Malesef maddeye gereginden fazla onem veren bir insanim. Ilkokuldayken kimseye dokundurmadigim ugurlu kalemlerim falan yoktu ama mesela sahneye ciktigim hicbir seyi atamazdim, hatta sahneye ciktigim icin eskimesin diye bir daha kullanamadigim sac fileleri, tokalari, pointeler var. Yazlari yapilan oda temizligi en buyuk korkumdu cunku annem her seyimi atmaya calisirdi, bense en ufak anisi olan her seyi saklamaya. Boyle boyle ev copluge donusmesin diye dosyalar mi yapmadim kutular yapip kategorilere mi ayirmadim yillarca. Bi ara saklamak istedigim ama o kadar da onemli olmayan kagitlari duvarlara asiyodum, hala odamin bir duvari silme ani: lise sonda yurtdisi ofisindan cagirildigimi belirten post-it'ten heralde 8 sene once falan bale'de girdigimiz makyaj sirasi numarasi kagidina kadar. Bu yuzden odami toplamaya hep korkmusumdur cikacak anilar ve hissettirecekleri yuzunden.
Bir seyle cok zaman gecirince olusan baglilik yine de sanirim en guclusu. Bir kolyemi 3 yil taktim, hic cikarmadan, hic bir ozelligi yoktu, annemle alisveris yaparken begenip almistik; ama cok sevmistim. Bir arkadasimin bakip "bence daire kadini temsil ediyor, korunma icgudusu, su an sana bunlari anlatmamin sebebi de kafamin iyi olmasi" dedigini de hatirliyorum, universite mezuniyet fotografimda cubbenin arkasindan cok guzel durduguna sevindigim ani da ona bakinca. Ve artik gecen hafta elim takilip kopuk kolyenin yere dusus anini da, cikardigi sesle icimden kopanlari da.
Tamir ettirmeye calismayacagim. Yeterince cok sey yasadi su uc koca yilda. Mucevher kutumun yeni kralicesi hos geldi bence.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder