yiğidi öldür, hakkını ver. gerçekten.
yaşanmışlığa yaşanmışlığın hakkını vermek gerek, dikkat, insana değil, yaşanmışlığa. insana da ver tabii verebiliyorsan, almak istiyorsa. ben vermek istiyorum ama bazen bunu nasıl yapacağımı bilemiyorum sanırım.
ya o diil de ben buraya bunu demek için gelmedim ki.
atları çok seviyorum, özellikle yağız'ı. dün binerken giydiğim montun üzeri hep tüyleri olmuş, ellerim hala o kokuyor, yok şaka geçti 8 kere yıkayınca, ama kanlı canlı bir hayvana binebiliyor olmak, evet binebildim!, o kadar güzel ki. yüzeyselim, evet. pazar günü de beykoz barınağına gidiyorum, geçen sefer 3 köpek üzerimdeydi, bakalım bu sefer neler olacak. kampüste de bir kedi var acıkınca oda kapımızın önünde cığlık atıyor, dikkat, miyav falan değil bayağı bağırıyor. öyle işte.
"almanlar yenilince biz de yenilmiş sayıldık" kısmına haftaya salı geliyoruz, çok heycanlıyım!
eskiden sadece yarışmalara yollamak için öykü yazıyordum artık onu da yapmıyorum.
meksika içeceği/arpa suyu/ikeadanalınmışkırmızıçamaşırsepeti bence komedi unsurları.
1 aydır görmediğim bir insan bana dedi ki: "burcuuu çok şişmanlamışsın ama yakışmış iyi olmuş," arkadaşım, bir cümle içinde iki yalan söylüyorsun.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder