9 Ağustos 2010 Pazartesi

polina seminova allah mısın?

bisürü bişiden bahsedicem şimdi.

biri bana lütfen, bakın rica ediyorum lütfen MUN'in yaradığı bir iş söylesin. Saçma sapan insanların topuklu ayakkabılar ve takım elbiseler içinde alınlarından akan ter eşliğinde "i think poverty can be inhibited by governments" dan daha yaratıcı cümleler kurmadığı, akşamları içmeye gidip farklı ülkelerden sevgili edindikleri, işte nebliim birbirlerinin adlarını öğrenip ülkelerine veya okullarına döndükleri bir etkinlik bence. Dünya barışına bile katkısı olduğunu düşünmüyorum yemin ederim. Lisede sürekli "akşam 185 sayfa emyuen eseyi yazmam lazıığaaam" diyen insanlar dolaşırdı ortalıklarda. ben de 8e kadar okulda modern dansa kalırdım. neyse konu ben değilim yine de.

puCCa'nın kitabını 26 saatte falan bitirdim ama toplamda harcadığım zaman 3 saatti sanırım. benim gibi yavaş bir okura böyle bir şey yaşattığı için kendisini tebrik ediyorum buradan. çok da zevk alarak okudum, kolaydı da okuması tabii ama sesli gülerek okuduğum tespitler şahaneydi. yalnız ne kadar duyururum sesimi buradan bilmiyorum da, kitabı okuyan erkeklere söylüyorum, valla her kız evlenmek için tutuşmuyor. büyük konuşmamak gerek ama bu kızların başında ben geliyor olabilirim. o kadar boğuyor ki beni evlilik mantığının düşüncesi, anne olmanın katlanılmaz yükü. gidip gidip anneme sarılıyorum sırf bu yüzden, "nası yetiştirdin sen beni be, ben yetiştiremem kimseyi" diyorum sürekli, o da, "aman ben de torun bakamam zaten yapma çocuk mocuk" diyor, anlaşıyoruz baya. Benim yaşayacağım bir hayat, okuyacağım kitaplar, öğreneceğim programlama dilleri, keşfedeceğim proteinler, çıkacağım sahneler, çalacağım parçalar, çekeceğim fotoğraflar, besleyeceğim köpekler, bineceğim atlar, seveceğim adamlar olacak. eğer bunların bittiğine inanırsam birgün, umarım o gün hiç gelmez orası ayrı, belki çocuk yapabilirim. ama evlenmeyeceğim.
evet sapık gibi oturup bunları düşündüm puCCa'nın kitabı sonrası, karar şimdilik bu yönde.

allaaam sahneyi o kadar özledim ki. sahneye çıkıp şiir okumayı değil heralde, dans etmeyi. dün tuvalette aynanın karşısında bacaklarıma baktım, görünüşte 2 senedir bir değişime uğramadılar. arkaya attitude yapayım dedim, eskisinin yarısı kadar anca kalktı. sinirlenip elimle tuttum zorladım, 1/4 kaldı eskisine, nası acıyo şimdi sol bacağım. İnsanın kendini bildi bileli yaptığı bir şeyi terk etmesi imkansızmış, onu farkediyorum. ara verilebilirmiş, çok sıkılınabilirmiş ama bırakamazmış kesinlikle. mesela kolundan çok sıkılabilirsin bir gün ve onu kullanmaya ara verebilirsin, uyumamak isteyebilirsin birkaç saat daha ama sadece ertelersin. hayatımın bale yapmadığım zamanını hatırlamıyorsam ben, sadece ertelemişim. iyi ki ertelemişim.

bir şeyler daha vardı da, onlar da bir dahaki sefere.

2 yorum:

Can the Fason dedi ki...

evlilik işi çok acayip bi müessese. hakketen işe güce başladığında o zaman etrafındaki herkesin teker teker evlendiğini gördüğün zaman, bi acaba evlenmem mi gerekiyor nedir bu yahu diyeceksin. muhtemelen zaten evlnemeyecem diyen nice insan da bu sebepten evleniyordur.

Madame Red dedi ki...

ya ben PuCCa'yı yolda okuyodum. Salak salak gülme krizine falan girdim yolda :D

ayrıca ne kadar duyururum sesimi deme, PuCCa diye tagledigin anda dizüstüedebiyat hemen buluyo nasıl bir stalker larsa artık.. öyle işte