26 Ekim 2009 Pazartesi

ayağına dikkat et!

bir cs ödevinin daha sonuna geldim az önce. bu 3 saatten biraz daha uzun sürmüş olabilir, az sonra kalkıp hocanın ellerini öpmeye de gidebilirim her hafta değil de hafta aşırı ödev verdiğinden sebep.

eğer "cs insanı mutluluk tanımı" diye bir şey varsa, o da kesinlikle şu iki satırdır ayrıyetten:
0 error(s), 0 warning(s)
========== Build: 1 succeeded, 0 failed, 0 up-to-date, 0 skipped ==========

"ne zaman 'allah kahretsin ben neden cs 201 aldım ilk dönemden' deyip ağlayacağın günlerin geleceğini merak ediyorum" diyen insanı da kınıyorum. kavgada söylenmez.

asıl o değil de, geçen gün günlüğümü okuyordum, şöyle bir paragrafla karşılaştım öldüm gülmekten, az biraz küfürlü ama nasıl gaza geldiysem artık,
"eğer insanın ilhamını götüne kaçıran bir şey varsa o da kesinlikle birinin arayıp 'ben geliyorum' demesidir. gelince ne olacak balata; ama anlamsız bir bekleyiş başlıyor o noktada ve ağzımda ne kadar kelime varsa hepsi kıçıma giriyor o anda."

odamdan çıktıktan sonra dorm binasının kapısından çıkıp oda penceremizin önünden geçiyorum. geçen gün selin cama çıkıp çarşaf silkelerken "yabancılarla konuşmaa" diye bağırdı. meydana kadar güldüm.

hangar'ın hangar olduğunu belli etmek için konan müzikus tabelasının işlevini yerine getirmediğini düşünen bas insanı, "ondan detone olmayın gibi bir anlam çıkıyor ilk bakıldığında" cümlesini kurdu.
"kaşarlı dürüm döner" yerine "kaşarlı dünür dörem" denmesi üzerine aynı insan "kaşarlı dünür görem!" dedi..

galiba sandığın kadar cesur değilim, çok istedim yazabilmek ama her yazdığım mahrem oldu, benim ellerimden kurtulup havaya tutundu. kim bilir, belki bir gün hazır olduğunda senin ellerine düşer.

"geçmiş, bugün ve gelecek… hepsini peşpeşe dizip, dümdüz bir çizgi çiziyoruz. bu yüzden geçmişin geçip gittiğine, geleceğin henüz gelmediğine inanıyoruz. ve en kötüsü, zamanı önceden çizdiğimiz bu dümdüz çizgide yürümeye mecbur tutuyoruz. ama belki de o burnunun ucunu göremeyecek kadar sarhoştur."
Elif Şafak

Hiç yorum yok: