14 Şubat 2015 Cumartesi

bazen twitter'a gunluk dertlerimden yakinmak icin giriyorum ama bi bakiyorum her yer toplumsal problem. aman benimki de dert mi diip gunluk dertlerime geri donuyorum.

yani diyecegim oydu ki Alman klavyelerinde z ve y nin yerleri ters ve gun icinde ona alisip eve laptopuma gelince cok sikinti yasiyorum sonra evde ona alisip laba gidince oyle iste ya neyse.

2 Şubat 2015 Pazartesi

eski evimizde ust katta kopekli bir aile yasiyordu. hayvancagiz butun gun yalniz kalirdi evde ve araliklarla ic ceke ceke aglardi her gun. ben de daha cok kucuktum ve senelerce o bebise cok uzuldum. az once, 1 haftalik Istanbul tatilimden Berlin'deki evime geleli 3-4 saat olmusken yere yatmis agliyordum ve "komsulara gitmese bari" diye dusundum. sesim ayni o zavalli cocker spaniel gibi gidiyor olmaliydi. hemen sustum.

29 Ocak 2015 Perşembe

kendine not: bir daha eve (Istanbul'dakine) geldiginde geceleri oturup universite zamanindaki gunluk/facebook/whatsapp konusmalarini okuma, girip eski fotograflara bakma. gecti o yillar ve bir daha gelmeyecek. hatirlamamak tek caren.

bu da haftanin sarkisi: https://www.youtube.com/watch?v=dq6VyapoFkM

26 Ocak 2015 Pazartesi

bazen dusunuyorum su adamin yaptigini yapmadigim her gun hayatimdan harcaniyor mu.
http://www.lionwhisperer.co.za

11 Ocak 2015 Pazar

son 3-4 gundur yapicak nispeten daha az isim var, ben de her gun baska bir film izliyorum. izledigim 3 turk filminin icinden her filmde en az 1 ana karakter (birinde hepsi?!) öldü. zaten bir cicek bahcesi olmayan hayatimdaki minimal bosluklari doldurmak bu kadar gozyasina mal olmamaliydi bence siz ne dersiniz.

6 Aralık 2014 Cumartesi

medeniyet canavar diil ki hic

az once garda sakin sakin trenimi bekleyip bir yandan da birbirine kor dugum olmus kulakliklarimin kablolarini cozmeye calisirken sagimdan bir cismin yaklastigini farkettim. ben herhangi bi harekette bulunamadan 1.80 boylarindaki hatun yanindaki arkadasina donmus konusurken beni, muhtemelen gorece olarak epey ufak oldugumdan, farketmedi ve gercek anlamiyla uzerime cikti. Sonra ben dusmeyeyim diye beni tutmaya calisti ben o dusmesin diye onu tutmaya calistim sanirim cok cok sacma bi goruntu cikti ortaya. Ben kahkahalarla gulmeye basladim toparlandiktan hemen sonra, kiz da benim guldugumu gorup kopmaya basladi ama bi yandan da ozur diliyo cilginlar gibi, ben de yok yok nolucak onemli diil diyorum. allahim dunyanin en komik seyiydi hala guluyorum ahahaha.

edit (11.01.15): simdi bunu okuyunca aklima su geldi cem adrian dinlerken guldum tobe estafrullah..
https://www.youtube.com/watch?v=j_5wMR5ubXY

25 Kasım 2014 Salı

Turkiye'de, Istanbul'da yasamak, sehirle ilgili bir mutluluk aninda "buranin da agzina yakinda sicarlar ki" duygusunu hissetmeni gerektiriyor. Haliyle de bu duygu tum hayatini ele gecirmeye basliyor. Benim boyleydi. "Mutluysan merak etme, yakinda gecer" diye bi rozet yazisini hayat mottom yapmistim, iyi hissettigimde aklima getiriyordum ki sonra daha cok uzulmeyeyim.

Burasi guzel, oturmus durmus, guzel seyler yok olmuyor. Dolayisiyla hayatimdaki guzellikler de buyuk cogunlukla sabit kaliyor, canimi sikan seyler azaldikca.

9 Kasım 2014 Pazar

ben aslinda buraya icimi dokmek, cok anlamli cok duygusal bi blog yazmak icin geldim ama onun yerine icimden su parcayi soyleyip duruyorum sayfayi actigimdan beri:

Buralara yaz gunu kar yagiyor canim
Olene kadar seni bekleyemem
Ona buna benzemem, oyuna gelmem
Senin icin olmeye soz veremem.

Buralara, buralara buralara, buralara....

4 Kasım 2014 Salı

yine nostalji

2 yaz once evime bi posta gelmisti, zarfin agzi kapanmamis bantlanmis. Gorur gormez icinde ne oldugunu biliyordum, kabul mektubunun elektronik hali daha hizli seyahat ediyor. Baktim mektuba guldum, koskoca tip universitesinin kabul mektuplarini postaladigi zarfa bak amk agzi bantlanmis diye.
Bugun transcriptlerimi almaya bolum kordinatorunun odasina gittim, basmis hepsini imzalamis. Zarfa koyup agzini damgalayabilir miyiz dedim, oyle istiyor bazi okullar. Tabii ki dedi, zarflari cikardi.
"I was accepted with those envelopes..." dedim, "Haha yes, but the bad thing about these is that you have to tape them to be closed :/" dedi.
"I know." diyemedim.

26 Ekim 2014 Pazar

keske baska bir yerden olsaydi

Butun sabah su cumlenin nerden oldugunu hatirlamaya calistim, Munih'ten Berlin'e, evime, gitmek uzere havaalaninda beklerken:
“Evimi ozledim ama evim neresi bilmiyorum."

Asmali Konak......

23 Ekim 2014 Perşembe

oha nerden nereye

tunelin sonunda bir isik oldugunu biliyorsan tunel yolculugu da guzel. cunku berlin yine bok gibi sogudu ama bu sefer biliyorum ki nisanda yine kuslar otecek.

14 Ekim 2014 Salı

son 3 gunde,

- dus lifine sac kremi koyup kopurmuyo diye sinirlendim,
- bir elimde peynir diger elimde tabak varken tabagi buzdolabina koyup peyniri rafta biraktim,
- kahve makinasina su koymayi unutup neden kahve yapmadigini anlamaya calistim.

bence benim biraz tatile ihtiyacim var.

8 Ekim 2014 Çarşamba

6 sene?


“Koku alma duyusu çabuk yorulur. Bir süre aynı koku alınırsa, belli bir süre sonra bu koku hissedilmez olur. Ancak değişik bir koku verildiğinde bu konu hemen ayırt edilebilir. Koku duyusunun yorulması, insanı kötü kokulardan koruyan küçük bir sigortadır.”
Alışmak, sürekli aynı uyarana maruz kalmaktır, zamanla uyuşmak, hissetmemek ve kabullenmek. Yaşama uyum sağlamaktır basitçe, anormali normak yapmaktır beyinde.

Çocukken ne çok değer yüklüyoruz her şeye, bir tutam saça, bir oyuncak bebeğe... Ne çok seviyoruz her şeyi, ne çok şaşırıyoruz. Ölen bir muhabbet kuşunun ardından günlerce ağlıyoruz, arka bahçeye gömüyoruz annemizle, su kabını da anıt niyetine dikiyoruz tepesine. 15 yıl sonra ise her şey tekdüze, bir düzen var oturtulmuş ve sorgulanmamış. Yada sorgulanmış da, harekete geçilememiş, inanılmış, rafa kalkmış. Büyüyünce her şey ne kadar basit, her gün kaç tane trafik kazası görüyoruz evimizde otururken, kaç ölüm haberi alıyoruz... Ölen balığımızı da tuvalete atıyoruz işte aynı soğukkanlılıkla, sifonu da çekiyoruz üzerine.

Yani o çocuk halimizden daha mı güçlü oluyoruz ölümleri yaşayıp da ağlamadığımız zaman? Yoksa sadece alışmış, çok görmüş ve acıya direnç kazanmış mı?
Montaigne alışkanlık için “başlangıçta kuzu gibi sevimli, alçakgönüllüdür; ama, zamanla, oraya yerleşip kökleşti mi, öyle azılı, öyle amansız bir yüz takınır ki kendisine gözlerimizi bile kaldırmaya izin vermez” der.
Oysa alışkanlık, burnumuzun bir süre sonra aynı kokuya duyarlılığını yitirmesi gibi bir adaptasyondur insanın sonradan geliştirdiği. Yaşamı çekilir kılandır.
Alışmak unutmak değil, gerçek olmaktır.

burcu
23/5/2008

23 Eylül 2014 Salı

bugun labda journal club vardi ve cokbilmis, surekli bir seylerden sikayet eden ve beni hic sevmeyen doktora ogrencisinin yaninda oturuyordum. konu cok hosuma gitti, hoca bi noktadan sonra ders gibi anlatmaya basladi ve ben de kaptirip 2 sayfa not aldim. sonra yanimdaki doktora ogrencisinin gozlerini notlarimi okumaya calisirken yakaladim. simdi kadini tanisaydiniz cok gulerdiniz aslinda.

18 Eylül 2014 Perşembe

Mayis 11, 2013. Belli ki labda sikilmisim.

"Bu western blottingin de sonuna gelmek uzereyiz, secondarydan onceki son yikama. Kopruden onceki son cikis, legen-dary.
Cok eski arkadaslarla vakit gecirmek ve cok yeni arkadaslarla vakit gecirmek cok farkli, fakat ya bir gun o cok yeni arkadas cok eski bir arkadas olursa?
Karnim agriyo midem bulaniyo basim donuyo ben hala labda oturuyorsam beni alsalar ipe koysalar dayanamaz yurek kadere sarsalar.
Annem bana “anneler gununde ne yapacaksin?” diye sordu.
Keske, keske yaptigim tum kotulukleri silebilsem simdi. En azindan kendi hafizamdan. Lise yilliklarimi okudum, bir arkadasimla kavga etmisiz ondan bahsetmis, hayal meyal hatirliyorum ama sebebini biliyorum ki bir daha hic hatirlayamayacagim."

Neyse ki artik labda Western yapmiyorum.