefes alamiyormusum gibi hissettim, her tarafimda INSAN var hava sicak ve sikismisiz ilerleyemiyoruz. Ay cocugun ismini soylemicem diye sekilden sekile girdim, Ahmet olsun hadi.
"Ahmet" dedim, "Sen de hic bu aralar 'I am too old for this shit' diyor musun boyle durumlarda?" fakat daha cumlemi bitiremeden bir amcayla gozgoze geldim, sag caprazimda burnumun dibinde, 40larinda, kollarinda 20lik kiz arkadasi, soyledigimi duyup gulumsedi. Once Turk sandim cunku "KREUZBERG MERKEZI" yazili binadan cok uzakta degildik, o yuzden gulumseyip "Merhaba" dedim ama o sirada Ahmet benim bu etkilesimimi farketmemisti ve BIZDEN DAHA YASLILAR VAR BURDA YA dedi. Amca yuzume bakip bir sey demeden gulumsedi.
O sirada oluk acildi ve amcalar diger tarafa akan trende olduklari icin hikaye burada mecburen sonlandi. Adam Turk'tuyse ve her seyi duyup anladiysa bir turlu, yabanciysa ve sadece "I am too old for this shit" i anladiysa komple baska bir turlu. Tek bildigimse, I am really too old for that shit.
O kadar o kadar kalabalikti ki bi noktada koca caddede yuruyecek yer kalmamis, insanlar tren olmus oluklar halinde tek sira tek sira bidi bidi ilerliyorlar. Arkadasim omzumdan tuttu ben de bir oluk buldum akan, tutturduk gidiyoruz. Daha sonra oluk tikandi. Nefes alamiyormusum gibi hissettim, her tarafimda INSAN var hava sicak ve sikismisiz ilerleyemiyoruz. Ay cocugun ismini soylemicem diye sekilden sekile girdim, Ahmet olsun hadi.
"Ahmet" dedim, "Sen de hic bu aralar 'I am too old for this shit' diyor musun boyle durumlarda?" fakat daha cumlemi bitiremeden bir amcayla gozgoze geldim, sag caprazimda burnumun dibinde, 40larinda, kollarinda 20lik kiz arkadasi, soyledigimi duyup gulumsedi. Once Turk sandim cunku "KREUZBERG MERKEZI" yazili binadan cok uzakta degildik, o yuzden gulumseyip "Merhaba" dedim ama o sirada Ahmet benim bu etkilesimimi farketmemisti ve BIZDEN DAHA YASLILAR VAR BURDA YA dedi. Amca yuzume bakip bir sey demeden gulumsedi.
O sirada oluk acildi ve amcalar diger tarafa akan trende olduklari icin hikaye burada mecburen sonlandi. Adam Turk'tuyse ve her seyi duyup anladiysa bir turlu, yabanciysa ve sadece "I am too old for this shit" i anladiysa komple baska bir turlu. Tek bildigimse, I am really too old for that shit.
12 Nisan 2014 Cumartesi
daha ne kadar kuculteceksiniz peki bu sim'i?
Ilk iPhone'umu bundan 3,5 sene once, cok sevdigim, sarji 15 gun dayanan Panasonic telefonum aniden bozulunca ani bir kararla almistim. Alirken demislerdi ki "yanniz buna kucuk sim lazim keselim mi sim'inizi?". Alin kesin dedim delgec gibi bi aletle kestiler, o calisti 1 yil oyle.
Asagi yukari 1 yil sonra telefonum ani bir kararla "sim takili degil" veya iste o lafin muadili neyse onu soyledi bir sabah. Tobeestafrullah burda iste al taktim desem de pek ise yaramadi. Baska birinin sim'ini kacirip taktim, telefonda problem yok. Turkcell'e gittim bu sefer, dedim ki bunu kestilerdi bu calismiyo simdi. Adam suratima boka bakar gibi bakip "Bunu boyle kesiyolar bu calismiyo bak cipinin yarisini kesmisler nasi calissin bu boyle" deyip azarladi. "EAA calisti bu boyle 1 yil" dedim, "Calismaz bu boyle" dedi. Iyi senle mi ugrasicam deyip yeni MAKRO sim'imin parasi neyse verip ciktim. 2,5 yil daha sim kartimla ilgili bir problemim olmayacakti.
Gecen ay Berlin'den Istanbul'a gelirken bavulumu 15 dakikada yaptigim icin ev anahtari, lens suyu ve turkcell hatti gibi en onemli seylerden hicbirini yanima almayarak kendi kulvarimda bir rekora imza attim ve babamin yapmasina firsat vermeden "evet kendimi de unutsaydim" esprisini bizzat yaptim. Anneannemin anahtarini 5 gunlugune odunc calip annemin lens suyunu kullanirken kimsenin hattini kullanamayacagim icin bir turkcell bayisine gidip yeni kart istedim. MIKRO MU NANO MU gibi bi soru yoneldi. Elimdeki telefonu adamin gozunun icine bakip iki yana hizli bir sekilde salladim, adam kendinden emin bir sekilde sim'imi uzatti. Parasi neyse (20 tl) verdim ciktim.
Artik bu iPhone yuruyen merdivenlerden yuvarlanip, ranzadan yere kafaustu dusup, yaribeline kadar tuvalet suyuna bandiktan sonra haliyle biraz problem cikarmaya basladi, ben de gecen ay 3,5 yasindaki iPhone'umla vedalasip yeni bir iPhone almaya karar verdim. Satis esnasinda gereksiz samimiyet kurdugumuz abi mi adam mi artik insan kisisi bana NANO sim'in var mi dedi telefonu aldiktan sonra, ben de 3 gun onceki gibi telefonumu iki yana salladim, yok o MIKRO dedi, kesiim mi mikro sim'ini dedi. Deja vu olurken "kes" dedim, 1 yil idare etse kardir bi daha gidip sim mi alicam. "Ama calismayabilir, bi de sim'in eskiyse onu da kesemem mesela" dedi, "valla sim 3 gunluk epey yeni, calismazsa da canin sagolsun" dedim, kesti calisti. Bu sirada Alman hattim hala MIKRO oldugu icin onu eski telefona, turk hattini NANO oldugu icin yeni telefona taktim. Memleketime (Berlin) dondum.
Berlin'de de O2'ye gidip NANO bir Alman hatti edindikten (ucretsiz) sonra MAKRO Alman sim'im bloke oldu fakat Turkiye'ye gelirken yanima almayi unuttugum Turk MAKRO sim'imi bulamiyordum. Neden bilmiyorum bloke olan sim'i de "belki lazim olur" diye atmadim. Dolayisiyla elimde birden 3u calisir 1i bloke 1i de evin icinde kayip halde 4 tane sim karti oldu. Bu cok fazla sim karti demekti. NANO alman hattini yeni iPhone'a taktim, NANO turk hattimi eski telefonuma takmak istedim ama eski telefonum MAKROydu ve O2den verilen NANOyu MAKRO yapma aparati, sim karti telefon adami tarafindan yamuk kesildigi icin kullanilamiyordu. NANO sim'imi oda sicakliginda muhafaza etmeye karar verdim.
Ve gunumuze kadar geldik. Bugun bavulumu yapmak icin 15 dakika degil tam 1 saatim vardi fakat bu zaman diliminde sarhostum: gecen seferkinden iyi oldugu kesindi cunku yedek lens unutmus olsam da lens suyu ve anahtarlari eksiksiz bir bicimde yanima almayi basardim. Oyle ki, turk hattimi yanima almayi bile hatirladim ve cuzdanima koydum. Ucak yere indiginde cuzdanimi cikardim, telefonumun kabini cikardim, kupemi kulagimdan cikardim, kupeyle sim karti girisini actim cuzdanimdan turk sim'imi cikardim ve turk sim'im olmasi gerektiginden buyuktu. Boylece MAKRO turk hattimi bulmus oldum. Ama eski telefonumu Berlin'den biraktigim icin MAKRO bir hat hicbir isime yaramiyor su an. Yarin parasi neyse verip (zam gelmediyse 20 tl) bir NANO turk sim'i satin alacagim. Boylelikle 5 adet sim kartim olacak.
Buraya kadar okuduysaniz gercekten sizi seviyorum. Cunku bence cok ilginc bir hikaye degildi.
Asagi yukari 1 yil sonra telefonum ani bir kararla "sim takili degil" veya iste o lafin muadili neyse onu soyledi bir sabah. Tobeestafrullah burda iste al taktim desem de pek ise yaramadi. Baska birinin sim'ini kacirip taktim, telefonda problem yok. Turkcell'e gittim bu sefer, dedim ki bunu kestilerdi bu calismiyo simdi. Adam suratima boka bakar gibi bakip "Bunu boyle kesiyolar bu calismiyo bak cipinin yarisini kesmisler nasi calissin bu boyle" deyip azarladi. "EAA calisti bu boyle 1 yil" dedim, "Calismaz bu boyle" dedi. Iyi senle mi ugrasicam deyip yeni MAKRO sim'imin parasi neyse verip ciktim. 2,5 yil daha sim kartimla ilgili bir problemim olmayacakti.
Gecen ay Berlin'den Istanbul'a gelirken bavulumu 15 dakikada yaptigim icin ev anahtari, lens suyu ve turkcell hatti gibi en onemli seylerden hicbirini yanima almayarak kendi kulvarimda bir rekora imza attim ve babamin yapmasina firsat vermeden "evet kendimi de unutsaydim" esprisini bizzat yaptim. Anneannemin anahtarini 5 gunlugune odunc calip annemin lens suyunu kullanirken kimsenin hattini kullanamayacagim icin bir turkcell bayisine gidip yeni kart istedim. MIKRO MU NANO MU gibi bi soru yoneldi. Elimdeki telefonu adamin gozunun icine bakip iki yana hizli bir sekilde salladim, adam kendinden emin bir sekilde sim'imi uzatti. Parasi neyse (20 tl) verdim ciktim.
Artik bu iPhone yuruyen merdivenlerden yuvarlanip, ranzadan yere kafaustu dusup, yaribeline kadar tuvalet suyuna bandiktan sonra haliyle biraz problem cikarmaya basladi, ben de gecen ay 3,5 yasindaki iPhone'umla vedalasip yeni bir iPhone almaya karar verdim. Satis esnasinda gereksiz samimiyet kurdugumuz abi mi adam mi artik insan kisisi bana NANO sim'in var mi dedi telefonu aldiktan sonra, ben de 3 gun onceki gibi telefonumu iki yana salladim, yok o MIKRO dedi, kesiim mi mikro sim'ini dedi. Deja vu olurken "kes" dedim, 1 yil idare etse kardir bi daha gidip sim mi alicam. "Ama calismayabilir, bi de sim'in eskiyse onu da kesemem mesela" dedi, "valla sim 3 gunluk epey yeni, calismazsa da canin sagolsun" dedim, kesti calisti. Bu sirada Alman hattim hala MIKRO oldugu icin onu eski telefona, turk hattini NANO oldugu icin yeni telefona taktim. Memleketime (Berlin) dondum.
Berlin'de de O2'ye gidip NANO bir Alman hatti edindikten (ucretsiz) sonra MAKRO Alman sim'im bloke oldu fakat Turkiye'ye gelirken yanima almayi unuttugum Turk MAKRO sim'imi bulamiyordum. Neden bilmiyorum bloke olan sim'i de "belki lazim olur" diye atmadim. Dolayisiyla elimde birden 3u calisir 1i bloke 1i de evin icinde kayip halde 4 tane sim karti oldu. Bu cok fazla sim karti demekti. NANO alman hattini yeni iPhone'a taktim, NANO turk hattimi eski telefonuma takmak istedim ama eski telefonum MAKROydu ve O2den verilen NANOyu MAKRO yapma aparati, sim karti telefon adami tarafindan yamuk kesildigi icin kullanilamiyordu. NANO sim'imi oda sicakliginda muhafaza etmeye karar verdim.
Ve gunumuze kadar geldik. Bugun bavulumu yapmak icin 15 dakika degil tam 1 saatim vardi fakat bu zaman diliminde sarhostum: gecen seferkinden iyi oldugu kesindi cunku yedek lens unutmus olsam da lens suyu ve anahtarlari eksiksiz bir bicimde yanima almayi basardim. Oyle ki, turk hattimi yanima almayi bile hatirladim ve cuzdanima koydum. Ucak yere indiginde cuzdanimi cikardim, telefonumun kabini cikardim, kupemi kulagimdan cikardim, kupeyle sim karti girisini actim cuzdanimdan turk sim'imi cikardim ve turk sim'im olmasi gerektiginden buyuktu. Boylece MAKRO turk hattimi bulmus oldum. Ama eski telefonumu Berlin'den biraktigim icin MAKRO bir hat hicbir isime yaramiyor su an. Yarin parasi neyse verip (zam gelmediyse 20 tl) bir NANO turk sim'i satin alacagim. Boylelikle 5 adet sim kartim olacak.
Buraya kadar okuduysaniz gercekten sizi seviyorum. Cunku bence cok ilginc bir hikaye degildi.
3 Nisan 2014 Perşembe
ask
Baharda bu kadar guzel olacagini bilseydim Berlin, seni sevmeye kistan baslardim.
bu da benim yasadigim sehirle romantik iliskimdir. aklima "ben takim tutmuyom yea, Fenerbahce benim icin napti ki ben ona bu kadar zaman ayiricam" dedigimde kuzenimin "gercek ask karsiliksiz olandir burcu.." dedigi an geldi simdi de.
gercek ask gercekten karsiliksiz olandir sdfdd.
bu da benim yasadigim sehirle romantik iliskimdir. aklima "ben takim tutmuyom yea, Fenerbahce benim icin napti ki ben ona bu kadar zaman ayiricam" dedigimde kuzenimin "gercek ask karsiliksiz olandir burcu.." dedigi an geldi simdi de.
gercek ask gercekten karsiliksiz olandir sdfdd.
20 Mart 2014 Perşembe
ilkokul 2. siniftaki beden egitimi hocam ilkokul 5. siniftaki beden egitimi hocamla evlenmis, ortaokul 2. siniftaki beden egitimi hocam ogretmenligi birakip dj olmus, lise beden egitimi bolum baskani ilkokuldaki bas sekreterle evliymis ve butun lise hayatimda platonik duygular besledigim teknisyen abi gecen gun sevimli bi hatunla evlenmis.
lutfen biri gelip facebook'umu kapasin. cok zor durumdayim.
lutfen biri gelip facebook'umu kapasin. cok zor durumdayim.
14 Mart 2014 Cuma
this announcement...
Lisemde benden nefret eden cok buyuk cok populer bi kitle vardi, ben de onlardan nefret ederdim zaten de, yemek alirken arkamdan "orospu" diye bagirilmasini, daha bebekken anneme muayene olmus adamlarin facebook'ta benden "o mal kari" olarak bahsetmesini yine de haketmiyordum. Yine de kimseye oturup onlari sikayet etmemis ve yuzume hakaret edilip tahdit savrulmadikca arkalarindan konusmamistim. Daha sonra hep guclunun yaninda duran mudur yardimcim bu olaylari ogrenip sikayet etmedigim icin agzima sicmisti, sanki soylesem ustunu kapamayacak da gercekten bir seyler yapacakmis gibi. Diger gerizekali ergenlere o kadar kin beslemedim daha muhakame yetileri yok diye de, iste o kariya hep cok agir nefret tasidim.
Dun ogrendim ki kocasi icerideymis. Lise yillarimin en buyuk katili insanin tahayyul dahi edemeyecegim dertleri varmis.
Ve ayni lise yillarinda dertlerimi anlattigim, en sevdigim hocalardan biri olan adamin gizli cekim vidyosu cikmis, "Ben yine oyumu onlara verecegim, ben boyle hizmet gormedim, calmis cirpmis diyorlar, boyle hizmet edeceklerse calsin cirpsin, helal olsun" diyen.
Bosver lise yillarini, yaninda kalan kaliyor zaten; ama kac yasina gelirsem geleyim, zamanin insanlara ve zamanin bana yaptiklarina sasirmaktan hic yorulamayacagim sanirim.
Dun ogrendim ki kocasi icerideymis. Lise yillarimin en buyuk katili insanin tahayyul dahi edemeyecegim dertleri varmis.
Ve ayni lise yillarinda dertlerimi anlattigim, en sevdigim hocalardan biri olan adamin gizli cekim vidyosu cikmis, "Ben yine oyumu onlara verecegim, ben boyle hizmet gormedim, calmis cirpmis diyorlar, boyle hizmet edeceklerse calsin cirpsin, helal olsun" diyen.
Bosver lise yillarini, yaninda kalan kaliyor zaten; ama kac yasina gelirsem geleyim, zamanin insanlara ve zamanin bana yaptiklarina sasirmaktan hic yorulamayacagim sanirim.
11 Mart 2014 Salı
Onceki Berlin'den Istanbul'a donuslerimde (donus dedigim 1 haftalik haftasonuluk falan) oyle kufrediyodum ki buraya, nasil bir yerde yasamak isterim, nasil bir yer olsa daha cok severim diye dusunmeye epey firsatim oldu. Vardigim sonuclardan yalniz bir tanesi, "herhalde havasi Istanbul'dan guzel olsa" idi. Su an Berlin'de hava 14, Istanbul'da 6 derece, fakat yine ceylan gibi seke seke yaptik bavulu iyi mi. Hava degilmis. Check.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
