tam yatmak uzereyken facetime'dan bir amerikan numarasinin aramasi, "allah kahretsin yarinki mulakatin saatini yanlis hesapladim" diye dusunup acmak, baglanilamamasi, kapatip tekrar aramak, acilmamasi, google'dan numarayi sorgulamak, o bolgede hicbir okula basvurmamis olmak, kan basincinin tavan yapmasi, numaranin tekrar aramasi, acinca amerika'ya yeni tasinmis dolayisiyla numarasi kayitli olmayan kuzenle karsilasmak.
te allam gece gece. neyse iyi oldu konusmuyoduk bayadir. daha da guzeli o da acinca beni gorup sasirdi. pocket dial yapmis beni ya.
25 Şubat 2015 Çarşamba
14 Şubat 2015 Cumartesi
bazen twitter'a gunluk dertlerimden yakinmak icin giriyorum ama bi bakiyorum her yer toplumsal problem. aman benimki de dert mi diip gunluk dertlerime geri donuyorum.
yani diyecegim oydu ki Alman klavyelerinde z ve y nin yerleri ters ve gun icinde ona alisip eve laptopuma gelince cok sikinti yasiyorum sonra evde ona alisip laba gidince oyle iste ya neyse.
yani diyecegim oydu ki Alman klavyelerinde z ve y nin yerleri ters ve gun icinde ona alisip eve laptopuma gelince cok sikinti yasiyorum sonra evde ona alisip laba gidince oyle iste ya neyse.
2 Şubat 2015 Pazartesi
eski evimizde ust katta kopekli bir aile yasiyordu. hayvancagiz butun gun yalniz kalirdi evde ve araliklarla ic ceke ceke aglardi her gun. ben de daha cok kucuktum ve senelerce o bebise cok uzuldum. az once, 1 haftalik Istanbul tatilimden Berlin'deki evime geleli 3-4 saat olmusken yere yatmis agliyordum ve "komsulara gitmese bari" diye dusundum. sesim ayni o zavalli cocker spaniel gibi gidiyor olmaliydi. hemen sustum.
29 Ocak 2015 Perşembe
kendine not: bir daha eve (Istanbul'dakine) geldiginde geceleri oturup universite zamanindaki gunluk/facebook/whatsapp konusmalarini okuma, girip eski fotograflara bakma. gecti o yillar ve bir daha gelmeyecek. hatirlamamak tek caren.
bu da haftanin sarkisi: https://www.youtube.com/watch?v=dq6VyapoFkM
bu da haftanin sarkisi: https://www.youtube.com/watch?v=dq6VyapoFkM
26 Ocak 2015 Pazartesi
bazen dusunuyorum su adamin yaptigini yapmadigim her gun hayatimdan harcaniyor mu.
http://www.lionwhisperer.co.za
http://www.lionwhisperer.co.za
11 Ocak 2015 Pazar
son 3-4 gundur yapicak nispeten daha az isim var, ben de her gun baska bir film izliyorum. izledigim 3 turk filminin icinden her filmde en az 1 ana karakter (birinde hepsi?!) öldü. zaten bir cicek bahcesi olmayan hayatimdaki minimal bosluklari doldurmak bu kadar gozyasina mal olmamaliydi bence siz ne dersiniz.
6 Aralık 2014 Cumartesi
medeniyet canavar diil ki hic
az once garda sakin sakin trenimi bekleyip bir yandan da birbirine kor dugum olmus kulakliklarimin kablolarini cozmeye calisirken sagimdan bir cismin yaklastigini farkettim. ben herhangi bi harekette bulunamadan 1.80 boylarindaki hatun yanindaki arkadasina donmus konusurken beni, muhtemelen gorece olarak epey ufak oldugumdan, farketmedi ve gercek anlamiyla uzerime cikti. Sonra ben dusmeyeyim diye beni tutmaya calisti ben o dusmesin diye onu tutmaya calistim sanirim cok cok sacma bi goruntu cikti ortaya. Ben kahkahalarla gulmeye basladim toparlandiktan hemen sonra, kiz da benim guldugumu gorup kopmaya basladi ama bi yandan da ozur diliyo cilginlar gibi, ben de yok yok nolucak onemli diil diyorum. allahim dunyanin en komik seyiydi hala guluyorum ahahaha.
edit (11.01.15): simdi bunu okuyunca aklima su geldi cem adrian dinlerken guldum tobe estafrullah..
https://www.youtube.com/watch?v=j_5wMR5ubXY
edit (11.01.15): simdi bunu okuyunca aklima su geldi cem adrian dinlerken guldum tobe estafrullah..
https://www.youtube.com/watch?v=j_5wMR5ubXY
25 Kasım 2014 Salı
Turkiye'de, Istanbul'da yasamak, sehirle ilgili bir mutluluk aninda "buranin da agzina yakinda sicarlar ki" duygusunu hissetmeni gerektiriyor. Haliyle de bu duygu tum hayatini ele gecirmeye basliyor. Benim boyleydi. "Mutluysan merak etme, yakinda gecer" diye bi rozet yazisini hayat mottom yapmistim, iyi hissettigimde aklima getiriyordum ki sonra daha cok uzulmeyeyim.
Burasi guzel, oturmus durmus, guzel seyler yok olmuyor. Dolayisiyla hayatimdaki guzellikler de buyuk cogunlukla sabit kaliyor, canimi sikan seyler azaldikca.
Burasi guzel, oturmus durmus, guzel seyler yok olmuyor. Dolayisiyla hayatimdaki guzellikler de buyuk cogunlukla sabit kaliyor, canimi sikan seyler azaldikca.
9 Kasım 2014 Pazar
ben aslinda buraya icimi dokmek, cok anlamli cok duygusal bi blog yazmak icin geldim ama onun yerine icimden su parcayi soyleyip duruyorum sayfayi actigimdan beri:
Buralara yaz gunu kar yagiyor canim
Olene kadar seni bekleyemem
Ona buna benzemem, oyuna gelmem
Senin icin olmeye soz veremem.
Buralara, buralara buralara, buralara....
Buralara yaz gunu kar yagiyor canim
Olene kadar seni bekleyemem
Ona buna benzemem, oyuna gelmem
Senin icin olmeye soz veremem.
Buralara, buralara buralara, buralara....
4 Kasım 2014 Salı
yine nostalji
2 yaz once evime bi posta gelmisti, zarfin agzi kapanmamis bantlanmis. Gorur gormez icinde ne oldugunu biliyordum, kabul mektubunun elektronik hali daha hizli seyahat ediyor. Baktim mektuba guldum, koskoca tip universitesinin kabul mektuplarini postaladigi zarfa bak amk agzi bantlanmis diye.
Bugun transcriptlerimi almaya bolum kordinatorunun odasina gittim, basmis hepsini imzalamis. Zarfa koyup agzini damgalayabilir miyiz dedim, oyle istiyor bazi okullar. Tabii ki dedi, zarflari cikardi.
"I was accepted with those envelopes..." dedim, "Haha yes, but the bad thing about these is that you have to tape them to be closed :/" dedi.
"I know." diyemedim.
Bugun transcriptlerimi almaya bolum kordinatorunun odasina gittim, basmis hepsini imzalamis. Zarfa koyup agzini damgalayabilir miyiz dedim, oyle istiyor bazi okullar. Tabii ki dedi, zarflari cikardi.
"I was accepted with those envelopes..." dedim, "Haha yes, but the bad thing about these is that you have to tape them to be closed :/" dedi.
"I know." diyemedim.
26 Ekim 2014 Pazar
keske baska bir yerden olsaydi
Butun sabah su cumlenin nerden oldugunu hatirlamaya calistim, Munih'ten Berlin'e, evime, gitmek uzere havaalaninda beklerken:
“Evimi ozledim ama evim neresi bilmiyorum."
Asmali Konak......
23 Ekim 2014 Perşembe
oha nerden nereye
tunelin sonunda bir isik oldugunu biliyorsan tunel yolculugu da guzel. cunku berlin yine bok gibi sogudu ama bu sefer biliyorum ki nisanda yine kuslar otecek.
14 Ekim 2014 Salı
son 3 gunde,
- dus lifine sac kremi koyup kopurmuyo diye sinirlendim,
- bir elimde peynir diger elimde tabak varken tabagi buzdolabina koyup peyniri rafta biraktim,
- kahve makinasina su koymayi unutup neden kahve yapmadigini anlamaya calistim.
bence benim biraz tatile ihtiyacim var.
- bir elimde peynir diger elimde tabak varken tabagi buzdolabina koyup peyniri rafta biraktim,
- kahve makinasina su koymayi unutup neden kahve yapmadigini anlamaya calistim.
bence benim biraz tatile ihtiyacim var.
8 Ekim 2014 Çarşamba
6 sene?
“Koku alma duyusu
çabuk yorulur. Bir süre aynı koku alınırsa, belli bir süre sonra bu koku
hissedilmez olur. Ancak değişik bir koku verildiğinde bu konu hemen ayırt
edilebilir. Koku duyusunun yorulması, insanı kötü kokulardan koruyan küçük bir
sigortadır.”
Alışmak, sürekli
aynı uyarana maruz kalmaktır, zamanla uyuşmak, hissetmemek ve kabullenmek.
Yaşama uyum sağlamaktır basitçe, anormali normak yapmaktır beyinde.
Çocukken ne çok
değer yüklüyoruz her şeye, bir tutam saça, bir oyuncak bebeğe... Ne çok seviyoruz
her şeyi, ne çok şaşırıyoruz. Ölen bir muhabbet kuşunun ardından günlerce
ağlıyoruz, arka bahçeye gömüyoruz annemizle, su kabını da anıt niyetine
dikiyoruz tepesine. 15 yıl sonra ise her şey tekdüze, bir düzen var oturtulmuş
ve sorgulanmamış. Yada sorgulanmış da, harekete geçilememiş, inanılmış, rafa
kalkmış. Büyüyünce her şey ne kadar basit, her gün kaç tane trafik kazası
görüyoruz evimizde otururken, kaç ölüm haberi alıyoruz... Ölen balığımızı da
tuvalete atıyoruz işte aynı soğukkanlılıkla, sifonu da çekiyoruz üzerine.
Yani o çocuk
halimizden daha mı güçlü oluyoruz ölümleri yaşayıp da ağlamadığımız zaman?
Yoksa sadece alışmış, çok görmüş ve acıya direnç kazanmış mı?
Montaigne alışkanlık
için “başlangıçta kuzu gibi sevimli, alçakgönüllüdür; ama, zamanla, oraya
yerleşip kökleşti mi, öyle azılı, öyle amansız bir yüz takınır ki kendisine
gözlerimizi bile kaldırmaya izin vermez” der.
Oysa alışkanlık,
burnumuzun bir süre sonra aynı kokuya duyarlılığını yitirmesi gibi bir
adaptasyondur insanın sonradan geliştirdiği. Yaşamı çekilir kılandır.
Alışmak unutmak
değil, gerçek olmaktır.
burcu
23/5/2008
23 Eylül 2014 Salı
bugun labda journal club vardi ve cokbilmis, surekli bir seylerden sikayet eden ve beni hic sevmeyen doktora ogrencisinin yaninda oturuyordum. konu cok hosuma gitti, hoca bi noktadan sonra ders gibi anlatmaya basladi ve ben de kaptirip 2 sayfa not aldim. sonra yanimdaki doktora ogrencisinin gozlerini notlarimi okumaya calisirken yakaladim. simdi kadini tanisaydiniz cok gulerdiniz aslinda.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)