30 Temmuz 2009 Perşembe

3ü 1 arada

yarın 7de kalkıcam ama kendime 11.30da kahve yaptım. elif şafak, "aşk"tan beri geleceği düşünmüyorum. canım o an ne yapmak istiyorsa onu yapıyorum. umarım 28 eylül bunun sonu olur. kitabı da o kadar sevmedim halbuki.
1 aydır doğru düzgün kahve içmiyordum. yada 3ü 1 arada içmiyordum hatırlamıyorum. onun kendine has çok ayrı bir kokusu var. onu duydum. ve sanki saat gece 3, ben kalkmışım, test çözecekmişim de uyanmaya çalışıyormuşum gibi geldi. koku duyusuyla anımsama dişilerde 20 yaşına kadar çalışırmış. inanmıyorum. devam eder bence daha.
umarım 5 ay sonra hayatımın ilk midterm lerine çalışırken gece 3te kalkıp kendime 3ü 1 arada yaptığımda test çözmem gerektiği hissiyatına kapılmam. hiç acımaz gider geri uyurum çünkü.

15 Temmuz 2009 Çarşamba

sanat

2 metrelik 4. sınıf mekatronik abisi, sanat binasının sergi kısmını biz potansiyel sabancı'lılıara gezdirirken:
"gelip bana soruyolar 'o ne bu ne' diye. Hoca diyor 'bir yastık bir masa bir sandalyeyle bir şey yapın' diye. Sonra burada masalar sandalyeler uçuşuyor. Adam daha kendisi bilmiyor ne yaptığını ben nerden biliim"
diyerek sabah sunumda "interdisipliner program" ı 2 saat kadar anlatan insanların emeklerine hiç mi acımıyor diye sorgularken,
sabancının şu güzide ülkedeki en sempatik, en anlayışlı, içindekileri belki en zeki değil ama en pratik zekalı en faydalı insanlar oldukları için kutluyor, 2 ay sonra onlara katılacak olmanın heyecanını yaşıyorum.

12 Temmuz 2009 Pazar

319

ve ben yine yuvarlıyorum evet. 320.
odamda hala binlerce post-it ve küçük küçük not kağıtları var. hayatım onların arasında geçecek sanırım. hala her şeyi not alıyorum.
aslında kendimi seviyorum. hayattan zevk alıyorum. başka biri olmayı istemezdim yani. ama işte sevdiğim insanları kıskanmak çok dokunuyor bana. keşke de diyemiyorum, bu sene çalışmak dışında bir şey yapmadım. kapasite desen. annem tıp fakültesi dekanı nasıl gende zekilik yok diyebilirim ki. neresinden tutsam elimde kalıyor.
onun yanında şu da var, ben türkiye 1.si olsam da sadece sabancı yazacaktım, türkiye 43binincisiyim ve yine sadece sabancı yazacağım, ama işte üzülüyorum kendi kendime.
şimdi bitse her şey.

bu sene aralık gibi şu cümleyi fırat'a sarfettiğimi çok net hatırlıyorum, dolaplara giderken, "şimdi uyuyiim, yanıma da büssürü kitap koyiim, 14 haziranda sabah uyandığımda bütün o kitapları biliyo oliim.." demiştim. çok çekici değil mi. değil. aralıktan hazirana kadar yaşadıklarım şu ana kadarki mutluluğumun etkeniydi. o kadar ağlamamış olsaydım zamanında bu kadar da gülemezdim öss den sonra. bunu da yaşamam gerekli demek ki, sabancıda mutlu olabilmek için.
her ne kadar tanrının elini sırtımda hissetmiyorsam, yada düştüğümde çelme takanın o olduğuna inanmıyorsam da bazı anları birinin bana yaşattığını düşünüyorum. yada benim o biri.

üzgünüm mcgill. bekle beni sabancı. her şey güzel olacak.

26 Haziran 2009 Cuma

hep benle kal. zamanın varsa.

şimdi ölmek istemem, daha hiç gülmeden. çobanyıldızı. biraz daha.

kavak yellerinin sonunda çaldı, öss yüzünden son 4 bölümünü izleyemediğim dizimin.
koşa koşa vuze'u açtım, çobanyıldızı yazdım, no results found, insanlık halleri yazdım, 7-8 tane döküldü bütün albüm. tıkladım. İnmeye başladı.
Bas dersine başladığımdan beri, yani son 1 haftadır, tarzım olmayan her şeyi indiriyorum galactica çalıyor diye, whitesnake,deep purple, led zeppelin.. ve seviyorum. Önce best oflarını sonra beğendiğim parçaların olduğu albümleri, bazılarının komple discographylierini.
İçim dayanmadı teomanınkini indirmeye. iptal ettim.
Bir şebnem, bir teoman. suçlu oldum, hırsızlık yaptım, öyle geldi.
diğerlerinin suçu ne. benim tarafımdan koyuna alınmak istenmemeleri mi. bilmiyorum.
indiremedim. iyi mi, kötü mü, bilmiyorum.

çok sevdiğim biri, bana zamanında "fenerbahçe senin için ne yaptı ki odanı sarı laciverte boyadın" demişti. haklıydı.
ama sevmenin bir açıklaması, bir özürü yok ki.

onlar benim için ne yaptı? ben kalbimi boyadım..

22 Haziran 2009 Pazartesi

uuğuu.

Elime geçen her şeyi savururken buldum kendimi. 10. sınıf edebiyat defterimi, lisenin başından beri tuttuğum tarih notlarımı, 9. sınıf dosyamı, 11. sınıf kimya defterimi. Hepsi “çöp” kısmındaydı masamın. Ve evet masamın çöp diye bir kısmı olur ben temizlik yaparken.
Bir an, sadece bir an, onları kızımın elinde düşledim. Yada aslında o kız bendim ve annemin lise ders notlarını tutuyordum. Farklı bir düş, anılarla güçlü bir bağ. Dipol-dipol.
Kimyayı ayırdım, yatağımın üstüne bıraktım. Diğer bütün anıları kaldırıp attım.
Değerli olması için az olmalı. Değer veren; bir kağıdı, belki de bir harfi öpüp koklamalı.

Geçip giden zamanları bir yerlerde bulsam. Sonra üzülsem, üzüldüğüme üzülsem. Gözyaşıma dalıp dalıp seni hatırlarım. Gittin şimdi sen. Yoksun yanımda. Bir şey istemem. Neye yarar hatıralar.

Çöpkafa’ya selam ederim uzak diyarlardan.
Hoşbuldum.