az once garda sakin sakin trenimi bekleyip bir yandan da birbirine kor dugum olmus kulakliklarimin kablolarini cozmeye calisirken sagimdan bir cismin yaklastigini farkettim. ben herhangi bi harekette bulunamadan 1.80 boylarindaki hatun yanindaki arkadasina donmus konusurken beni, muhtemelen gorece olarak epey ufak oldugumdan, farketmedi ve gercek anlamiyla uzerime cikti. Sonra ben dusmeyeyim diye beni tutmaya calisti ben o dusmesin diye onu tutmaya calistim sanirim cok cok sacma bi goruntu cikti ortaya. Ben kahkahalarla gulmeye basladim toparlandiktan hemen sonra, kiz da benim guldugumu gorup kopmaya basladi ama bi yandan da ozur diliyo cilginlar gibi, ben de yok yok nolucak onemli diil diyorum. allahim dunyanin en komik seyiydi hala guluyorum ahahaha.
edit (11.01.15): simdi bunu okuyunca aklima su geldi cem adrian dinlerken guldum tobe estafrullah..
https://www.youtube.com/watch?v=j_5wMR5ubXY
6 Aralık 2014 Cumartesi
25 Kasım 2014 Salı
Turkiye'de, Istanbul'da yasamak, sehirle ilgili bir mutluluk aninda "buranin da agzina yakinda sicarlar ki" duygusunu hissetmeni gerektiriyor. Haliyle de bu duygu tum hayatini ele gecirmeye basliyor. Benim boyleydi. "Mutluysan merak etme, yakinda gecer" diye bi rozet yazisini hayat mottom yapmistim, iyi hissettigimde aklima getiriyordum ki sonra daha cok uzulmeyeyim.
Burasi guzel, oturmus durmus, guzel seyler yok olmuyor. Dolayisiyla hayatimdaki guzellikler de buyuk cogunlukla sabit kaliyor, canimi sikan seyler azaldikca.
Burasi guzel, oturmus durmus, guzel seyler yok olmuyor. Dolayisiyla hayatimdaki guzellikler de buyuk cogunlukla sabit kaliyor, canimi sikan seyler azaldikca.
9 Kasım 2014 Pazar
ben aslinda buraya icimi dokmek, cok anlamli cok duygusal bi blog yazmak icin geldim ama onun yerine icimden su parcayi soyleyip duruyorum sayfayi actigimdan beri:
Buralara yaz gunu kar yagiyor canim
Olene kadar seni bekleyemem
Ona buna benzemem, oyuna gelmem
Senin icin olmeye soz veremem.
Buralara, buralara buralara, buralara....
Buralara yaz gunu kar yagiyor canim
Olene kadar seni bekleyemem
Ona buna benzemem, oyuna gelmem
Senin icin olmeye soz veremem.
Buralara, buralara buralara, buralara....
4 Kasım 2014 Salı
yine nostalji
2 yaz once evime bi posta gelmisti, zarfin agzi kapanmamis bantlanmis. Gorur gormez icinde ne oldugunu biliyordum, kabul mektubunun elektronik hali daha hizli seyahat ediyor. Baktim mektuba guldum, koskoca tip universitesinin kabul mektuplarini postaladigi zarfa bak amk agzi bantlanmis diye.
Bugun transcriptlerimi almaya bolum kordinatorunun odasina gittim, basmis hepsini imzalamis. Zarfa koyup agzini damgalayabilir miyiz dedim, oyle istiyor bazi okullar. Tabii ki dedi, zarflari cikardi.
"I was accepted with those envelopes..." dedim, "Haha yes, but the bad thing about these is that you have to tape them to be closed :/" dedi.
"I know." diyemedim.
Bugun transcriptlerimi almaya bolum kordinatorunun odasina gittim, basmis hepsini imzalamis. Zarfa koyup agzini damgalayabilir miyiz dedim, oyle istiyor bazi okullar. Tabii ki dedi, zarflari cikardi.
"I was accepted with those envelopes..." dedim, "Haha yes, but the bad thing about these is that you have to tape them to be closed :/" dedi.
"I know." diyemedim.
26 Ekim 2014 Pazar
keske baska bir yerden olsaydi
Butun sabah su cumlenin nerden oldugunu hatirlamaya calistim, Munih'ten Berlin'e, evime, gitmek uzere havaalaninda beklerken:
“Evimi ozledim ama evim neresi bilmiyorum."
Asmali Konak......
23 Ekim 2014 Perşembe
oha nerden nereye
tunelin sonunda bir isik oldugunu biliyorsan tunel yolculugu da guzel. cunku berlin yine bok gibi sogudu ama bu sefer biliyorum ki nisanda yine kuslar otecek.
14 Ekim 2014 Salı
son 3 gunde,
- dus lifine sac kremi koyup kopurmuyo diye sinirlendim,
- bir elimde peynir diger elimde tabak varken tabagi buzdolabina koyup peyniri rafta biraktim,
- kahve makinasina su koymayi unutup neden kahve yapmadigini anlamaya calistim.
bence benim biraz tatile ihtiyacim var.
- bir elimde peynir diger elimde tabak varken tabagi buzdolabina koyup peyniri rafta biraktim,
- kahve makinasina su koymayi unutup neden kahve yapmadigini anlamaya calistim.
bence benim biraz tatile ihtiyacim var.
8 Ekim 2014 Çarşamba
6 sene?
“Koku alma duyusu
çabuk yorulur. Bir süre aynı koku alınırsa, belli bir süre sonra bu koku
hissedilmez olur. Ancak değişik bir koku verildiğinde bu konu hemen ayırt
edilebilir. Koku duyusunun yorulması, insanı kötü kokulardan koruyan küçük bir
sigortadır.”
Alışmak, sürekli
aynı uyarana maruz kalmaktır, zamanla uyuşmak, hissetmemek ve kabullenmek.
Yaşama uyum sağlamaktır basitçe, anormali normak yapmaktır beyinde.
Çocukken ne çok
değer yüklüyoruz her şeye, bir tutam saça, bir oyuncak bebeğe... Ne çok seviyoruz
her şeyi, ne çok şaşırıyoruz. Ölen bir muhabbet kuşunun ardından günlerce
ağlıyoruz, arka bahçeye gömüyoruz annemizle, su kabını da anıt niyetine
dikiyoruz tepesine. 15 yıl sonra ise her şey tekdüze, bir düzen var oturtulmuş
ve sorgulanmamış. Yada sorgulanmış da, harekete geçilememiş, inanılmış, rafa
kalkmış. Büyüyünce her şey ne kadar basit, her gün kaç tane trafik kazası
görüyoruz evimizde otururken, kaç ölüm haberi alıyoruz... Ölen balığımızı da
tuvalete atıyoruz işte aynı soğukkanlılıkla, sifonu da çekiyoruz üzerine.
Yani o çocuk
halimizden daha mı güçlü oluyoruz ölümleri yaşayıp da ağlamadığımız zaman?
Yoksa sadece alışmış, çok görmüş ve acıya direnç kazanmış mı?
Montaigne alışkanlık
için “başlangıçta kuzu gibi sevimli, alçakgönüllüdür; ama, zamanla, oraya
yerleşip kökleşti mi, öyle azılı, öyle amansız bir yüz takınır ki kendisine
gözlerimizi bile kaldırmaya izin vermez” der.
Oysa alışkanlık,
burnumuzun bir süre sonra aynı kokuya duyarlılığını yitirmesi gibi bir
adaptasyondur insanın sonradan geliştirdiği. Yaşamı çekilir kılandır.
Alışmak unutmak
değil, gerçek olmaktır.
burcu
23/5/2008
23 Eylül 2014 Salı
bugun labda journal club vardi ve cokbilmis, surekli bir seylerden sikayet eden ve beni hic sevmeyen doktora ogrencisinin yaninda oturuyordum. konu cok hosuma gitti, hoca bi noktadan sonra ders gibi anlatmaya basladi ve ben de kaptirip 2 sayfa not aldim. sonra yanimdaki doktora ogrencisinin gozlerini notlarimi okumaya calisirken yakaladim. simdi kadini tanisaydiniz cok gulerdiniz aslinda.
18 Eylül 2014 Perşembe
Mayis 11, 2013. Belli ki labda sikilmisim.
"Bu western blottingin de sonuna gelmek uzereyiz,
secondarydan onceki son yikama. Kopruden onceki son cikis, legen-dary.
Cok eski arkadaslarla vakit gecirmek ve cok yeni
arkadaslarla vakit gecirmek cok farkli, fakat ya bir gun o cok yeni arkadas cok
eski bir arkadas olursa?
Karnim agriyo midem bulaniyo basim donuyo ben hala labda
oturuyorsam beni alsalar ipe koysalar dayanamaz yurek kadere sarsalar.
Annem bana “anneler gununde ne yapacaksin?” diye sordu.
Keske, keske yaptigim tum kotulukleri silebilsem simdi. En
azindan kendi hafizamdan. Lise yilliklarimi okudum, bir arkadasimla kavga
etmisiz ondan bahsetmis, hayal meyal hatirliyorum ama sebebini biliyorum ki bir
daha hic hatirlayamayacagim."
Neyse ki artik labda Western yapmiyorum.
18 Ağustos 2014 Pazartesi
6 Ağustos 2014 Çarşamba
ozur dilemekle ilgili hicbir problemim olmadi olmuyor, eger hatanin bende oldugunu o an gorebiliyorsam ozur diliyorum, kendimi kucuk veya asagilanmis hissetmiyorum. hatta bazen cok sevdigim insanlar kucuk seylere takildiklarinda yaptigimin yanlis oldugunu dusunmesem bile o sirada onlari mutlu etmek icin de ozur diliyorum, bu da rahatsiz etmiyor hic. yapamadigim sey, yanlisin kendinde oldugunu bilmesine ve karsisindakine bunu bildigini belli etmesine ragmen ozur dilememekte direten, "ama sen de soyle yapmistin" diye 'backfire' eden insanlara herhangi baska bir zamanda ozur dilemek. o insanlara ozur dilersem kuculecekmisim gibi hissediyorum icgudusel olarak ve ben de sorunlari o anda kucuk bi "pardon ya gozumden kacmis"la cozmek yerine cirkeflesiyorum. ben cok guzel cirkeflesirim.
kissadan hisse: ozur dilemek cok guzel bir sey. eger ozur dilemeyi ogrenmezseniz herkese cok guzel ozur dileyebilen insanlar size ozur dilemek istemez ve her probleminiz bok gibi anlamsiz anlamsiz buyur.
kissadan hisse: ozur dilemek cok guzel bir sey. eger ozur dilemeyi ogrenmezseniz herkese cok guzel ozur dileyebilen insanlar size ozur dilemek istemez ve her probleminiz bok gibi anlamsiz anlamsiz buyur.
13 Temmuz 2014 Pazar
aa delirdi.
cok sacma olacak, boyle bir sey soyleyecegimi hic dusunmezdim ama; yaptigim isi cok cok seviyorum ve gelecegim hakkinda asiri heyecan duyuyorum. 15 saat sonra raporum bitti ve ben yorgunluk/bikkinlik yerine icimde kocaman bir heyecanla yataga giriyorum sabahin 4une yaklasirken. oyle ki hala uyumamak, kalip daha cok makale okumak istiyorum.
umarim bircok insan benimle ayni duygulari hisserek yataga giriyordur simdi, hayatimiz boyunca yapacagimiz is hakkinda midede kelebekler ucmasi ve ne olursa olsun o isin hayatimiz boyunca bizimle her yere gelebilecek olmasi cok heyecan verici.
tatilim su an ama; pazartesi yine de ise gidecegim, kalan seyler var cunku. bitirmezsem icim rahat etmeyecek.
merak etmeyin, bence de cok sacma.
iyi uykular.
umarim bircok insan benimle ayni duygulari hisserek yataga giriyordur simdi, hayatimiz boyunca yapacagimiz is hakkinda midede kelebekler ucmasi ve ne olursa olsun o isin hayatimiz boyunca bizimle her yere gelebilecek olmasi cok heyecan verici.
tatilim su an ama; pazartesi yine de ise gidecegim, kalan seyler var cunku. bitirmezsem icim rahat etmeyecek.
merak etmeyin, bence de cok sacma.
iyi uykular.
29 Haziran 2014 Pazar
9 Haziran 2014 Pazartesi
alakasiz
Merhaba.
-Ben Berlin'e geldigimde yasadigim her seyden tiksiniyordum, havanin erken kararmasindan, soguktan, kimsenin Ingilizce konusmamasindan, derslerin zorlugundan, evin 4. katta olmasindan ve asansor olmamasindan... Meger aslinda butun isyanim ilk lab rotasyonumdaki orospu cocugu supervizorumeymis a dostlar. Adam bana her bagirdiginda ben hayatimdan tiksiniyordum, labdaki kimse benimle konusmazken, yapayalniz gecmis yuzyildan kalma tekniklerle deneylerimi yapmaya calisirken Berlin'den de bilimden de soguyordum. Gectigimiz pazartesi yeni labima basladim. Herkes pozitif, hocam espriler yapip guluyor, labdakiler hep ingilizce konusup oglen yemeklerini beraber yiyor, Turkce dedikodu yapacagim ogrenciler bile var, asiri mutluyum derken Cuma gunu departman ogrenci sunumu oldu ve sunumu yapacaklardan biri bizim labdan Amerika'li bir cocuktu. Kendisiyle munasebetim "merhaba-merhaba" dan bir adim oteye gitmemisti, 20 kisilik lab. Cuma sunumuna gittik toplucana, 200 kisi kadar vardi, sunumunu yapti, son slide'da tum labin kadrosunu yazmisti, ve ben de vardim. Eski labinda 3. ayin sonunda zar zor kahve icmeye mutfaga cagirilacak(onda da almanca konusuyolardi zaten) kadar kendini kabul ettirmis benim, 5. gunde, cocuk o kadar sunum stresi sirasinda, merhaba'da daha fazla bir muhabbet etmedigi yeni gelen rotasyon kizinin ismini eklemeyi unutmamisti. Gozlerim doldu. Sunum sonunda cocuga cok gulumsedim herkes tebrik ederken, tebrik etmeye utandim, sadece cok gulumsedim. Hos geldim.
-Bu biraz eskinin konusu fakat kaynamasina icim elvermedi: Soma katliamindan sonra bahar aylari olmasi sebebiyle de olacak epey etkinlik vardi ve neredeyse 3 haftalik surecte olan her sey ertelendi/iptal edildi. Ulusal yas cercevesinde cok mantikli bir eylem tabii ki icilecek/eglenilecek etkinliklerin iptali, olenlere saygi/yakinlarina anlayis acisindan; fakat benim bir problemim var bu konuyla ilgili. Ornek olarak olaydan yaklasik 2 hafta sonra Reina bir parti duzenledi ve tum geliri Soma'ya bagislayacagini acikladi, bunun uzerine twitter'da adamlarin bi analarina kufredilmedigi kaldi. Elbette hepimiz cok uzgunuz/kizginiz/daha oha ne yapacaklar diye korkuyoruz ama hayatimiza da devam ediyoruz insan yapisi geregi. Babamiz bile vefat ettiginde 1-2 hafta sonra eski yasamimiza kaldigimiz yerden devam ediyoruz icimizdeki boslukla. Bizden uzaktaki insanlarin katliamina da tabii ki cok buyuk tepki gosteriyoruz ama hepimiz pazartesi olunca yine ise/okula gidecegiz iste. Adamlar kalkiyor ve gecenin tum hasilatini (Reina'nin gecelik geliri muhtemelen herhangi toplanacak bir yardim kampanyasinin fersah fersah ustundedir) Soma'da babasini/abisini/esini kaybetmis insanlara yollayacaklarini soyluyor, sen onu igrenclikle, beyinsizlikle, terbiyesizlikle sucluyorsun. Reina boyle bir katki yapmasa da acacak o kapilari, daha bile az insan girecek iceri ve icecek o shotlari, senin haberin bile olmayacak aslinda. Ayni sekilde, universitemin bahar senligi de eylul ayina ertlendi. Cok yakindan olmasa da biliyorum nasil bir emekle, nasil bir ozveriyle hazirlanildigini o 2 kucucuk gune. Kac kisi derslerinden/ozel hayatlarindan kisti bu organizasyonu yapabilmek icin. Tabii ki insan hayatindan onemli degil, ama atiyorum, bilet fiyatlarina 10 tl zam yap, o 10 liranin Soma'ya gidecegini soyle, bir de yardim masasi kur isteyen daha bile fazla yardim yapsin, yine ortalama bir yardim kampanyasinin uzerinde bir miktar elde edersin, git gotur yardimi gercekten yaptigini da kanitla. Belki de ben insan degilim ne bileyim. Cok daha mantikli bunlar bence.
-Ben Berlin'e geldigimde yasadigim her seyden tiksiniyordum, havanin erken kararmasindan, soguktan, kimsenin Ingilizce konusmamasindan, derslerin zorlugundan, evin 4. katta olmasindan ve asansor olmamasindan... Meger aslinda butun isyanim ilk lab rotasyonumdaki orospu cocugu supervizorumeymis a dostlar. Adam bana her bagirdiginda ben hayatimdan tiksiniyordum, labdaki kimse benimle konusmazken, yapayalniz gecmis yuzyildan kalma tekniklerle deneylerimi yapmaya calisirken Berlin'den de bilimden de soguyordum. Gectigimiz pazartesi yeni labima basladim. Herkes pozitif, hocam espriler yapip guluyor, labdakiler hep ingilizce konusup oglen yemeklerini beraber yiyor, Turkce dedikodu yapacagim ogrenciler bile var, asiri mutluyum derken Cuma gunu departman ogrenci sunumu oldu ve sunumu yapacaklardan biri bizim labdan Amerika'li bir cocuktu. Kendisiyle munasebetim "merhaba-merhaba" dan bir adim oteye gitmemisti, 20 kisilik lab. Cuma sunumuna gittik toplucana, 200 kisi kadar vardi, sunumunu yapti, son slide'da tum labin kadrosunu yazmisti, ve ben de vardim. Eski labinda 3. ayin sonunda zar zor kahve icmeye mutfaga cagirilacak(onda da almanca konusuyolardi zaten) kadar kendini kabul ettirmis benim, 5. gunde, cocuk o kadar sunum stresi sirasinda, merhaba'da daha fazla bir muhabbet etmedigi yeni gelen rotasyon kizinin ismini eklemeyi unutmamisti. Gozlerim doldu. Sunum sonunda cocuga cok gulumsedim herkes tebrik ederken, tebrik etmeye utandim, sadece cok gulumsedim. Hos geldim.
-Bu biraz eskinin konusu fakat kaynamasina icim elvermedi: Soma katliamindan sonra bahar aylari olmasi sebebiyle de olacak epey etkinlik vardi ve neredeyse 3 haftalik surecte olan her sey ertelendi/iptal edildi. Ulusal yas cercevesinde cok mantikli bir eylem tabii ki icilecek/eglenilecek etkinliklerin iptali, olenlere saygi/yakinlarina anlayis acisindan; fakat benim bir problemim var bu konuyla ilgili. Ornek olarak olaydan yaklasik 2 hafta sonra Reina bir parti duzenledi ve tum geliri Soma'ya bagislayacagini acikladi, bunun uzerine twitter'da adamlarin bi analarina kufredilmedigi kaldi. Elbette hepimiz cok uzgunuz/kizginiz/daha oha ne yapacaklar diye korkuyoruz ama hayatimiza da devam ediyoruz insan yapisi geregi. Babamiz bile vefat ettiginde 1-2 hafta sonra eski yasamimiza kaldigimiz yerden devam ediyoruz icimizdeki boslukla. Bizden uzaktaki insanlarin katliamina da tabii ki cok buyuk tepki gosteriyoruz ama hepimiz pazartesi olunca yine ise/okula gidecegiz iste. Adamlar kalkiyor ve gecenin tum hasilatini (Reina'nin gecelik geliri muhtemelen herhangi toplanacak bir yardim kampanyasinin fersah fersah ustundedir) Soma'da babasini/abisini/esini kaybetmis insanlara yollayacaklarini soyluyor, sen onu igrenclikle, beyinsizlikle, terbiyesizlikle sucluyorsun. Reina boyle bir katki yapmasa da acacak o kapilari, daha bile az insan girecek iceri ve icecek o shotlari, senin haberin bile olmayacak aslinda. Ayni sekilde, universitemin bahar senligi de eylul ayina ertlendi. Cok yakindan olmasa da biliyorum nasil bir emekle, nasil bir ozveriyle hazirlanildigini o 2 kucucuk gune. Kac kisi derslerinden/ozel hayatlarindan kisti bu organizasyonu yapabilmek icin. Tabii ki insan hayatindan onemli degil, ama atiyorum, bilet fiyatlarina 10 tl zam yap, o 10 liranin Soma'ya gidecegini soyle, bir de yardim masasi kur isteyen daha bile fazla yardim yapsin, yine ortalama bir yardim kampanyasinin uzerinde bir miktar elde edersin, git gotur yardimi gercekten yaptigini da kanitla. Belki de ben insan degilim ne bileyim. Cok daha mantikli bunlar bence.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)