İçimden çıkanları yazmak istiyorum artık, içimden, akciğerimden böbreğimden söküp yazdıklarımı değil; çünkü onlar eninde sonunda bana dönüyor bir parçam oldukları için. Ben, bana dönmeyen şeyler istiyorum, bana dönmeyecek, zaten bana ait olmayan şeyler yazmak istiyorum ki beni bulup dönmesinler geri. Kusmak istiyorum ve o kustuklarımı yazmak istiyorum. Kusmuk nasıl artık bizim parçamız olmazsa, kusmuk nasıl bizi arayıp bulmazsa, geri gelmeye çalışmazsa, yazdıklarım da bana geri gelmesin istiyorum.
Artık hayallerimi yazmak istemiyorum, onları birileri okuyacak diye ezip büzüp winrar’layıp yazmak canımı çok çok sıkıyor, hem kimse anlamamış oluyor sıkıştırınca, sadece kendimi tatmin etmiş mutlu olmuş oluyorum ki bu daha saçma zira ben onlarım 9-10 katlarını günlüğüme yazıyorum zaten burayı kullanmak neden.
Bu aralar evde değilsem mutluyum ve evdeysem mutsuzum. Bu basit denklemden belki de seneye bütün sene mutlu olacağımı çıkarabilirim. “Bu kış çok güzel şeyler çalacağız” cümlesi kulaklarımda çınlıyor ve içimi içime sığdıramıyorum, kutusu misafirlikte açılmış ama geri sokulamamış hediye bir barbie bebek gibiyim. Üstelik bir su gibi saydam ve sakinim de.
Aydın bana şu besteleri yollasın istiyorum, basımı elime alıp 158 kere mi telini çekmek istemiyorum. Mi yine neyse de re sıkıyo beni. Çünkü minin özelliği var arkasında tel yok, sol de çok ince o da sempatik kendine göre. La ve re aynı ve lanın sesi daha güzel. Neyse, bestelere söz yaziim istiyorum, aydın beğensin istiyorum. 2 gün sonra arayacağım aydını. Söz. Ama mi telini de çekicem 200 kere. Ses çıksın o amfiden de 400 kere de çekerim. Düşündüm de 400 fazla. 200 yeter.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder