beni tanıyanlar, yani aslında yeterince iyi tanıyanlar nasıl bir hayvan müptelası olduğumu bilirler. işte bu nedenle geçen gün arkadaşımın "ya ben bi hafta tatile gidiyorum evim okuluna yakın altında araba var hergün bi gelsen gezdirsen şu yavrucağı?" teklifine pek sıcak baktım.
lakin, benim derslerim çok düzensiz, 12.30da biten gün de var 19.30da biten de. bunu arkadaşıma dedim. dedim bak dedim böyle böyle dedim hayvan sıçmasın oraya buraya dedim, yok dedi bir şey olmaz dedi. eyi madem dedim ben de.
neyse ki bugün prob recitim (oraya da gelicem) yarım saat erken bitti, koştur koştur eve gittim, meğer şekerpınar yolunda korkunç bi trafik varmış. hiç bir işe yaramadı erken bitmesi haliyle. bir girdim ki eve hayvandan bir sesler geliyor ne siz sorun ne ben söyleyeyim. bayağı acı çekiyor çok belli halinden. bir hışım iki poşet aldım tasmasını taktım kapıyı çektim. dobi koşuyor ve koşuyorum.
koridor bitince hayvan yolu bildiğinden sola döndü. bilmediği şey ise tam o sırada apartmana giren 2 çocuklu bir çift anne babanın bunu bilmediğiydi. insanlar son hız üstlerine koşan 50 kiloluk bir golden, arkasında da anca o kadar kilosuyla koşan bir sahip gördüklerinde dehşet panik oldular, çocuklar ayrı taraflara dağıldı baba hangisinin arkasından gideceğine karar veremedi ben de "TUTUYORUM TUTUYORUM" diye bağırırken dobinin ısrarla üstüne koştuğu anneyle göz göze geldim. anne, proj102 hocamdı. sonrası işte hüzünlere gark falan.
prob asistanım bugün "değil mi? KEY?" dedi.
edit: nesini anlamadınız arkadaşım? o kutuyu oraya ben iç dünyamı anlatınca ney? diyesiniz diye koyduk bak ne güzel hikaye anlatmışım nesini anlamadın..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder